"Hırçın rüzgar gibi geçti Beyhude Ömrüm"
10/10
·212 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 22:49
"İnsanoğlu dünyaya niçin gelir? Herhalde bir bahçe kurmaya gelir. Bu düşünceyle gülümsüyorum. Dünya dediğimiz de bir gurbet değil mi?" İncelememe 69. sayfadan bir alıntı yaparak başlamak istedim. Sahiden de dünya hayatını bir bahçe ile metaforlaştırabilir miyiz? Bence metaforun âlâsı olur. Peygamberimiz de diyordu ya hani; kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa elindeki fidanı dik, diye. İşte son gün bile bahçeyi donatmamızı isteyen bir dinimiz var, daha ne olsun.. Üretmenin, emeğin, faydalı olmanın bu denli önem arz etmesine bir bahçeden yola çıkarak varabiliriz. Ya da bir bahçeye doğru yol alarak varabiliriz.. Hikayenin bütününe dönelim. Tam bir Anadolu insanının Anadolu yaşantısından esintileri getirip önüne seriyor. Betimlemeleri kuvvetli olan kitapları ayrı severim. İşte bu konuda güzel hissettirdi Beyhude Ömrüm.. Bir meyve bahçesinde hangi meyvelerin olabileceğini önceden öngörüp meyve tedarikinizi yapmanız tavsiyemdir. Zira bir armut anlatışı var Mustafa Kutlu'nun, o an armut olsa da yesem dedirtir. Kayısıya geldiğimde şükür ki bir koşu meyveyi alıp kitabın başına oturabildim. Kitabı tam bahçenin sefasının sürüleceği yaz günleri okumanızı ayrıca tavsiye ederim. Bu sıcak günlerde okumak ayrı zevkliydi. Köylerin zamanla terk edilişi tam da hikayede anlatıldığı gibi oluyor. Şahit olduğumuz o uzun süreç hep de böyle akıyor insanların hayatında. Yavaş yavaş, eksile eksile, özlene özlene.. Kaçınılmaz sona gidiliyor kâr mı tam da bilinemeden... Kitabı sonuyla da çok sevdim. Her kötü son üzmez. Bir tamamlanmışlık olsun yeter ki. Gözün arkada kalmaması belki de huzurların en güzelidir.. Ne ile geçerse ömür, onun esintisi vurmaz mı son kez yüze? Bir ölümün, ayazın içinde sıcak bir gözyaşı ile gelmesine huzur diyebilir miyiz? Pek tabii bence. Hikaye iki mevsimi
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201910,2bin okunma
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 00:00
Merhabalar, Ahî Aratoğlu’nun kaleme aldığı, ince görünmesine rağmen dolu dolu bir içeriğe sahip olan “Ruhum Mutlu Kal” kitabının yorumuyla geldim. Otuz yedi ana başlıktan oluşan bu kitap; insanın iç dünyasına, sabrına, duasına, umutlarına ve hayata bakışına dair çok güzel düşünceler barındırıyor. “Duaların kabulü için ne yapılmalı?”, “Hayat neden zor?”, “Kalpteki herhangi bir üzüntü ve sızı geçer mi?”, “Evlilik kader midir?” ve “Hangi gökyüzünde insanlığımızı kaybettik?” gibi pek çok soru üzerinden hem kendimizi hem de yaşamı sorgulamamıza vesile oluyor. Her bölümde ele alınan konu sade ve samimi bir dille anlatılıyor. Bölüm sonlarında ise Farah’a yazılmış kısa ama etkileyici notlar yer alıyor. Bu notlar, anlatılan konunun özünü farklı bir şekilde hissettiriyor. Mesela, “Allah insanı ne zaman mutlu eder?” başlığında, “Dua, Allah’a ulaşmak için yeryüzüne sığmayan muazzam bir yoldur.” diyor. Ardından bir sonraki sayfada, “Farah, bazen aniden bunaltır insanı bu hayat. Ne yap biliyor musun? Karanlıktan çıkan o ışığı bekleme; dışarı çıkıp gökyüzüne koşacaksın. Her gün diri bir umutla, daha gür bir heyecanla…” diyerek, umudu kaybetmeden yolumuza devam etmemiz gerektiğini hatırlatıyor. “İki yabancı insan nasıl iyi anlaşır?” sorusundan sonra gelen “Farah, etrafın kalabalık! İnsanlar yaşıyor ama nasıl yaşıyor bir bilsen. Sadece yaşamak için yaşıyorlar…” sözleri de insanın amaçsız bir yaşamla, anlamlı bir yaşam arasındaki farkı düşündürmeden geçmiyor. Mesela “Kalpteki herhangi bir üzüntü ve sızı geçer mi?” başlığında hiçbir acının sonsuza kadar sürmeyeceği, zamanı geldiğinde yaraların iyileşeceği anlatılıyor. Ardından gelen “Format at kendine Farah! Bir gün kendin için öyle bir şey yap ki seni görenler, seni yeniden kazanmak için uğraşıversin.” sözleri, insanın önce kendine
Kişisel Gelişim
Ruhum Mutlu KalAhi Aratoğlu · Flora Yayıncılık · 202521 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsanın Anlam Arayışı
9/10
·544 syf.··
2025 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 15:53
Kitabımızın konusu 19'uncu yy. son dönemlerinden itibaren günümüze dek toplumların ve önemli figürlerin hayatı anlamlandırma çabası üzerine. Kitabın kapsamı taa mitolojilerden falan başlamıyor veya yazarın da son kısımda belirttiği üzere bu tarihsel anlatı Schopenhauer, belki Hume gibi biraz daha eski dönemlerden itibaren de ele alınabilirdi fakat kendisi Friedrich Nietzsche'den ve onun meşhur "Tanrı öldü ve onu biz öldürdük" ilanından itibaren kapsamlı bir anlatıya girişmiş. Oldukça dolu bir kitap. Aslında aynı yazara ait ve birkaç yıldır kitaplığımda öylece bekleyen ciltli miltli bir tuğla olan Fikirler Tarihi - Ateşten Freud'a kitabını okumak istiyordum ama yarım kalmasına da gönlüm razı değil ve gözüm kesmedi henüz. O kitap da genel insanlık ve düşünce tarihini çok daha gerilerden ve kapsamlı anlatıyor gibi gözüküyor. Yazarın çok fazla referans ve örnekle kitabı doldurması, dönemine ve alanına damga vurmuş hemen hemen bütün sanatçı, filozof, şair, yazar, siyasetçi, eğitimci, aşçı, bahçıvan... aklınıza ne gelirse bunları üzerimize çığ gibi yağdırması gözünüzü korkutmasın çünkü kitabın dili gayet anlaşılır. Yazarın kendi şahsi yorumları veya yönlendirmeleri kitabın aslan payını oluşturmuyor. Tabi ki arada doğru yerde farklı bir perspektiften bakmayı kolaylaştıracak girdiler yapıyor. Bu bakımdan hangi manevi inanca sahip olursanız olun kitabı okumaktan çekinmenize gerek yok. Her kültürel kademeden insanın edinebileceği çok güzel bilgiler mevcut bana kalırsa. Genelde fikirsel bir tarih anlatılırken hep en çok bilinen ve kabul görmüş ekoller üzerinden gidilir ama yazarımız bu anlamda olabildiğince fazla bakış açısını yansıtmaya çalışmış. Elbette hepsine aynı ağırlığı ve sayfa sayısını ayıramasa da böyle bir şey de varmış bak bunlar da düşünülmüş dedirtecektir eminim ki. Kitap yalnızca "Tanrı var mı yok mu
Hiçlik ÇağıPeter Watson · Kronik Kitap · 202456 okunma
9/10
·408 syf.··
2025 52. kitabı
Sana Ben Lazım "Yere sağlam basan kadın bir ülkeyi yıkıp yeni bir ülke kurabilecek kadındır." Nazan, geçmişinde çok yara almış ama şimdi kendi ayakları üzerinde sapasağlam duran, yardıma ihtiyacı olan herkese elini uzatan, dışardan oldukça sert ama içi yumuşacık biridir. Sadece kadınların girebildiği bir kulüp işletmektedir. İlhan, eski polis emeklisi, kibar, naif ve kulübün tam karşısındaki elit bir restoranı işletmektedir. Bu ikili birbiriyle oldukça fazla tartışmaktadır ve karakterleri de birbirlerine oldukça zıttır. Ama ne demişler büyük aşklar büyük kavgalardan doğarmış. Çiftimiz de bir anda kendilerini büyük bir aşkın ortasında buluyorlar. Ama ne aşk... Müjgan ve Mahur... Muzo ve Kıvanç... Beto ve Veli... Hepsi kırık hepsi yaralı aslında... Ama Nazan bu yaralı ilişkilere şifa olduğu gibi kendine, geçmişine ve İlhan'a da şifa oluyor. Ya İlhan... Sen ne kadar güzel seven bir adamsın böyle. Nasıl da güzel sarıp sarmaladın... Kitabı size uzun uzun anlatabilirim aslında ama hayır bunu yapmayacağım. Sadece şunu söylemeliyim ki bu kitapta hem gülecek, hem hüzünlenecek hem de düşüneceksiniz. Sadece bir aşk hikayesi okumayacaksınız; susmak zorunda kalanların seslerini duyacak aynı zamanda görünmez olanları göreceksiniz. Bu kitapta bolca sevgi, aşk, anlayış, hoşgörü ve bolca da kadın dayanışması var ki en çok ihtiyacımız olan şey aslında. Kadının kadına destek olması lazım köstek değil ama maalesef bunu beceremeyen o kadar çok insan var ki... Kadına şiddetin uygulanmadığı, sevildiği ve değer verildiği bir dünya dileğiyle... Bir cümlenin içinde 'ama' kelimesi geçiyorsa, önceki kelimelerin tüm güzelliğini alıp götürür, cümleden geriye kalanlar ise; kırık dökük bir noktadır... Gönlüm sensiz neyler diye oturup ağlama! Git ve gönlünün sesini bul! Sevgini göstermek
1000Kitap
Sana Ben LazımUmut Aydın · Düş Kurguları Yayınları · 202542 okunma
Benim Gönlüm zengin
6/10
·400 syf.·
2025 5. kitabı
Babil'in en zengin adamı kitabından sonra zengın baba yoksul baba kitabı üst üste zenginlik kitabı okumamak gerektiğini bana hatırlattı İlkini patronum bu kitabı da Kore'li bir dostum önermişti Ben zaten çok tutumlu biriyim ama para biriktirmek ayrı bir rutın bunun için biraz daha farklı standartlara sahip olmak gerekiyor Zaten yaşadıgım şehirde kimse parayı çar çur etmez Arkadaşlarım akrabalarım hep dikkatlidir Herşeye rağmen ne kadar çabalasanız bile kısmetten öteye yol gitmez Bu kadar gelişim kitabı yeter tekrar romanlarıma dönüyorum Kitabı okurken öncekı okuduğum kitaptan alıntı olması da sürpriz oldu
Zengin Baba Yoksul BabaRobert T. Kiyosaki · Alfa Yayınları · 20259,2bin okunma
Puan vermedi·220 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Kalem yetmez, kelâm susar, ne gazel, ne menkıbe yeter Ne baharın olur şadân, ne gönlün de hoş sedâ.. Sükutu bin lisan da taşırım, etmem efgân-ı figân Adınla Allah'ım ben mestûr'um Ey yar-ı cananım firkâtınle her dem mahzûnûm Seninle aşk içinde ömrümce mecnûnum... Nice secdelere vardı başım, vusûldur tek murâdım Duallarım döndü kıbleye, aşkın oldu mihrap'ım Ne sırım aşikâr olur, ne sitemim ar bulur, Her hezâr gamında seninle mûebbete razıyım Gönlüm ki hep vefân da, sensiz bi-hüzûnum Anlamaz lisanımı elli bin âlem, her harfimle sana meftunum.. Kendim ile yoğruldum, zamanın demine düştüm Ben Hicran ellerinde , ser- be-ser mestûnum... Vesselam... Zerya... Şahsıma aittir
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Şule Yayınları · 201822,4bin okunma