Fransız Teğmenin Kadını İncelemesi
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2023 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2023 23:08
Fransız Teğmenin Kadını uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Ancak kitabın hem hacimli hem de anlaşılması zor olduğunu düşündüğüm için sürekli erteledim. Keşke daha önce okusaydım. Çok farklı bir okuma oldu benim için. Bende yeri ayrı olan kitaplar arasına girmeyi başardı. Bu kitap için sayfalarca inceleme yazılabilir yine de bazı noktaları atlanmış olur. Ancak spoiler vermeden de bu kitabı incelemek neredeyse imkânsız. Bu sebeple en baştan uyarı yapmak durumundayım. Romanın ayrıntılarını girmeden önce biraz Viktorya döneminden bahsetmem gerekiyor zira kitabın geçtiği dönem Viktorya dönemi. Adeta bir dekor gibi kullanılmış bu dönem ve John Fowles tarafından epey eleştirilmiş. Söz konusu dönem tarihçilerin genel kanısı olarak 1837 ile 1901 yılları arasını kapsamaktadır. Adından da anlaşılacağı üzere Kraliçe Victoria’nın 64 yıllık iktidarının hüküm sürdüğü bir dönemdir. Viktorya döneminde İngiltere gücünün zirvesine çıkmıştır. Buhar enerjisinin keşfi ile İngiltere hızlı bir sanayileşme dönemine girmiş, donanması en uzun menzillere rahatlıkla gider olmuştur. Bir yandan sanayileşme diğer yandan sömürgelerden gelen ürünler İngiltere’yi tarihini hiçbir döneminde olmadığı kadar zengin kılmıştır. Londra dünyanın başkenti olma sıfatını Paris’ten almıştır. Ancak bu zenginlik sadece burjuva sınıfının güçlenmesine sebep olmuş, işçi kesimi ya da alt kesim var ile yok arasında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Çalışma şartları çok zordur, adaletsiz bir gelir dağılımı vardır. İşçiler üretim için feda edilebilen birer metadan ibarettir. Viktorya dönemi aynı zaman da bir gelenekçi – liberal mücadelesinin savaş meydanıdır. Özellikle Darwinizm İngiltere’yi bıçak gibi ikiye bölmüştür. Bir yanda gelenekçiler diğer yanda bilimsel gelişmelerin peşinden gitmeyi savunan liberaller. Bu döneme etki eden iki Charles vardır: Charles Darwin ve Charles Dickens . Kitabın baş kahramanının isminin de Charles olarak seçilmesini bu ihtilafın yansıması olarak düşünüyorum. Charles Darwin özgür düşünceyi temsil ederken Charles Dickens geleneklerden vaz geçilmemesi gerektiğini savunan tarafta. Charles bu ikilemi iki kadın üzerinden yaşamakta; nişanlısı Ernestina ve kitaba adını veren Sarah, nam-ı diğer Fransız Teğmenin Kadını. Bu bağlamda kitaptaki karakterleri biraz daha yakından tanımanın faydalı olacağını düşünüyorum. Charles Smithson: Aristokrat bir aileden gelme 30’lu yaşlarının başında bir adam. Dönemin deyim yerindeyse ana akımı olan paleontolojiden fazlasıyla etkilenen, bilimsel ve özgür bir bakış açısı edinmeye çalışan biri. Ancak yetenekleri kısıtlı. Heves etse de bu alanda başarılı biri olma ihtimali pek yoktur. Bir taraftan yeni fikirlerin rüzgarına kapılmışken, bulunduğu konum ve itibarı onu geleneklerine bağlı biri olarak yaşamasına sebep olmaktadır. Ernestina Freeman: Tina olarak da geçmekte kitapta. Tipik bir Viktorya dönemi burjuvası kızıdır. Geleneklere bağlıdır. Soyadının aksine özgür ruhlu biri değildir. Bağlı olduğu sınıf onu özgür düşünmekten ve özgürce hareket etmekten alı koymaktadır. Ama halinden memnundur. Charles’ı sevmektedir. Ancak cinsellikte çok çekingen ve tecrübesizdir. Sarah Woodruff: Fransız Teğmenin Kadını. Batan bir gemiden yaralı olarak kurtulan bir Fransız askeri ile ilişkinden dolayı adı çıkmış bir kadındır. Bir kadının evlilik öncesi cinsellik yaşaması Viktorya dönemi kuralları içinde bu affedilmez bir suçtur. Zira Viktorya dönemi demek muhafazakarlık demektir. Kitapta bu üçü haricinde birçok karakter mevcut. Muhafazakarlığın abidesi Bayan Poulteney, gelenekler ile özgür düşünce arasına sıkışmış olan Dr. Grogan, Charles’ın uyanık ve çıkarcı yaveri Sam ve onun sevgilisi Mary… Charles ile Ernestina İngiltere’nin bir sayfiye yeri olan Lyme’da beraber zaman geçirmektedirler. Evlilikleri için gün saymaktadırlar. Görüntüde çok mutlu bir çifttir. Bir gün sahilde yürüyüş yaparken Sarah ile karşılaşırlar. Sarah’ın hal ve hareketleri Charles’ın dikkatini cezbeder. Kısa bir araştırma sonrası Sarah’ın Fransız bir teğmenle adı çıkan, toplumun geneli tarafından dışlanan alt tabakadan bir kadın olduğunu öğrenir. Yine de bu kadında bir gizem vardır. Dışlanmayı pek kafaya takmış gibi değildir. Kendine güvenen bir hali vardır. Viktorya dönemi için bu hal ve hareketler hiç normal değildir. Ancak aklınıza bu gizemin kitabın en sonunda ortaya çıkan polisiye romanlar gelmesin. John Fowles ’un vurgulamak istediği aslında bu gizemin hangi şartlarda, nasıl ortaya çıktığı. Gizemin çözülmesi ile o kadar da ilgilenmiyor yazar. Sarah bu gizemi kullanarak özgür olmanın yolunu bulmuş gibidir. Ama bir kuşku da söz konusudur. Sarah gerçekten Charles’a ilgi mi duymaktadır yoksa bir histeri hastası mıdır? Kitap birçok açıdan diğer edebiyat eserlerinden sıyrılıyor. Aslında 1969 yılında yazılmış bir klasik eser gibi; Lev Tolstoy , Gustave Flaubert , Emily Brontë esintilerini görebilirsiniz kitapta. Diğer klasik eserlerden farkı ise postmodern bir teknik ile yazılmış olması. John Fowles esere bolca müdahalede bulunuyor. Tam hikâye almış başını giderken, John Fowles araya girip hem Viktorya dönemi hem de romanla ilgili yorumlarda bulunuyor. Bu kadarı da kesmiyor John Fowles ’u, kendini bir karakter olarak Charles ile aynı tren kompartımanına koyuyor. Kâh Charles’a kızıyor kâh Viktorya dönemine acımasız eleştirilerde bulunuyor. Aslında bir nevi kendini okuyucu yerine de koyuyor. Keza hikâyenin bir yerinden sonra John Fowles, bundan sonra ne olacağını ben de bilmiyorum tarzı bir yorumda bulunuyor. John Fowles dönemi iyi yaşayabilmemiz için dönemin önde gelen yazar, düşünür ya da bilim adamlarından alıntılar yapmış. Charles Darwin , Thomas Hardy , Jane Austen ya da Karl Marx ’tan birçok paragraf, şiir ya da makale her bölümün başına eklenmiş. Ayrıca John Fowles okura bir güzellik daha yapıp bu alıntılarda ilgili bölümle alakalı ipuçları da vermiş. Bununla da kalmayıp döneme ait çeşitli sayısal veriler de sunmuş. Kitabın tek bir finali yok. Üç farklı final koyuyor karşımıza yazar. Hiçbirinde herkesin mutlu olduğu bir son yok. Trajedi her sonda farklı bir karakterin başına musallat oluyor. Bana göre bunlardan ikisi daha realisttik bir tanesi ise daha romantik tarzda. Ancak hiçbirine bu kitap bu şekilde bitmemeliydi diyemiyorsunuz. Her son kitaba cuk diye oturmakta. Sonuç olarak benim gerçekten çok beğendiğim bir kitap oldu. John Fowles ’in bilgi birikimine, anlatım tarzına hayran oldum desem yalan olmaz. Eğer gerçekten de iyi edebiyatla haşır neşir olmak istiyorsanız bu kitabı alıp okumanız gerekir.
İngiliz Edebiyatı
Fransız Teğmenin KadınıJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20203,036 okunma
·
3 +1'leme
·
1.050 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitabı okumaya özendirici, motive edici bir yazı olmuş. Elinize sağlık. Özellikle , Viktorya Dönemi hakkında bilgi edinmek için de iyi bir kaynağa benziyor.
Bu kitaba karşı çok büyük bir önyargım vardı, daha doğrusu yazara. Daha öncesinde Koleksiyoncu kitabını okumuştum ve pek beğenmemiştim. Dolayısıyla bir önyargı oluşmuştu bende. Ama sizin yazınızı okuyunca keşke şu an Fransız Teğmenin Kadını kitabı bende olsaydı da okumaya başlasaydım dedim. Gerçekten bilgilendirici bir inceleme olmuş. Ellerinize sağlık.
Özgün Coşkun
Gönderi Sahibi
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bence okunmayı hakeden bir kitap. Özellikle Viktorya dönemi İngiliz Edebiyatına merakınız varsa bu kitaba muhtemelen bayılacaksınız. Ama çok kolay bir kitap değil, biraz sabır istiyor. Bazı cümlelerin ne demek istediğini uzun uzun düşünmüştüm.
Özgün Coşkun
Gönderi Sahibi
İncelememde bahsetmeyi unuttuğum bir kısım var ki ona değinmem gerekiyor. Hepimiz Dr.Jekyll ile Bay Hyde kitabını biliriz. Ancak genel kanı bu kitabın bir korku kitabı olduğu ya da fantastik bir eser olduğu yönündedir. Fransız Teğmenin Kadını 'nın 383. sayfasında Dr.Jekyll ile Bay Hyde ile alakalı müthiş bir tespitte bulunuyor. Aslında bu çift kişilik Viktorya döneminin ikiyüzlülüğünü ifade ettiğini belirtiyor yazar. Bununla da kalmayıp söz konusu çağın en iyi kılavuzu olduğunu ifade ediyor. Viktorya döenmi insanlarında bir şizofreni olduğu, özgürlük ve kısıtlamanın, aşırılık ve ılımlılığın, kurallar ve kararlılığın aynı bünyede yer aldığından söz etmekte. Dr.Jekyll ile Bay Hyde 'i bir de bu gözle okumak gerektiğini düşünüyorum. Yani basit bir korku kitabı olarak değil, bir dönemin eleştirisi olarak görmek gerektiğini düşünüyorum.