2/10
·%43 (126/293 syf.)·
Daha fazla dayanamayıp yarım bıraktım kitabı. Tahsin Yücel tam bir hayal kırıklığı oldu benim için. Abartılı bir anlatımla konuyu gereksiz yere uzatmak bir yere kadar normal karşılanabilir ama bir yerden sonra gerçekten çekilmez bir boyuta ulaşıyor. Genç yaşında görücü usulü bir evlilikle köyden şehre göç eden bir kadın var. Kocası kapıcı, kendisi de hem ona yardım ediyor hem de gündelikçilik yapıyor. Sonra hayatında ilk defa buzdolabı görüyor(?) ve son 50-60 sayfa onun buzdolabına olan hayranlığı, eve buzdolabı alması ve puta tapar gibi tüm hayatını o buzdolabı üzerine kurması şeklinde geçiyor... Kocasının ve çocuklarının buzdolabının kapağını açmasına dahi izin vermiyor vs... Bir yerde biter diye sabırla okuyorsunuz ama bitmiyor. Buzdolabı virali gibi bir kitap:) Öte yandan öz Türkçe kullanma hevesiyle bütün anlatımı bozan kelime ve cümlelerin kullanılması kitaba daha da yabancılaştırdı beni. Örneğin, “Gün boyunca belki kırk kez imgeleminde canlandırdığı edimi gerçekleştirmek üzere...” şeklinde ifadeler var kitapta. Tahsin Yücel’i çevirmen kimliğiyle tanıyordum. İyi bir çevirmen olduğunu bildiğim için daha yakından tanımak adına bir romanına şans vermek istedim ama netice itibariyle zihnimde çevirmen kimliği ile yaşamaya devam ederse çok daha iyi olacağını anlamış bulunuyorum:) Herkese keyifli okumalar dilerim...
Kumru ile KumruTahsin Yücel · Can Yayınları · 20181,920 okunma
·
736 Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Necip G. Henüz yarısına bile ulaşmadan bıraktığınız bir kitap için böylesi yorum yapıp, üstüne üstlük 2 puan vermeniz ne kadar doğru, tartışılır... Sizin okuma perspektifinizi beğenen ve takip eden bir üye olarak söylüyorum bunu, lütfen yanlış anlamayın. Bir eseri neticesinde kalem kırmak, yazara yapılmış en büyük haksızlıktır. Tahsin Yücel Türkiye'de parmakla sayılacak kadar az olan gerçek "aydın" statüsündeki insanlardan biridir ve Dil Devrimi nin en büyük, en ateşli savunucularındandır. Dolayısıyla gerek kendi kaleme aldığı eserlerinde gerekse yaptığı çevirilerde bu savunmalara tanık olmak kaçınılmazdır. Bilge Hocama katılıyorum ve Yalan ya da Peygamberin Son Beş Günü romanlarından biri ile yazara bir şans daha vermenizi ümit ediyorum. Hemen öyle kestirip atmayın lütfen, yazıktır, günahtır...
Necip G.
Gönderi Sahibi
Seda hanım teşekkür ederim yorumunuz için. Yanlış anlaşılacak bir durum yok kesinlikle. Aslında kitabı neden yarım bıraktığımı yazdığım kısa incelemede açık bir şekilde anlatmışım. O yüzden tekrara girmiyorum. Tahsin Yücel hakkında yazdıklarınıza da kesinlikle bir itirazım yok. Ancak bir yazar şu şu özelliklere sahip diye her kitabı başucu eseri olacak diye bir kaide yok takdir edersiniz ki... Ben de zaten daha çok kitabı merkeze alarak eleştirdim. Yani sizin tabirinizle kalem kıracak kadar sert bir yazar eleştirisi olduğunu düşünmüyorum. Öte yandan, Yücel’in dil devriminin ateşli bir savunucusu olması bir yana ama bunu eserlerine ve çevirilerine yansıtması da tartışılabilir. Sizin gibi değerli pek çok okur dostum da bu konuda sizinle aynı fikirde değil. Özellikle Camus çevirilerindeki tercihlerinden, kelime seçimlerinden, ‘kitabı okumayı zorlaştırdığı’ gerekçesiyle memnun olmayan çok sayıda okur var. Hatta Can Yayınları’na Camus eserlerinin tekrar çevrilmesi konusunda mail atan, sosyal medyadan ulaşan insanlar tanıyorum. Özetle, yazarın aydın kimliğine saygı duymakla birlikte eserleri veya çevirileri hakkında eleştiri hakkımızın da baki olduğunu düşünüyorum ve bu hakkımı kullanıyorum. Bu durum sadece T. Yücel için değil, tüm yazarlar için de geçerlidir. Yazarın diğer kitaplarını fırsat olursa elbette okuyabilirim. Silip atmak gibi bir durum söz konusu değil. Her birimiz, binlerce kitap içerisinden kendimiz için doğru kitapları bulmaya çabalıyoruz... Umarım kendimi ifade edebilmişimdir. Keyifli okumalar dilerim... Saygılarımla...
Yazara bir de Peygamberin Son Beş Günü isimli eseriyle şans vermelisiniz bence.Bu kitabı ve Gökdelen isimli kitabı ben de sevmemiştim.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim tavsiyeniz için. Peygamberin Son Beş Günü kitabı hakkında birkaç olumlu eleştiri daha okudum. O kitapla bir şans daha verilebilir sizin de değindiğiniz gibi. Ama bunun için de bu kitabın etkisinin tamamen üzerimden geçmesi gerekiyor:) Araya biraz zaman koymakta fayda var:)
Tahsin Yücel'in harika bir eğitimi var. Birçok insanın hayalini hayat diye yaşamış bir insan. Fakat iyi bir eğitim ve bilgi birikimi iyi bir aktarımı sağlayamıyor ne yazık ki. Bu yüzden naçizane ve belki biraz hadsizce ama iyi bir çevirmen olduğunu düşünmüyorum.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Anlıyorum Kübra, gayet geçerli bir bakış açısı yazdıkların... Okur özgürlüğü diye bir şey var ve güçlü yayınevleri aslında bu özgürlüğü bir parça alıyor elimizden. Yazarları takıntı derecesinde sahiplenmeye ben de karşıyım. Bununla ilgili bir ileti de yazıp derdimi paylaşmıştım. Ancak bazı kitapları da merak ediyor insan ve böyle engellerle karşılaşmak gerçekten sıkıntılı... Ancak bu kadar eleştirinin üzerine ben de inatçı olmak yerine rota değiştireceğim. Neticede önemli olan, okuduğumuz kitaptan keyif alabilmek... Çok teşekkür ederim. Bu konuda görüşlerin çok değerli benim için...
Diğer çevirilerini bilemiyorum ama ben Tahsin Yücel'i, Camus'nün meşhur "Sisifos Söyleni" adli felsefî denemesine yaptığı çeviriyle tanıdım. Sanırım kitabı orijinalinden okusam bu kadar zorlanmazdım. İnanın abartmıyorum sonuna "Tahsin Yücel Kelimeleri Sözlüğü" gibi bir ilave yapılsa olurmuş. Hatta yazdığım incelemenin sonunda da çeviride ciddi sorunlar olduğunu da ifade etmiştim. Bir romanı olduğunu bilmiyordum, sizin incelemenizi okuyunca fark ettim. Sitenin bize en önemli katkılarından biri de bu galiba. Kendi adıma bilinçlenmiş oldum, teşekkür ediyorum Necip Bey.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Çeviri konusunda anladığım kadarıyla sorun kullandığı dil evet ama kendi kitapları için sadece dil demek yetersiz kalabilir. Yani benim okuduğum kitaptan gidersek, günümüzde geçen bir hikayede (köyde yetişmiş de olsa) bir insanın hayatında hiç buzdolabı görmemesi, buzdolabına bir uzaylı muamelesi yapması, İstanbul’a taşındıktan 8-9 yıl sonra ilk defa bir market görmesi, marketin otomatik açılır camlı kapısına yine uzaylı gibi bakması gibi pek çok durum bana oldukça abartılı ve sıkıcı geldi. Özellikle bu buzdolabı hadisesi karakterin yaşadığı mahallede bile herkesin içini bayıyor artık:) Çünkü kadın başka hiçbir şey hakkında konuşmuyor. Gece buzdolabının kapısının önünde falan yatıyor... Kısacası, ne dil ne kurgu ne karakterler beni hiçbir şekilde içine çekmedi Ayşe hanım... İsterseniz siz de bir şans verin ama bu kitap gerçekten yanlış bir kitap olabilir...
#26528064 Bu listede Tahsin Yücel için "Çok yerilmiş. Bir insanın bilgili olması ve bir dili iyi bilmesi iyi bir çeviri yapacağı anlamına gelmiyor." ifadesi yazıyor. Ben de birkaç kitap için Kitapyurdu'nda Tahsin Yücel çevirisinin beğenilmediği yorumlar görmüştüm. Bu kitaplar: Sisifos Söyleni, Kamelyalı Kadın, Vadideki Zambak. Bu kitapların da olumsuz yorumlarının ortak noktası, dilinin ağır olması ve okuyucu yoran, tekrar başa sardıran cümleler barındırmasıydı. Sizin de incelemenizin katkısı ile; Tahsin Yücel bir cümle kurarken okuyucu pek düşünmeyen bir yazar ve çevirmen anladığım kadarıyla.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Fatih hocam teşekkürler, parçaları birleştirmişsiniz:) Farklı yerlerden bu şekilde benzer eleştirilerin gelmesi aslında Yücel hakkında bir fikir veriyor. Tabii yaptığı çevirileri ve yazdığı romanları ayrı ele almak lazım ama neticede bir tarzı olduğu ve bu tarzın çok da okur dostu bir tarz olmadı az çok orataya çıkmış gibi:) Bundan sonra özellikle klasikleri Can Yayınları’ndan okuyanların iki defa düşünmesi gerekecek:) Keyifli okumalar dilerim...
Reklam
'Tahsin Yücel Türkçesi' diye bir kavram sebepsiz ortaya çıkmamış olsa gerek. İyi bir çevirmen olduğunu, aldığı ödüller kanıtlar mı acaba? Ben çevirilerini de tıpkı bu kitap gibi abartı buluyorum, sevemiyorum. Kişisel tercihim tabii. Yine de bir kitabına ben de şans vereceğim senin gibi. Yarım bıraktığını görünce yorumunu merak etmiştim, teşekkür etmiş olayım.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Teşekkürler Samet... Ödüller tabii ki bir ölçü olamaz... Çeviri konusunda 'başarı kriterleri' biraz uzmanlık konusu ve çok fazla yorum yapamıyorum o konuda... Romanlarındaki Türkçe kullanımı da kendi tercihi ama bence böyle bir kurguda biraz emanet gibi duruyor bu çaba... Eğer sen de bir kitabına şans vermek istiyorsan Peygamberin Son Beş Günü kitabını tercih edebilirsin... Bu kitapla ilgili yorumlar çok daha pozitif... Ama bilemiyorum tabii ki... Çok kişisel bir mesele:) Keyifli okumalar dilerim...
Kitap müthiş bir panaroma bence. Anadolu'dan gelip burjuva olamamanın büyük ve başarılı tahlili. Buzdolabı metaforu üzerinden yürünmesi de başarılı. "Buzdolabı" nın fetiş hale getirilmesi ana karakterin üzerine yıkılmalı bence, bu yazarın başarısızlığı değil.Bence yazar buzdolabı vurgusunu bilerek abartılı bir tekrarla yapmış olmalı. Kumru üzerinden tüketim toplumunda fetiş hale getirilmiş birçok nesneye atıf yapılabilir. Örneğin günümüzde "mobil telefon" övgüsü, reklamları, vurgu ve tekrarları çok daha abartılı. Kitapta (ironik olarak) olağanüstü özelliklere sahip bir teknolojik ürüne aşık olsaydı Kumru, sanırım tepkiler daha zayıf olurdu.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Yazar abartılı anlatımını bilinçli yapmış dahi olsa bu, bir okurun okuma keyfini olumsuz yönde etkileyebileceği gerçeğini değiştirmez. Tabii şahsi değerlendirmem bu benim. Bu anlatımı olumlayan okurlar da olabilir doğal olarak. Tüketim fetişini eleştirmenin 40 çeşit farklı yolu vardır herhalde. Tahsin Yücel’in tercih ettiği yol ile benimki kesişmedi diyelim. Katkınız için teşekkür ederim. Keyifli okumalar...