Gönderi

Yüzyıllık Hikaye
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2018 58. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2018 23:47
Eğer bu kitabı okuduysanız kendinizi tebrik edebilirsiniz. Fakat durağan bir dili, çok karakterli oluşu sebebiyle değil, hayatınıza böyle enteresan bir sülalenin hikayesini bilerek devam edeceğiniz için. Yanında Marquez'in, adlandırmak dilinizin ucunda duran ama tam olarak ne olarak tanımlamanız gerektiğini kestiremediğiniz anlatımı da yanında promosyon olarak geliyor. Çok karakterli bir kitap ama hepsi nakış nakış işlenmiş, hepsini o kadar özümsüyorsunuz ki bir süre sonra kendinizi aileden birisi gibi hissetmeye başlayıp, aile bireylerinin başına gelen her olayda sanki kendi ailenizden birisiymiş gibi hepsi için tek tek, ayrı ayrı üzülüyorsunuz. Sonlara doğru biraz bu hangi Aureliano'ydu oluyorsunuz ama bir şekilde hangisi olduğunu da anlıyorsunuz. Kitap daha sonra olacakları başından söyleyip, başka konuya atlayıp, sırası gelince başında söylediği olaya detaylı bir şekilde değinen ilginç bir anlatıma sahip. Normalde spoiler pek çoğumuzu rahatsız eder ama Marquez bunu çok güzel yerleştirmiş, bu yüzden merakla spoiler verdiği yere gelmek için elimden bırakamadan okudum. Kitaplarda başka kitaplar mı arıyorum yazarlar mı başka yazarlardan etkileniyor bilemiyorum ama geçtiğimiz ay okuduğumuz Sevgili Arsız Ölüm neredeyse Moconda'dan çıkma diyebilirim. Atiye ve Ursula ruh ikizi olabilir ya da ben saçmalıyor olabilirim, ama köye arada bir hediyeler gelmesi ve köylünün ilk kez gördükleri eşyaları hayretle incelemesi "Melquiades karakteri Huvat'da yeniden can bulmaya çalışıyor olabilir mi?" sorusunu düşürdü aklıma. Şimdi bu kitabı Orhan Pamuk yazmış olsa hemen (ç)alıntı diye yaygara kopartılırdı ama neyse bu başka bir tartışmanın konusu, iyice dağıtmadan kitaba döneyim ben. Sevgili Oğuz Aktürk incelemesinde; "Bu kitabı anlatmak için yüzyılımı bile sarf edebilirim. Ama aynı zamanda sadece 1 dakikamı da harcayabilirim. İşte öyle bir kitaptır bu. " demiş. Sonuna kadar katılıyorum kitap hakkında ne anlatmak istesem hep biraz eksik anlatmış olacağım gibi hissediyorum şuan yazarken. Ama arkadaşlar ben size bir sır vermek istiyorum, daha doğrusu bir gerçeği açıklamak... Kitaptaki "Muz Şirketi" var ya hani o aslında Macondo'da değil hemen yanı başımızda. Onlar geldiler, bizim yanı başımıza yerleştiler ve gün geçtikçe azıttılar, herkesi kendi istedikleri şekle büründürmeye ant içtiler ve bir daha da gitmediler. Dünya üzerinde herhangi bir yerde hala üç binden fazla kişi şirketin bekası için öl(dürülü)üyor. Belki her hafta, belki her ay, belki her yıl hatta belki 1 günde ama ölüyorlar işte ve basın-takım elbiseli avukatlar ve halk hala aynı iddiayı sürdürmeye devam ediyor. "Burada hiç ölen olmadı." !! Sonra herkes mutlu, huzurlu, sorunsuz hayatına dönüyor ve gerçeği bilenler dahi kendinden şüphe eder duruma düşüyor. Hatta daha da ileri giderek Muz Cumhuriyeti'nde karın tokluğuna çalışan gönüllü, kör ve modern köleleriz hepimiz diyorum. Avuntu olsun diye, isyan etmeyelim diye Muz Şirketi'nin cafcaflı oyuncaklarına vereceğimiz parayı kazandığımızı zannetsek de aslında zaten ceplerine geri dönecek olan parayı ödünç almış oluyoruz. Böyle böyle kendimiz dahi farkına varamadan, kendimiz isteyerek "Yüzyıllık Yalnızlık"lara sıkışıp kaldığımız beton mezarlar arasında avuntu arıyoruz buhranlarımıza. Durup bir saniye yüreğimizi kollasak belki de ölmeden çürümekten kurtulacağız; ama unutuluyor işte her şey, insan inanmaya da hevesli, önemli olanın ne olduğu konusunda kafası karışıyor hep. İşte kitapta olan da buydu belki Buendio soyuna... Sorun ensest, hırs, kibir, muz şirketi gibi gözükse de, belki sadece sahip oldukları şeyin neredeyse cennete rakip olacak güçte olduğunu fark edememeleri ve yalancı cennete aldanmalarıydı. Bilmiyorum, zaten kim neyi ne kadar bilebilir, kriter ne bunlar hep cevapsız sorular. Ben hissediyorum bundan sonra Buendio sülalesini hep özleyeceğim, belki zaman gelecek hikayelerini tekrar okuyacağım ya da karakterlerden biriyle irtibat kurabilmek için rastgele bir yerini açıp okuyacağım kitabın. Siz de çok bekletmeyin; onlar tanışmak ve çılgın soylarının hikayesini anlatmak için sizi bekliyor olacaklar. :)
Edebiyat
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
··
2.807 Gösterim
16 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hem en cok okumak istedigim, hemde okumaktan en cok korktugum kitaplarda 2.sırada. 1.sırada Tutunamayanlar var. İncelemeyi de görünce dayanamadım sepete ekledim mecburen, sonunuz açık ola artik :)
NigRa
Gönderi Sahibi
En çok okunan ve en çok yarım bırakılan bu iki kitabı da okumuş olduğum için mutluyum. =) Tutunamayanlar da göz korktuğu kadar değil Hakan insanlar büyütüyor, onu da çok erteleme. :)
Ben de yarım bırakanlar derneği üyesiyim:) Aynı ismi taşıyan 163. karakter kitaba dahil olduğunda ‘beynime ihtiyacım var’ diyerek bırakmıştım kitabı:) Bu kitabın incelemelerini okumak, kitabı okumaktan daha zevkli:) Çok güzel yazmışsın, ellerine sağlık...
NigRa
Gönderi Sahibi
Güzel bir inceleme daha kazanır kitap. :)
İlk paragrafını okudum "Allah Allah" dedim, sonra yine okudum "e ama bu Nazlı'nın incelemesinin girişi" dedim, sonra acaba hesabın çalındı da birileri bir şeyler mi çeviriyor derken bir kere daha okuyunca jeton ancak düştü ve hak da verdim girişteki tercihine. Güzel olmuş, eline sağlık.
NigRa
Gönderi Sahibi
Bilmem ben her şeyi ile sevdim sanırım. :)
Kevser ilkokul üçe uygun incelemeler yapmadığın, uzun uzun yazdığın için teşekkür ederim. Keşke daha uzun yazsaydın, ben kalem akıcı ise çok seviyorum uzun incelemeleri. Kitabı yarım bırakanlardanım ama incelemelerini takip ediyorum. Aklıma köye takma dişin ilk defa geldiğinde, köylünün verdiği tepki gelir her defasında. :) Eğer daha az manyaklık içerseydi katlanabilirdim ama devam etmek içimden gelmemişti. Sen sevmişsin, güzel de incelemişsin, tek kusuru daha uzun olmaması. :) Kalemine sağlık. ✨
NigRa
Gönderi Sahibi
Aslında ben de istiyorum kısaca bahsedeyim ama başladım mı duramıyorum. :) Bu yüzden de inceleme yazmaktan biraz kaçıyorum sanırım. Biraz fazla manyakçaydı evet ama güzeldi yaa. :))
Önceden bu kitapla ilgili olumsuz yorumlar okumuştum. Merak ettiğim bir kitaptı aslında ama o yorumlardan sonra okumaktan vazgeçmiştim. Bu sitede ise bu aralar çok okunan ve sevilen bir kitap olması dikkatimi çekti. Yazarın sadece"Kırmızı Pazartesi" kitabını okumuştum ve pek beğenmemiştim. Karakterler çook fazlaydı. Yazarın dili, olayları, kişileri anlatması garip gelmişti. Okurken sıkılmıştım. Ama kısacık kitapta birçok toplumsal konuya değinmesi güzeldi. Tüm bu sebeplerden dolayı yazara karşı biraz önyargılıyım.
NigRa
Gönderi Sahibi
Beğenmenize sevindim teşekkür ederim.
Reklam
NigRa
Gönderi Sahibi
KAMUOYUNA DUYURUMDUR : İnceleme Nazlı'nın giriş cümlesi ile başladığım için şikayet edilmiş. 1 cümle ile 2 ayrı incelemenin aynı olduğuna kanaat getirenler çok komik. Atıf yapılamaz kuralı var mı sitenin bilen kırmızıyı yaksın. Bir de altta Nazlı kendi cümlelerim ile inceleme yazmamı tavsiye etmiş. 😂😂 1 cümle alınca olağanüstü incelemesini "çalmışım" gibi algılamış sanırım. Zaten kendi cümlelerim.✌ "Durağan bir dili, merak uyandırmayan ve sonu nereye gittiği belli olmayan konusu..." aldığım kısım sadece burasıydı. Sansürlenmiş ve güncellenmiş olarak okuyabilirsiniz.