Gönderi

9/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2018 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2018 20:54
“Yemin ederim size baylar, fazla bilinçli olmak bir hastalıktır. Gerçek, tam bir hastalıktır. “ Yukarıdaki sözü Yeraltından NotlarYeraltından Notlar'ı okuyan okumayan herkes hatırlayacaktır. Thomas Bernhard'ı okuduktan sonra ise kendisinin gerçekten bu hastalıktan muzdarip olduğunu (belki bizim gibi) fark edeceksiniz hemen. Önce neden Odun Kesmek'le başladığıma değineyim isterseniz, yazarla ilgili olarak. Yani daha önce, "Hayatının bu döneminde Odun Kesmek adında bir kitap okuyacaksın" deselerdi önemsemezdim kesinlikle bu lafı edeni, selam sabahı keserdim hatta - hem neye dayanarak bunu söyleyebiliyor ki ukala . Neyse, anladınız zaten ne demek istediğimi. Zaten ilk olarak da Metin T.Metin T.'nin yazar ile ilgili övgü dolu yazıları nedeniyle Bitik AdamBitik Adam kitabını okumaya başlamıştım normalde. Ama yazarı okumaya karar veren herkesin anlayabileceği sebeplerden dolayı ara verdim ne yazık ki. Sonra başlayan etkinlikle Bitik Adam'a dönmeye hazırlanırken Ferdinand BardamuFerdinand Bardamu'den indirimli kitap aldım biraz. Thomas Bernhard da okumaya niyetlendiğimden, kendisinde mevcut olan iki kitabını aldım ve bunlardan da adı kafama daha fazla yatan Odun Kesmek'i okumaya başladım birkaç gün önce – diğeri Kireç Ocağı'ydı. Adıyla hiç ilgisi olmayan bir kitap Odun Kesmek. Ama önce Thomas Bernhard'dan söz edeyim, yazım stilinden. Zaten bir video var sitede dolaşan, onu izlerseniz ne kadar ilginç bir insan olduğunu anlayacaksınız kendisinin. 1931-1989 yılları arasında yaşayan Avusturyalı yazar hakkında şöyle bir şey yazıyor Vikipedi'de “Genel olarak eserlerinde ülkesi Avusturya'ya karşı büyük bir öfke görülür. Taşranın dar kafalı tutuculuğu, düşünsel gelişime sekte vuran bencilliği ve dışlayıcılığı yazarın üzerinde en çok durduğu temalardır.” Bir iki arkadaş hangi kitabından başlayalım diye sormuştu yazara, bu kitabında yukarıda yazanları direkt hissedebiliyorsunuz. Yani yazarın normali zaten bu kitap. Başka ne var Thomas Bernhard'in normallerinde; bir kere Leman'dan kahramanımız – daha sonra Enpara reklamlarıyla kapitalizmin uşağı haline gelse de- Kıllanan Adam'ın edebiyat dünyası versiyonu kendisi. Başta dediğim gibi fazla bilinçli, yeraltı insanı gibi, belki de bizim gibi. Kafamızdan geçen şeyleri aynen döküyor kağıda. Aynen döküyor derken kelimenin tam anlamıyla aynen. Noktası az, virgül ve noktalı virgüllerle dolu bir metin içinde buluyoruz kitabın kapağını açtıktan sonra kendimizi birdenbire. Sonuna kadar bakıyoruz farklı bir bölüm, not, konuşma, herhangi bir şey var mı diye - Hayır, paragraf bile kullanmamış adam, rahatsız ya ille rahatsız edecek bizi de. Tipik bir Thomas Bernhard cümlesi şöyle: https://1000kitap.com/gonderi/29233160 Okumaya başlıyoruz, bilinç akışı son zamanlarda aşina olduğumuz gibi, ama normal-sürekli bir bilinçakışı değil karşılaştığımız. Çoğu yerde yazıyor, sarmal bir bilinç akışı diye. Bir 30 yıl önceye dönüyor, bir iki gün önceye, bir şimdiye, sürekli yer ve zaman değiştiriyor bilincinde. Çok batmıyor, anlıyorsunuz. Ama başka bir şey daha var; bir şeyi kafamıza sokmak için mi bilmiyorum, tekrar ediyor sürekli, normal hayatta olsa küfredeceksiniz bu adama, garip bir şekilde bağlıyor kendini. Evet farklı bir bilinç akışı, farklı bir bilinci var. Bilinç içinde nasılsa öyle, düzgün kurmak için uğraşmıyor cümleleri. Ses ve ÖfkeSes ve Öfke'nin ilk bölümü gibi anlatım biraz, hani şu zekası fazla gelişmemiş Benjy'nin anlatımı gibi. Ama kesinlikle zekice bir anlatım. Anlatılmaz, yaşanır diyorlar ya öyle işte. Kitaba döneyim tekrar. Konu şöyle; yazarın bir arkadaşı kendini asmış ve yazarımız cenazesine katılmış 25-30 yıldır görmediği Viyana sanat camiasının önde gelen isimleriyle. Sonra bunlardan yakın olduğu bir aile kendisini bir akşam yemeğine davet ediyorlar; hem anma için, hem de önemli bir tiyatro oyuncusu şerefine yapılacak bu yemek (Gece yemeği demek daha doğru). Yazarımız da es kaza kabul ediyor bu daveti. (Sürekli pişmanlık duyuyor kitap içinde bu karara) Kitap davetin başında başlıyor, sonuna kadar sürüyor. Kitabın ilk yarısın da bu tiyatro oyuncusu bekleniyor, yazarımız Berjer koltukta düşünüyor bu arada. Berjer koltuk sürekli vurgulanıyor hemen her cümlenin sonunda (Bendeki versiyonunda kitabın kapağında da o koltukta oturuyor Thomas Bernhard) Ben saymadım ama kesinlikle vardır üşenmeyip sayan kaç defa Berjer geçtiğini kitapta. Bu ilk kısımda (kısım filan yok, sadece kitabın ilk yarısı) hiç tanımadığım bir topluluk olmasına rağmen 1950-1980 arası Avusturya Sanat camiasına tiksintiyle bakmayı başartıyor Bernhard. Kendisinin baktığı gibi, kimseyi sevmiyor zaten, kendisini de. Belki de o yüzden bir sıcaklık oluştu içimde adama karşı. Daha sonra bu Burg oyuncusu geliyor (Viyana'nın Devlet tiyatrosu gibi bir şey) ve biz de yemeğe geçiyoruz herkes gibi. Bu süre zarfında fazla girdi yapmıyor yazar, en sevdiğimiz şey olan dedikodu dinliyoruz felsefi bir şekilde. Oyuncu sürekli kendini övüyor, etrafı pohpohluyor. Yemekten sonra müzik odasına geçiliyor ve konuşmalar, yazarımızın bilinci akışı karışık bir şekilde devam ediyor. Sonra da bitiyor yemek ve kitap. Odun kesmek sonlarda bir yerlerde çıkıyor karşımıza, Burg Oyuncusunun hayali olarak. Yazarımız da o kadar beyin fırtınasına, öfkeye ve okuduğumuz herşeye rağmen ev sahibesinin alnını eskisi gibi öperek ayrılıyor davetten- ama içinde ukte kaldığı için yazıyor bu kitabı. Şimdi ben kitabı baştan sona niye anlattım, neden spoiler verdim deli gibi? Diyebilirsiniz doğal olarak, en tabi hakkınız. Ama bu kitap zaten konusu için okunacak bir kitap değil, Thomas Bermhard'ı görmek, tanımak o sinirli dağınık adamı fark etmek için okunacak bir kitap. (Kitabın orijinal adı- Odun Kesmek: Bir Öfke zaten) Her cümlesinden ayrı bir aforizma çıkarabilecek kitaplardan değil aynı zamanda Odun Kesmek. Başlı başına bir aforizma kitabın kendisi. Instagram okuyucusu sevmez, sıkılır, ki ben de zorladım kendimi özellikle bu bahar aylarında okumak için. Ama bıraktığım zamanlarda bile beynimde bir yerde çağırdı beni Bernhard yanına. Biliyor çünkü ben de rahatsız birisiyim kendisi gibi. Bundan sonra Bitik Adam'ı bitirip Kireç Ocaklarına geçeceğim, normal bir şey değil yaptığım ama yapacak bir şey yok. Huzursuzluk sardı her yanımı. Bari kitaptaki geç akşam yemeği gibi bu incelemeyi de Bolero'yla bitirerek bir parça rahatlatayım sizi. İyi geceler. youtube.com/watch?v=r30D3SW...
1000Kitap
Odun KesmekThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2018406 okunma
··
1.307 Gösterim
14 Yorum
Okuduğum ilk ve tek Bernhard kitabı. Ama incelemenizde yazan her şey tam da benim düşündüğüm gibi. O paragrafsız, aralıksız cümleler... Boğuluyordum. Ama şu an bir özlem var. Acilen yeni bir kitabını edinme isteği.. Elinize sağlık. Çok açıklayıcı bir anlatım. :)
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler, Bitik Adam'a geçeceğim ben - isterseniz pdf mevcut
Eline sağlık Erhan... Önce Semih’in şimdi de senin Bernhard incelemene denk geldim. İki inceleme de gerçekten çok faydalı ve birbirini tamamlıyor. Benim çıkardığım sonuç; Bernhard’ın tarzını sevmeyeceğim ve kesinlikle sıkılacağım yönünde... Hayatıma bir Instagram okuru olarak devam edeceğim yani:))
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Saçmalam, ne kusura bakacağım. Değişimler zordur, hele sizinki gibi bir şey - Allah kolaylık versin. Fazla görev verdi bu arada sana- etkinliğin bitecek yakında neyse- bilimkurguda da sana geldi sıra, çok kafa yormaya gerek yok ama. Umarım yakın zamanda düzelir her şey. Sen de iyi ol.
Yazarı iyi betimlemişsin Erhan abi. Bence okumayı düşünen birçok kişiye rehber niteliğinde olmuş. İnstagram okuyucusu sevmez evet; ama biz sevdik sanırım :) Eline sağlık, teşekkürler.
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler, öyle, sevmesek okumazdık zaten :)
Bu yorum görüntülenemiyor
"Daha sonra bu Burg oyuncusu geliyor (Viyana'nın Devlet tiyatrosu gibi bir şey) ve biz de yemeğe geçiyoruz herkes gibi. Bu süre zarfında fazla girdi yapmıyor yazar, en sevdiğimiz şey olan dedikodu dinliyoruz felsefi bir şekilde. Oyuncu sürekli kendini övüyor, etrafı pohpohluyor." Bunu belki de biraz uyku sersemliği ile "en sevdiğim şey olan dedikodu dinliyoruz felsefi bir şekilde" olarak okudum, uykum açıldı sizden böyle bir şey beklememenin şaşkınlığı ile, gülümsedim. Meğer yanlış okumuşum. :) Henüz Bernard okuma fırsatı bulamamışlar için neyle karşılaşacaklarını bilmek adına çok iyi bir inceleme olmuş. Kaleminize sağlık.
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler, insanların en sevdiği şey olarak yazmıştım aslında onu:) Ama gece gece ve hızlı olunca cümle düşüklükleri de olabiliyor, kusura bakmayın. Zaten kim sevmez ki dedikodu dinlemeyi :)))
Reklam
Mişli geçmiş zaman mı kullanıyor bu kitabında da bolca? Yazar hem kendi az kullanmış hem de kitaplarının baskısında bile isteye bunaltıcı olsun diye paragraf girişi yapmamışlar bence. Adamı boğasım geliyor şimdi ben okurken Sarsıntı'yı :) Güzel inceleme olmuş, elinize sağlık.
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Bunda fazla miş yok diye hatırlıyorum gerçi ama çevirisini orjinale uygun yapmışlar diye okumuştum, baskılarını da. Yazar kıl o ayrı :) Çok teşekkürler
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.