Henri Beyle, yani bilinen adıyla Stendhal'ın iki büyük eseri vardır. Bunlar Kızıl ile Kara ve Parma Manastırı kitaplarıdır. Stendhal hayatını hayal kurmaya, mutluluğu aramaya, sanata ve aşka adamak isterdi; gerçekte ise olaylarla dolu bir hayatı vardı. Çok sevdiği annesinin ölümünün ardından, nefret ettiği bir baba ve çok sevdiği bir büyükbabayla boğucu bir çocukluk dönemi geçirdi. Bu ortamdan ayrılmasının sonunda edebiyata sığındı. 3 tane tutkusu vardı: İtalya, müzik ve resim. Matilde Viscontini Dembowski ile yaşadığı aşk hikayesinin hayal kırıklığı ile sonuçlanması üzerine de aşkla alakalı kitaplar yazdı.
Ona şöhreti şu anda incelemesini yaptığım Kızıl ve Kara kazandırmıştır. Bu şöhret sonucu kendisi konsolos olmuştur. Çok iyi bir Honore de Balzac hayranı olduğu bilinen Stendhal'ın Parma Manastırı kitabında ondan birçok iz bulmak mümkündür. Kendisi Balzac'tan övgüler de almıştır. Balzac, Victor Hugo, Gustave Flaubert ve Emile Zola ile birlikte Fransa'nın 19.yy'daki en iyi yazarları arasındadır. Stendhal, ekonomik ve sıkı bir üslupla karakterize edilen romanlarında, psikolojik alanda sert gerçeği arar ve esas olarak romantik canlılık özlemleri, duygu gücü ve zafer hayalleri olan gençleri tasvir eder.
Gelmiş geçmiş en büyük filozoflardan Friedrich Nietzscheİyinin ve Kötünün Ötesinde isimli kitabında Stendhal'ın birçok felsefi görüşüne yer vermiştir.
Kızıl ile Kara kitabına gelecek olursam; kitap 1830 yılında yazılmıştır. Stendhal'ın ikinci romanıdır. Yukarıda da belirttiğim gibi ona şöhreti bu kitap kazandırmıştır. Kitap iki ana bölümden oluşmaktadır.
Öncelikle karakter ve mekan çizimleri kusursuz. Bunu iyi bilirsiniz ki hocası ve ilham kaynağı olarak gördüğü Balzac'ta harika yapar.
Julien kitapta karşımıza çıkan başkarakterin adı. Çok sıkı çalışmaya uygun olmayan bu genç, eğitime ve kendini geliştirmeye de bir o kadar meraklı. Napolyon hayranı. Zaten Stendhal'ın da Napalyon hayranı olduğu bilinmekte. O nedenle bu kısımları otobiyografik olarak da değerlendirmekte fayda var.
Peder Chélan tarafından korunan Julien, Verrières belediye başkanı Mösyö de Renal'e çocuklarının öğretmeni olarak görev alıyor. Burada Madam Renal ile tanışıyorlar ve genç, güzel ve üst tabakadan olan kadını Julien bir şekilde baştan çıkarmayı başarıyor. Bir nevi yeni Napolyon Bonapart olmayı hayal ediyor .Buradan sonra kitapta ikiyüzlülük, entrika, trajedi vs gibi duygular hakim olmaya başlıyor ve olaylar gelişiyor.
İkinci bölümde de yine başka bir aristokratın kızının gönlünü çelmeyi başarır Julien. Bu seferde Marquis de La Mole adındaki Parisli aristokratın genç, kibirli ve tutkulu kızı Mathilde'nin gönlünü kazanır. Bu ilişki Julien'e bir şekilde soyluluk da getirir. Bu bölümde de bir suç, mahkeme, iki kadın bir adam, yine ilk bölümle aynı dozda entrika, trajedi mevcut.
Genel olarak hırsları ve tutkuları uğruna hayatında bir şeyleri kaybeden genç bir adamın hikayesini okuduk bu kitapta. Yani sonlarda bir öpme mevzusu vardı ki, midem bulandı. Pek duygusal ya da romantik gelmedi. Ama bazı okurlar belki bu sahneyi çok severler. Bu sahneyi araştırdım, spoiler vermemek için söyleyemiyorum ama, aynı sahne Navarre'lı Marguerite'nin , cesaretinden dolayı çok hayran olduğu sevgilisi Boniface de La Môle ile yaptığı yaptığı öpme sahnesini tekrarlamak için yapılmış. Kendisi 1589 yılı Fransa kraliçesiymiş. Bu kitabın da bilinmeyeni de buydu.
Kitapta Jean-Jacques Rousseau nun İtiraflar kitabından kutsal kitabımız Kur'an'ı Kerim'e benzetme yapılarak bahsedilmiş. İddialı bir örnek. Listeme ekledim. Merak ettim.
Kitabın adı Julien'di. Kızıl ve Kara neden oldu Stendhal hiçbir zaman açıklamadı. Bu başlık hala gizemini koruyor. En yaygın söylenen neden şudur; kırmızının orduyu, siyahın da din adamlarını simgelemesi. ''Kırmızı, kitabın kahramanı Julien'in daha erken gelmiş olsaydı asker olacağı anlamına geliyordu; ama yaşadığı dönemde cüppeyi almak zorunda kalmıştı:'' İşaret ettiği şey belki de doğrudan Napolyon veya İmparatorluktur. Yine bazıları giyotinin renklerini, tutkunun kırmızısını ve ölümün siyahını, Mars ile Satürn arasındaki gerilimi de ifade ettiğini düşünüyor. Bu gizem dediğim gibi çözülememiş. Peki sizce neden Kızıl ve Kara?
Yine kitapla ilgili bilinmesi gereken bir diğer önemli olay da Berthet olayıdır. Bu olay bir rahibin zekası nedeniyle çok erken fark ettiği ve ilahiyat okuluna kabul ettiği küçük bir zanaatkârın oğlu olan Antoine Berthet'in idam edilmesiyle ilgiliydi . Bu olaydaki konuların yüzde 75'i ortaktır. Araştırmanızı öneririm.
Başka bir benzer hikaye de Lafargue olayıdır. Bir marangoz ve işçi olan Bay Lafargue, bir çift tabanca kiraladı ve metresi Therese Loncan'a iki el ateş ettikten sonra, yeniden yaşadığı sırada onun kafasını kesti. Bu olayla ilgili olarak zaten Stendhal'ın da bir beyanı mevcuttur: ''Eğer insanlar şimdi halk arasında cinayet işliyorsa, bu Othello gibi aşklardandır. Marangoz Bay Lafargue'un takdire şayan savunmasına bir bakın.”
Bu olayları da görünce kitabın birçok şeyi daha da anlam kazanıyor. Kafama yatmayan şeylerin çok olduğu kitaplarda özellikle yabancı dilde bazı araştırmalar yaparım. Bu konuda Dünya Klasikleri ile ilgili tahmin edeceğiniz üzere birçok bilgiye ulaşılabilmekte. Gizemli dünyası, vermek istediği bazı mesajlar, hatta yarattığı kafa karışıklığı ile bana edebi yönden çekici ve özel geldi. Hemen gittim ve Parma Manastırı kitabını da satın aldım. İlk boşluğumda onu da okuyacağım. Bu kitapta hırs, makam, mevki, illegallik, heves gibi kavramlarla ilgili birçok mesaj çıkarabilirsiniz.
Kitaba puanım 9.