Görkem Gül

Görkem Gül
@gorkemgulk
Fırsat buldukça okuyan değil,okumak için fırsat yaratanlardanım. Instagram: ggkreads
İş Zekası Uzmanı
Karadeniz Teknik Üniversitesi
İstanbul
22 Mayıs
61 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı

Görkem Gül

, 2026 okuma hedefini ekledi.
Minimumu- artarsa ne güzel olur :)
2026 OKUMA HEDEFİ
14/12 kitap - %117 tamamlandı
14 kitap okudu
12 kitap
3.641 sayfa
11 inceleme
10 alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Görkem Gül

, bir kitap okudu
8/10
·102 syf.··
Beğendi
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 15:26
·
2026 1. kitabı
John Steinbeck
8.1/10 · 49,8bin okunma
Cihan’la aralarında her şeye rağmen bir benzerlik var mıydı? Bir ayrıntı, ama devasa bir ayrıntı: İkisi de çocuk istemiyordu. Cihan, bir döl taşıyıp karnını şişiremeyeceğine karar vermiş ve bu konuyu kestirip atmıştı. Hayyam da, taptığı bir Suriyeli şairin, Ebulâla’nın vecizesini benimsemişti: “Beni dünyaya getirenin günahını çekiyorum, ben bu acıyı kimseye çektirmeyeceğim.” Bu tavır bizi yanıltmamalı, Hayyam hiç öyle insan kaçkını birisi değildi. Şu sözler onun değil miydi zaten: “Istıraptan belin büküldüğünde, dünyanın üzerine ebedi bir gece çöksün istediğinde, yağmurun ardından ışıldayan yeşilliği düşün, düşün bir çocuğun uykudan uyanışını.” Soyunu sürdürmeyi reddetmesinin nedeni, varoluşun ona taşınamayacak kadar ağır bir yük olarak gözükmesiydi. “Ne mutlu dünyaya hiç gelmemiş olana” deyip dururdu.
Mutluluk dispozitifi insanları tekilleştirerek toplumun siyasi ve dayanışmacı yönlerini yitirmesine yol açar. Mutluluk herkesin kendi başına uğraşması gereken bir şeydir. Kişiye özel bir hale gelmiştir. Eziyet de kişinin kendi başarısızlığının sonucu olarak yorumlanır. Böylece devrimin yerini depresyon alır. Kendi ruhumuzu tedaviyle uğraşırken sosyal çarpıklıklara yol açan toplumsal ilişkileri gözden kaçırırız. Korku ve güvensizlikle boğuşurken bunun sorumlusunun toplum değil kendimiz olduğunu düşünürüz. “Hâlbuki devrimin mayası birlikte hissedilen acıdır.” Neoliberal mutluluk dispozitifi bunu daha doğmadan öldürür. Palyatif toplum acıyı tıbbi­leştirerek ve özelleştirerek siyasetten arındırır. Böylelikle acının toplumsal boyutu baskılanır ve bastırılır. Yorgunluk toplumunun patolojik dışavurumları olarak yorumlanabilecek kronik ağrılar hiçbir protestoya yol açmaz. Neoliberal performans toplumundaki yorgunluk bir ben-yorgunluğu olduğu ölçüde apolitiktir. Bitap düşmüş narsisist performans öznesinde görülen bir semptomdur. İnsanları biz olarak bir araya getirmek yerine tekilleştirir. Bir topluluğun oluşmasına yol açan biz-yorgunluğundan farklıdır. Devrime karşı en iyi tedbirdir ben-yorgunluğu.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Philip gözlerini kapatıp ezberden okumaya başlar: “İnsan binlerce ama binlerce yıl boyunca var olmadıktan sonra birden varoluşa büründüğünde hayrete düşer. Bir müddet yaşar, ardından yine aynı uzunlukta var olmayacağı bir dönem gelir.” Schopenhauer’in makalesi Additional Remarks on the Doctrine of the Vanity of Existence’tan (Varoluşun Beyhudeliği Doktrini Üzerine İlave Düşünceler) alıntıladım. “Senin için yeterince net oldu mu bari Pam?”
Psikoloji