Merhaba herkese ,
Havalar sıcak , okumak bazen zorlaşıyor. Birkaç günlük bir okuma sürecinde bana katılmak isterseniz buyurun gelin. Sinemaya uyarlanmış kitapları okuyalım , en az bir tanesi vardır çoğunuzun listesinde. Katılmak isteyenler yoruma yazabilir. Ben
Forrest Gump ile katılıyorum , yetişirse bir kitap daha okuyabilirim.
Kitabı okuyup dileyen inceleme ve alıntılar paylaşır , bununla beraber filmi de izlenip filminden de bahsedilirse daha faydalı olabilir.
Ayrıca rehber niteliğinde bir ileti var , https://1000kitap.com/resulbulama ağabeye ait , onu da paylaşalım şöyle , #46753619
Tarih : 27 - 30 Haziran
Katılımcılar :
1-
Uyar elbette , yeni olsaydı iyiydi ya sana serbest istediğin gibi takılırsın teşekkürler :) Belki bu vesileyle yeni ve kısa bir kitap da okuyabilirsin eğer istersen :)
Ağrı Dağı Efsanesi
KİTAP VE FİLM DEĞERLENDİRMESİ
Yakın zamanda okumuş olduğum eserin incelemesini paylaşmıştım.
#44699025
Etkinlik dolayısıyla filmini de izlemiş oldum. Öncelikle
Osman Y. a teşekkürlerimle hem yazılı, hem de görsel tanık olduğum bu efsane hakkında kısa bir değerlendirme yapmaya çalışacağım:
Memduh Ün’ün yönetmenliğini yaptığı film; kısıtlı imkânlarla, fakat zengin oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Figüran kadrosu bile o zamanın imkânlarına göre son derece kalabalık ve etkileyiciydi. Küp Gölü efsanesi ile çobanlar ve kavallar eşliğinde, romanın ruhunu çok güzel yansıtan bir şekilde etkileyici bir görsellikle başlıyor film.
Elbette eserin ne kadar görsel açıdan yansıtılabileceği tartışmalı bir konudur. Özellikle bütçe ve imkânlar açısından daha kısıtlı yerli filmlerde bu sorun daha ön plana çıkar. Bu sorun kısmen oyuncu kadrosu, kısmen de yönetmen başarısı ile aşılmaya çalışılsa da romandaki tüm detaylar ve ruh halinin oyuncudan izleyiciye aktarılması son derce güçtür. Bu nedenle eserin hangi bölümlerinin iyi yansıtılıp, hangi bölümlerinin zayıf kaldığını aktarmaya çalışacağım.
Eserde özellikle dikkat çeken çoban, kaval, kırat, göl ve zindan temalarının son derece güzel işlendiğini söyleyebiliriz. Özellikle filmin başından sonuna kadar sürekli bir kaval eşliğinde hikâyenin anlatılmasını romanın sembollerini yansıtması açısından başarılı buldum. Filmin ilk başlangıç sahnesindeki çoban ve kavalların gösterildiği sahnenin kitabın çok güzel yansıtılacağı konusunda heyecan verici olduğunu söyleyebilirim.
Bunun dışında, Memo’nun Gülbahar’a olan aşkı ve fedakârlığı çok etkileyici bir şekilde işlenmişti. Zindanda geçen sahneler detaylı ve canlı bir şekilde aktarılmıştı. Hatta bu bölümlere biraz fazla zaman ayrıldığını söyleyebiliriz. Yine de Memo o kadar iz bırakıyor ki, sadece Memo’nun aşkı da film olsa izlenebilirmiş. Duygusal aktarım olarak Gülbahar’la Ahmet’in bütün engeller yıkıldıktan sonra, saç telinin ihanet olarak kabul edilmesi ve birlikte ölüme gidişleri etkileyiciydi. Görsel olarak etkileyici bulduğum bir diğer sahne sarayın basıldığı ve figüranların ön planda olduğu bölümlerdi.
Eserdeki zenginliğin yeteri kadar yansıtılamadığını düşündüğüm bölümler ise;
Öncelikle Demirci Hüso’nun Paşa’ya isyan ettiği bölüm kitabın çok önemli bölümlerindendi. Bu sahnenin nasıl işlendiğini özellikle merak etmiştim. Kısmen Paşa’ya karşı konuşma cesareti gösterse de çok iyi işlenmediğini düşünüyorum. Ayrıca Gülbahar’la Ahmet’in ölümleri Küp Gölü ve efsaneye bağlanmadan ve kuş teması işlenmeden eksik olarak aktarılmış ve romanın ana temalarından biri eksik kalmış diye düşünüyorum. Çıkılamayan Ağrı dağı zirvesinde yakılan ateşin, görsel açıdan son derece zayıf olması kitabın ruhunu yansıtma açısından sınıfta kalan bir başka ayrıntıydı.
En başta da söylemeye çalıştığım gibi ne kadar iyi işlenmeye çalışılsa da, bir eserin tüm zenginliğinin görsel olarak aktarılması son derece güç. Ben de bu doğrultuda eser ve film arasında aktarım yönünden zengin ve zayıf olarak bulduğum kısımları vurgulamak istedim.
İyi okumalar, iyi seyirler diliyorum )