Gönderi

Bol Çapraz Okuma Örneği ile Bir İnceleme, Pansiyon Huzur
Puan vermedi·179 syf.··
2025 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 17:16
İrfan Yalçın 'ın kalemi ile ilk kez tanışıyorum ve anlatım stilini oldukça beğendim. Kitabın daha ilk girişinde, o evrenin gerçekliği, adeta yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Tam yeraltı edebiyatı denemez ama kimsenin pek de uğramak istemeyeceği o Beyoğlu sokaklarının, pis ve fukara yaşam durumunu okuyucuya yaşatmayı başarmış. Mizansen kurulumu giriş kısmında oldukça iyi. Gözümüzde o yaşantı, apartman, sidikli duvarlar ve pis kokular çok rahat şekilde canlanabiliyor. Kokuların hissiyatını gerçekten kitabın anlatımından alabiliyoruz ve o an ki sıkıntıyı alenen okuyucu olarak yaşayabiliyoruz. Eserin içinde genel olarak yazarın anlatımı, realiteyi göstermek açısından oldukça sade ama bir o kadar da çarpıcı. Bana Orhan Kemal eserlerini ve kitap olarak da Suat Derviş 'in Fosforlu Cevriye eserini anımsatıyor. Pek çok cümlede okuyucu, hem yaşamın bozuk gerçekliği karşısında acınası bir yüzleşme yaşayabilmekte hem de dilin yalınlığı sayesinde, kitaba adapte olarak kolay ilerleyebilmekte. Eğer edebi ve süslü bir dilin baskın olduğu ya da betimlemelerin yoğun olduğu bir eser olarak karşımıza çıksaydı, aynı etkiyi kesinlikle vermeyecekti. Bu sebeple yazarın oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum ve açıkçası, diğer yazdığı eserlerini de merak ediyorum. Ayrıca birkaç çeviri eserini de gördüm ki çevirmenliğin de edebiyat üzerinde oldukça önemli olduğunu düşünerek, çevirmiş olduğu kitapları da yine kendisi üzerinden okumak isterim. Çevirmenlik konusuna önemle durmayı Tomris Uyar ’ın Gündökümü - Bir Uyumsuzun Notları 1 ’nı okuduktan sonra ayrıca benimsedim. Çeviri yapmak; kültürü ve dili tanımak, bilmek ve biraz da benimsemekten geçiyor. Bu sebeple çeviri yapmak için, belki roman yazmaktan daha fazla emek sarfetmek bile gerekebilir. Merak edenler için Jack London 'ın bazı eserlerinin çevirmenliğini yapmış, oradan bakabilirsiniz. Karakter bazında ilerleyecek olursak, İnci’nin erkeklere olan tavrı (Arif karakterimiz hariç) sebebiyle, onlara kaba ve emir verici davranışlarıyla, farkında olarak ya da olmadan feminist bir başkaldırı sergilediğini düşünüyorum. Dönemine göre; femme fatal bir karakter diyebiliriz belki. Kitabı okurken şu sorular aklıma takılıp durdu: Parası olmasa da insanlar neden buraya, bu eve geliyor? İnci neden bu kadar seviliyor, duygusal açlığın ve sefaletin hoşgörüsü sebebiyle mi? Sefalet duygusunun paylaşılabilirliği mi onları ortak bir kabul alanında buluşturuyor? Aslında okudukça bu sorular, çözüme dayalı yorumları kendi kendine önümüze sunuyor. Ancak daha geniş kapsamlı düşününce romanın dışında yazar, toplumsal bir dışavurumcu olarak bu karakterlerin varlığını okuyuculara özümsetiyor. İnci karakterinden devam edecek olursak, İnci için “küçük burjuva” tabiri kullanılmaktadır ki bence nokta atışı bir tabir diyebiliriz. Her ne kadar roman içinde sevilen ve kıyılamayan bir karakter olsa da, İnci, bir okur olarak baktığımda; ne kadar haline acısam da onunla özdeşleşemiyorum ve hatta kendisinden hiç haz etmedim bile diyebilirim. Kemal’in İnci hakkında ne kadar haklı yorumlarda bulunduğuna süreç ilerledikçe hem fikir oldum ki Kemal karakterinin de ciddi zıtlıklar ve yanlış düşünce yapısının olduğunu belirtmeliyim. İnci karakteri bana saf kötü olarak geçti. Aynı zamanda metaforik olmayan bir delilik hali var. Çıkarcı ve hain, istediği zaman istediğini kullanan ama gücünü yettiremediğine de bütün sevimliliğini ortaya dökmeye çalışan bir karakter. Ancak dilenci Cemil’e yaptığı iyilik bir tek onu okurla yakınlaştırıyor diyebiliriz. Ayrıca ev sahibine vereceği kirayı düşünürken, birden aklına ilkokulda arkadaşının yazdığı açlık hikayesinin gelmesi oldukça dokunaklı bir süreç anıydı ve yazarın bu şekilde sefaleti ve doğal akışı birleştirmesi oldukça başarılıydı. Fakat dua ederken ki tutumları ise, yazar belki karakterine uygun bir mizaç ile uyumlu olsun diye öyle yazmış olsa da, şahsi fikrimce, dini konularda ve yaratıcıya hitapta saygısızlığın veya hakaretin bulunmasının yazar nezdinde olduğunu düşünüyorum ve bu, İnci aracılığıyla kullanılan bir üslup da olsa bir okur olarak beni oldukça rahatsız etti. Son olarak; aynı tarafın ve davanın iki insanı olsalar da Kemal ve Umut karakterlerinin bakış açısı tezatlığı, yaşama dokunuşlarının oldukça farklı oluşu, yazar tarafından çok iyi aktarılmış. Bazen bir gruba dahil olan insanları aynı sıfat ve özelliklerle eşleştirsek de bu iki karakter bunun hiç de doğru olmadığını bizlere gösteriyor. Eserde ise ortak payda, hepsini birleştiren şey; fiziksel ve duygusal açlık. Bu açlık durumu Arif öğretmen dahil, hepsini benzer sıfatların içine koyuyor, aynı eve taşıyor, parası olan karakterin bile o evde duygusal açlık tatmini ile duygusal eşitliğe ve benzerliğe yoruyor. Bu eserle ilgili daha çok yorumum olur, ancak bu bile epey uzun olduğu için maalesef burada bitirmek durumundayım. Keyifli okumalar dilerim! Bu eserle birlikte çapraz okuma yapılabilecek eserler: Fosforlu Cevriye , Şeker Portakalı , Açlık , Berci Kristin Çöp Masalları , Parasız Yatılı , Bir Filiz Vardı , Sevgili Arsız Ölüm
Edebiyat
Pansiyon Huzurİrfan Yalçın · Yalçın Yayınevi · 1981139 okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.