MAVİ HAYALLER, SİYAH HAYATLAR…
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2025 22:29
Herkese selamlar kitap dostlarım! Uzun zamandır okumayı istediğim fakat ağır gelebilir diye sürekli ertelediğim bir kitap olan Mai ve Siyah ‘ı bitirmiş bulunmaktayım. Ben mi kitabı bitirdim kitap mı beni bitirdi bilemiyorum; zira gözyaşlarım hala sıcak… Duygularımı istediğim gibi ifade edebileceğimden emin olmamakla beraber kitabı incelemeye çalışacağım. Haydi başlayalım… Her şeyden önce şunu söylemek isterim ki edebiyatımızda böyle bir başyapıt olduğu için gurur duydum! Realizmi çok seviyorum. Dünya edebiyatında bu akımın çok beğenerek okuduğum temsilcileri var. Türk Edebiyatında ise bu temayı böylesine ön planda tutan, hayatın gerçekleriyle yüzümüze tokat atan bir kitabı okumamıştım daha önce. Fakat Halid Ziya öyle bir roman yazmış ki gerçekçiliği dibine kadar kullanmış. Hayran kaldığım bir diğer konu da psikolojik çözümlemeler, karakter analizleri ve onların iç dünyasını iliklerime kadar hissetmem oldu. Bu konuda çok başarılı eserlerimiz var, evet; fakat bunlar daha çok, yakın tarihli olanlar. Psikolojinin yeni yeni geliştiği, psikanalizin henüz emeklediği bir dönemde (1897) böylesine güzel tahliller yapabilmek her babayiğidin harcı değil diye düşünüyorum. :)) Halid Ziya Uşaklıgil hemen herkesin bildiği gibi Servet-i Fünun dönemi yazarlarından ve Mai ve Siyah da ilk batılı romanlardandır. Yazar, TV dizisinin de etkisiyle Aşk-ı Memnu kitabı ile daha çok tanınır. Fakat ben birçok edebi eserin reytinglere kurban edilmesinden dolayı yıllardır Aşk-ı Memnu’ya ve Halid Ziya’ya önyargı ile yaklaşmış ve okumamakta diretmiştim. O yüzden de yazara ilk olarak Mai ve Siyah ile başlayıp bu önyargımı yıkmak istedim. Şimdi çok pişmanım, keşke çok daha önce tanışsaydım yazar ile diye hayıflanıyor ve en kısa zamanda Aşk-ı Memnu yu da okumayı planlıyorum. :)) Gelelim kitabın detaylarına.. İncelemelerimde genelde spoiler vermemeye dikkat ederim fakat hislerimi ve düşüncelerimi tam olarak ifade edebilmek istiyorum. O yüzden birazcık spoiler verebilirim bu defalık. Bilginiz olsun, söylemedi demeyin :)) Ahmet Cemil yeniliklerle dolu bir şiir kitabı yazıp ünlü olmak isteyen genç bir delikanlıdır. Gelecekte kendi yayınevini kuracağı, sevdiği kız ile mutlu bir yuvası olacağı, zengin olacağı gibi bir sürü “Mavi” hayalleri vardır. Bunlarla yatıp kalkar… Fakat farkında olmadığı bir şey vardır: Hayatın “Siyah” gerçekleri! Henüz öğrenim hayatı devam ederken babasının vefatı ile hayat ilk acısını tattırır ona ve Ahmet Cemil genç yaşta ailesinin geçimini sağlamak zorunda kalır, romanımız da burdan sonra başlar diyebilirim… Ahmet Cemil bir gazetede işe başlar, çevirmenlik yapar, özel ders verir, okuluna devam eder. Bu yaşam savaşında onu ayakta tutan yegane şey ise yine masmavi hayalleridir. Öylesine inanmıştır ki bir gün onlara kavuşacağına, hayatın gerçeklerine kör olmuştur. Her tökezlediğinde, hayallerinden her uzaklaştığında kendi kendine başka çözüm yolları bulur kendince hayallerine kavuşmak için. Kendine yalanlar söyler. Ki insanı en iyi kendisi kandırır, bunu da bir kez daha hatırlatmış bize yazar… İlk başlarda kızdım karakterimize kendini hayallerine çok kaptırdı, bencilce davranıp özellikle kız kardeşiyle ilgili yanlış kararlar verdi; korkak davranıp aşkının peşinden koşmadı pasif kaldı vs. diye.. Fakat sonra düşündüm de hangimiz bazen gerçeklere kör olmuyoruz ki? Tutkularımız, arzularımız uğruna –ki işin içinde aşk varsa– gözümüz kör olmuyor mu? Yapmam dediğimiz birçok şeyi yapmıyor muyuz? Ahmet Cemil de bir insan ve yazarımız realizmin gereğini çok güzel yapmış ve onu güzellemeden içimizden birisi gibi yazmış sevaplarıyla ve günahlarıyla… Sen de hata yapıyorsun ben de yapıyorum; karakterimiz de gencecik bir oğlan ve hata yapa yapa büyüyecek hayat yolunda demek istemiş. Zaten böyle olmasaydı kitap amacına ulaşmazdı diye düşünüyorum. Kitaptaki psikolojik çözümlemelerden yukarıda bahsetmiştim. Tam da verdiği bu kararlar noktasında Ahmet Cemil’in kendi içinde verdiği mücadele, ruhsal çatışmaları öyle güzel aktarılmış ki okurken mutlaka kendinizden bir şeyler buluyorsunuz. Halid Ziya Servet-i Fünun’cuların şiir ve edebiyat dünyasıyla ilgili fikirlerini de Ahmet Cemil karakteri üzerinden çok güzel dile getirmiş. Şiirde kâfiye, uyak gibi biçimsel yönlere değil de mânaya, bireyin iç dünyasına tesir edebilme gücüne önem verilmesi gerektiğini savunmuş, adeta ekibinin sesi olmuş kitabıyla :)) Edebiyat dünyasındaki ikiyüzlülüğe, dost gibi görünenlerin bile içten içe duydukları kıskançlığa, birbirinin ayağını kaydırmaya çalışanlara vs. çok güzel değinmiş. İkbal karakteri üzerinden dönemin kadınlarının halini de görebiliyoruz. Kocasının türlü işkencelerine maruz kalmasına rağmen sesini çıkaramayan kadınların içlerine attıkları çığlıkları satırlar aracılığıyla duyuyoruz. Üstelik arkasında durabilecek bir ağabeyi ve annesi varken bile çıkartamıyor sesini toplumun dayattığı öğrenilmiş çaresizlik duygusuyla. Bir de Raci’nin karısı var dönemin kadına biçtiği rolü kabullenen. Gerçekten bu karakterler bir kadın olarak canımı fazlasıyla yaktı çünkü günümüzde bile hala çok görüyoruz benzer şeyleri; özellikle de kadın ekonomik özgürlüğe sahip değilse.. O yüzden lütfen ekonomik olarak kendinizi garantiye almadan evlenmeyin sevgili hemcinslerim, bu da ufak bir kamu spotu olsun… Kitabı okurken yazarın realist anlatımı beni çok etkiledi incelememin başında da belirttiğim gibi. Keşke dönemin toplumsal olaylarını, Osmanlı çöküş dönemindeki halkın yaşadığı sıkıntıları gerçekçilik akımı ile yazabilmiş olsaydı diye düşündüm. Düşünsenize Emile Zola ‘nın Germinal ‘i gibi, ya da John Steinbeck ‘in Gazap Üzümleri gibi bir kitabımız olurdu. Ama tabii bu düşüncem “Mavi” bir hayal sadece çünkü o dönemde basına ve edebiyata uygulanan sansür politikası altında böyle bir şey mümkün değildi. Ki zaten bu sebeple de yazarlar bu akımı yalnızca bireysel konularda kullanabildiler maalesef… Dönelim tekrar Ahmet Cemil’e… Kitabın son 60-70 sayfasını gözlerimdeki yaşları tutarak okuyordum ki o yaşlar birden boşalmaya başladı. Neden mi? Bütün hayallerinin tek tek yıkılmasıyla gerçeklerle yüzleşen karakterimiz son darbeyi Lamia konusunda yedikten sonra öyle bir hayal kırıklığı yaşadı ki kalbinizin sızlamaması mümkün değil. Bütün hayatı boyunca üzerine çalıştığı, hayalini kurduğu kitabı yakarken aktı işte benim de gözyaşlarım. Çünkü yaktığı şey sadece kağıt parçaları değildi… Umutlarını da yaktı, hayata karşı bütün beklentilerini de. Hayal kuramayacaktı bundan sonra, biliyordu… Mavi hayalleri, umutları, planları Siyah bir küle dönüştü o kâğıtlar ile beraber, hem de sonsuza kadar… Peki ne yapacağız, hiç hayal kurmayacak mıyız? Böyle mi diyor yazar? Hayır. Bence burdan almamız gereken mesaj her şeyin dengede olması gerektiği… Hayalsiz yaşayamayız fakat hayal kurarken kendimizi gerçeklere kör etmenin sonunda nasıl felaketlere uğrayabileceğimizi görmemiz açısından muazzam mesajlar içeriyor eser. Özellikle günümüzün “her şeyi başarabilirsin” mottolarını fazla ciddiye alıp olmayacak hayallerin peşinde koşmamızın sonu genelde hayal kırıklığı oluyor. Bilen bilir hayal kırıklığının acısını.. Bunu bilin, dikkatli atın adımlarınızı mesajını aldım ben. Gerçi hayat bana çoktan öğretmişti bunu ama kitapta okumakla bir tokat daha yemiş oldum. :)) Herkesin mutlaka ama mutlaka okuması gereken bir eser. Okurken sadeleştirilmiş halini tercih etmeyi unutmayın, zira orijinal hali fazlasıyla zorlayıcı olabilir. Hayatın tüm ‘Siyah’lığına karşın ‘Mavi’ düşlerimizin de gerçekleşmesi ümidiyle demek istiyorum ben yine de sevgili kitap dostlarım… Herkese keyifli okumalar diliyorum.. Görüşmek üzere…
Edebiyat
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · İnkılap ve Aka Kitabevi · 197734,8bin okunma
·
3.737 Gösterim
8 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Müthiş ötesi bir inceleme olmuş, üzerine ekleyecek bir kelam yok hanımefendicim🤗 Çok kapsamlı ve yine kitabın hakkını verir nitelikte.. ✨👌🏻Kitapların üzerinizdeki tesirini beklentiniz, zevkiniz ve kitabın muhtevâsıyla harmanlayıp güzel ifade ediyorsunuz.. Tebrik ederim.. Kitabın dumanı üzerindeyken keyifle okudum.. Kaleminize sağlık 🤗✨🌸❣️
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Her satırını okurken o kadar etkinlendim ki. Duygularını, hissettiklerini o kadar güzel aktardın ki bize yüreğine sağlık.Kocaman bir hayal aleminde yaşarken gerçeklerin bizi kendimize getirdiği bir dönemi yaşamışızdır bir çoğumuz. Ama senin de dediğin gibi dengeyi kurmamız gerekiyor sanırım . Okumaya çekindiğim ve merak ettiğim kitabı senin sayende başlıyorum . Kalemine, yüreğine sağlık.🫶🏻✨
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Oya Çookk teşekkür ederim canım kankamm, şaşırttın beni 😂😂 Seni bir kitaba başlatabildiysem ne mutlu bana.. 🫠🤍 Çookk seveceğine eminim 😍 Hayat hep mavilikler çıkarsın karşına canım dostum 🩵💙
İnceleme yeniden Ahmet Cemil’le buluşma gibi oldu hocam ✨Emeğinize sağlık✨ Ahmet Hamdi Tanpınar ’ın Ahmet Cemil’le yaptığı #54018959 mülakatı da okuyun 😊 inceleme için çok teşekkür ederim✨🍀
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Berceste Teşekkür ediyorum vakit ayırıp okuduğunuz için 🙏 Yaaa tam da Tanpınar’dan beklenecek orijinal bir fikirmiş, sabah sabah gülümsememe sebep oldunuz bu mülakat ile, çok teşekkür ederim 🙏🌼 Nice kitaplarda aynı duygularla görüşmek üzere.. 💫🍀
Kitabı yeni bitirdim, okumam çok uzun zamanımı aldı sadelestirilmis halinden okumadığım için. Iyi ki vazgecip okumayı bırakmamışım diyorum. Çok güzel bir şekilde incelemişsiniz kaleminize sağlık :)
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Keşke sadeleştirilmiş halini tercih etseydiniz, gerçekten orijinali çok zorlayıcı olabiliyor. Çok teşekkür ederim yorumunuz için 🫶🏻🌸
Şimdi incelemenizi okuyunca ön yargımı hemen kırıp ilk okuyacaklarımın arasında sıraya aldım. Anlatış tarzınıza bayıldım.. 🌸🌸
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Melek Hanım güzel yorumunuz için. 🌸 Kesinlikle okuma listenizin ön sıralarına almalısınız, zira ben de yıllarca önyargı ile yaklaşıp okuyunca büyük pişmanlık yaşamıştım.. 🤭🥰