Mustafa ÇiftciAdem'in Kekliği ve Chopin
Adem'in Kekliği ve Chopin Mustafa Çiftçi
@iletisimyayin
@mciftciresmi
#okuyanannneyim
.
Merhaba kitapseverler. Gönül Dağı dizisine kaynaklık eden, yazdığı tüm hikayelerde bozkırı ve bu coğrafyada yaşayan insanları samimi bir dille eserlerine yansıtan “Bozkırın kalemi” Mustafa Çiftçi’nin ilk hikaye kitabı olan Adem’in Kekliği ve Chopin ile geldim. Yine birbirinden samimi, Anadolu kokan, sımsıcak öyküler okumuş olmak bu soğuk, karlı günlerde içimi ısıttı.
.
En çok etkilendiğim öykülerden biri , 8.Sınıf Türkçe ders kitabımızda da yer alan "Portakal" oldu. " Ben o gün hiç unutmadım. Şimdi ne vakit portakal yesem elimi yıkamam, bir süre koklarım. Elif'i koklar gibi, anamı koklar gibi koklarım."
Bir diğeri de "Diyeşet" oldu. Eşinin kaybından sonra hayata tutunabilmek için ölü yıkayan, Diyeşet okuyan Cemiyet Yenge, beni çok etkiledi senin çabaların.
.
Arka kapak
"Galeri denilen yer üç tane salon. Biz birinin işini bitirince gidiyoruz. Haftaya kalmadan diğer salon için çağırıyorlar. İş kolay, hem de makara yapıyoruz. Hasan’la tıkır mıkır çalışıyoruz. İşte böyle çalışırken ben O’nu gördüm.Beyaz bir elbise giymiş, boynuna kırmızı bir şey sarılı, yürümüyor, sanki uçuyor. Geldi salonun en dibindeki resme bakmaya başladı. O resme bakıyor, ben O’na bakıyorum. Ne kadar baktık bilmiyorum, Hasan gelip koluma vurdu.
– Bora Bey seni çağırıyor.
“Geliyorum,” deyip kafamı çevirdim ki, O gidiyor.
Yozgat’tan Ankara’ya gidenler, Ankara’dan Yozgat’a dönenler… Böcüklü saksılar, hayırlı kısmetler, Pabrikalar, yevmiya hesabı yapan ırgatlar, usul aksak evlerine varanlar, perzulaya yumulanlar, kalbi taş olanlar, dudakları kıpır kıpır diyeşet okuyanlar, essahlı konuşanlar… Oy oyy Doktur melhamı yok mu bunun?"
.
#kitap #okudumbitti #book #gönüldağı #trt #trt1 #mustafaçiftçi
NOT : Yarım bırakılan eserler arasındadır ancak şans verdiğiniz takdirde rahat okunabilir.
Dostoyevski'nin sevdiğim eserlerinden biri oldu Karamazov Kardeşler. Fyodor Pavloviç isimli karakterin tutku dolu yaşantısı evlatlarına da bulaşmıştır. Bu baba, çocuklarına karşı çok cimri ve hayata karşı fazlasıyla bencil özellikler barındıyor. Kendi iyiliği için de yapmadığı şey yok. Baş karakterlerden Aleksey, Dimitri ve Ivan bu babanın farklı annelerden evlatları bir de üvey çocuğu Smerdyakov var fakat haberi yok. Ancak kadın karakterlerin devreye girmesiyle o kadar karışıyor ki her şey, işte bu noktada kim kimi seviyor gelin bir bakalım :)
¶ Fyodor Pavloviç Gruşenka'yı seviyor
¶Dimitri Gruşenka'yı seviyor
¶Gruşenka ilk zamanlar Polonyalı sevgilisini, sonra parayı sonra da sürpriz bir ismi seviyor.
¶ Katerina diye bir karakterimiz var o da Dimitri'yi seviyor.
¶Ivan Katerina'yı seviyor.
¶Aleksey Liza'yı seviyor ancak büyük bir aşkla değil.
Bu aşk durumları ilk başta karışık gelecektir ama devam ettikçe alışıyorsunuz. Kitap Fyodor Pavlovi ile başlıyor demiştim. Devamında baş kahraman Alyoşa ( Aleksey) var. Manastıra girişini ve staretz Zosima adında bir din adamından etkilenişini anlatıyor. Burada izleyenler bilir Gönüldağı'ndaki Ciritçi Abdullah karakteri gibi bir izlenim oluşabilir kafanızda :') Alyoşa'nın manastır hayatında onu çekemeyen bir rahip adayı olan Rakitin ile karşılacaksınız. Tamamen itici biri olması okurken sizi de o etkiyle kızdırabilir.
Dimitri, Fyodor Pavloviç'ten mirasına düşen payını istiyor haliyle Pavloviç buna yanaşmıyor derken iş manastıra kadar uzanıyor ancak türlü rezillikler ile trajikomik durumlar yaşanıyor. Dostoyevski bu bölümde betimleme sanatını gerçekten mükemmel uyguluyor, sanki o manastırda sizde o karakterler ile oturuyor gibi
Yer yer hüzünlendiren yer yer güldüren, bazen acıya bile tebessüm ettiren bazen de tebessüm eşliğinde gözleri yaşartan hikâyelerden oluşuyor Üzüm Buğusu. İsminin orijinalliği her bir hikâyenin içine serpiştirilmiş olup samimi ve içten, yer yer yaşanmışlığı hissettiren cinsten. Karadeniz lehçesi ama bilinen laz dilinden çok batı karadeniz lehçesine yakın olan komik konuşmalar içeren diyaloglar gerçekten okurken yüzümü güldürdü. Bazen anlamakta zorluk çektiğim yerler de olmadı değil.
Akılda kalıcı pek çok çarpıcı hikâyeler içinde en çok sevdiğim Zarife 1-2-3-4 şeklinde birbirinin devamı olan seri hikâyeyi sevdim diyebilirim. Diğer öykü kitaplarından farklı olarak, güncel ve pek çok kişi tarafından izlenen Gönüldağı dizisinin yazar tarafından sevilen oyuncularının karakter analizleri ilgi çekici bir parçaydı. Eminim izleyenler severek okuyacaktır. Hikâyelerin hepsi kısa kısa olduğu için isimlerine değinmem çok zor. Ama 2 sayfa olan hikâyenin bile yüreğe değen yapısı akılda kalıcılığı artırıyor diyeyim gerisini siz anlayın.
Hikâye kitaplarını seven ve ben gibi uzun süredir hikâye kitabı okumayan kişiler için güzel bir tercih olabilir.
Herkese tavsiye ederim.
Mustafa Çiftçi’nin kalemini ne kadar övsem az kalır. Çoğumuz gibi benimde #gönüldağı dizisi ile tanıdığım yazarın kaleme aldığı öykü kitabı tek kelimeyle muhteşem.
Bol bol Anadolu kokan kitap 6 öyküden oluşuyor. Ve hepsi birbirinden güzel okurken gözleriniz dolacak duygu yüklü muhteşem öyküler. Öykülerin konusuna gelirsek geçim sıkıntısı olan aileler, genç delikanlıların sevdası, yuvasını yeni kurmuş genç kızlar, çiftçiler, okumak için can atan çocuklar. Kitapta ne ağır bir dil var ne de süslü cümleler. Öyle samimi öyle sıcak bir kitap ki okumayanlara ve öykü severlere şiddetle öneriyorum.
Keyifli okumalar.
Kitapla kalın…
Biraz geç tanıştım hem bu kitapla hem yazarla. Gönüldağı dizisinde adı geçince merakım arttı ve hemen kitabı edinip, okumaya başladım. Kitapta o kadar farklı kişiliklere dokunuş var ki… Hele Samim’in yaptığı karakter ve tavır analizlere hayran olmamak mümkün değil. Yer yer rahatsız edici, sert bir tavrı var kitabın ama bana sanki düşünmeyi ötelemişiz ve duymaktan, öğrenmekten ve sürekli baskılamaktan kaçtığımız duygulara dokunuyor gibi geldi. Madde, maneviyat, kültür, kişilik, toplum gibi pek çok konuya değiniyor. Kısacası mutlaka okunmalı
Bu eser #shirleyjackson tarafından türünün en iyi örneği ve yol gösterici olarak kabul eliyor. Nail Gaiman ve Stephen King bu kitaptan yola çıkarak eserler vermeye başlamıştır. Çok ödüller almış ve çok kez filme uyarlanmıştır. Yazıldığı döneme göre çok iddialı olsa da; artık hayal gücümüzü daha da geliştirdiğimiz ve birikimimizin fazlalığı, olayları biraz klişe görmemize neden oluyor.
#kitapkonusu
Dr. Montague kimsenin ayak basmadığı, kötü olayların yaşandığı bir evi araştırmaktadır. Bu eve üç kişiyi davet eder. Eleanor, Theodora, Luke.Bu gençler doktorun davetini kabul ederler. Bu evin gizemini merak ederler, neler olup bittiğini gözlemlerler. Gündüz bile içinde gezilemeyen, labirent gibi, karanlık, günışığı görmeyen evde, gece çığlık sesleri, dövülen kapılar, soğuk esen rüzgar gibi bir takım olaylar olur. Bu ev onlara ne anlatmak istiyordur?..
#kitapyorumu
Kitaptaki muahbbetler espriler çok hoşuma gitti. Gece okudugum için kitabı bırakınca koridordan ürpererek yürüdüm. Ne kadar gençler gündüzleri gerilmeseler de; gece, o bilinmezlik ve ne olacak, ne gelecek korkusu ve kaygısı insanı geriyor. Gençler o evde olsalar da çok soğukkanlı geldiler bana. Aşırı empati yapan birisi olduğum için. Onlardan daha çok ürperdim.
Kitabın sonu o kadar gizeme göre havada kaldı. Böyle beklemiyordum. Eleanor 'un psişik güçleri oldugu söylendi ama hiç birsey yaşanmadı. Sanki kitabın yarısı ortadan çekilip alınmış gibi birden bitti.
------------------------------
@sirenkitap #tepedekiev #neokudum #newpost #yenipaylaşım #korku #dizi #gönüldağı #kitapalıntıları