Derin Bir Toltek Bilgeliği:
8/10
·122 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Derin Bir Toltek Bilgeliği: Dört Anlaşma Don Miguel Ruiz’in "Dört Anlaşma" kitabı, isminden de anlaşılacağı üzere hayatımızı dönüştürecek dört temel ilkeden bahsediyor. Kitap sadece 120 sayfa; yani uzun uzadıya cümlelerle reklam yapmıyor, doğrudan işin özüne iniyor ve tam da bu yüzden akılda kalıyor. Meksika topraklarında doğan bu kadim bilgeliğin, günümüz dünyasında ve hayatımızın her alanında bu kadar geçerli olması gerçekten şaşırtıcı ve bir o kadar da büyüleyici. Kitabın bize sunduğu o dört anlaşma ve bendeki karşılıkları ise şöyle: 1. Kullandığın Sözcükleri Özenle Seç: Sözler hayatımızda kara büyü de olabilir, mucizevi bir sihir de. İlk bakışta çok basit bir kural gibi görünse de aslında hepimiz hayatımızda sözlerin açtığı yaralardan çok çekmişizdir. Bazen düşünmeden konuşup "patavatsız" damgası yediğimiz bile olur. Oysa konuşmadan önce sadece iki saniye nefes alıp düşünsek, hayatımızın gidişatını olumlu yönde tamamen değiştirebiliriz. 2. Hiçbir Şeyi Kişisel Algılama: Sosyal varlıklarız; ailemizde, işimizde veya sosyal çevremizde sürekli eleştirilere maruz kalıyoruz. Ancak çoğunlukla gözden kaçırdığımız bir şey var: Karşımızdaki insanın iç dünyası ne halde? Aslında söylediklerinin bizimle hiçbir ilgisi yok; o sadece kendi iç dünyasını, yansımalarını bize yansıtıyor. Bu yolla kendini üstün görmeye veya tatmin etmeye çalışıyor olabilir. Bunu fark etmek, büyük bir özgürlüktür. 3. Varsayımda Bulunma: Belki de benim en çok düştüğüm tuzak bu. Zihnimde sürekli senaryolar yazıp kendimi haklı çıkarmaya çalışıyorum. Oysa her şeyi oluruna bırakıp zamana güvensek, zihnimizi bu kadar yormasak her şey çok daha iyi olacak. Biz ise hep "Acaba kandırılıyor muyum?" şüphesiyle bu durumdan nasıl çıkacağımızı düşünüp duruyoruz. 4. Her Zaman Elinden Gelenin En İyisini Yap: "Nasıl
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,3bin okunma
7/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 16:36
Tembellik Hakkı, Paul Lafargue tarafından 1883 yılında yazılmış kısa ama etkili bir politik ve felsefi denemedir. Eser, modern toplumun “çalışma” anlayışını sert biçimde eleştirir ve insanların yalnızca çalışmak için yaşamasının yanlış olduğunu savunur. Lafargue’a göre sanayi toplumunda insanlar, çalışmayı en büyük erdem olarak görmeye başlamıştır. Oysa bu anlayış, işçilerin sömürülmesine ve yaşam kalitesinin düşmesine yol açmaktadır. Yazar, teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanların daha az çalışıp daha çok dinlenebileceğini, sanatla, bilimle ve kişisel gelişimle ilgilenebileceğini söyler. Kitabın temel savı, insanların “çalışma hakkı” yerine “tembellik hakkı”nı savunması gerektiğidir. Buradaki “tembellik”, hiçbir şey yapmamak değil; boş zamanın, dinlenmenin ve özgürce yaşamanın değerini ifade eder.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·192 syf.··
2026 26. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 13:41
Sennett’in Karakter Aşınması, yeni kapitalizmde sahip olduğumuz işin kişiliğimiz üzerindeki etkilerini analiz eden bir eserdir . Sennett’e göre karakter, duygusal deneyimlerimizin uzun vadeli boyutudur. Psikolojik bir bütünlük için gerekli olan sadakat, karşılıklı bağlılık ve hazzı erteleyebilme becerisi, karakterimizin çekirdeğini oluşturur ona gore. Sistemin sadece çalışma biçimlerimizi değil, bir insan olarak karakterimizi nasıl kimyasal bir asit gibi erittiğini anlatıyor. Eserde yeni kapitalizmin en belirgin özelliği esneklik vurgusudur,eskiden bürokrasi ve rutin kötülenirdi; şimdi ise esneklik baş tacı. Sennett abi diyor ki; bu esneklik seni özgürleştirmiyor, sadece iktidarın maskesini değiştiriyor. İsim değişir cisim aynı kalır meselesi gibimsi .Artık tepende bir patron yok belki ama önünde duran bilgisayar ekrani veya performans hedefleriyle her an denetleniyorsun. işçilerden ise sürekli değişime hazır olmaları ve risk almaları bekleniyor. Bu muhteşem ötesi düzenin sloganı ise "uzun vade yok" tur. Sürekli değişen projeler, kısa süreli sözleşmeler ve esneklik anlayislari kisinin hayatında kalıcı bir hikaye oluşturmasını engelliyor . Kitapta anlatılan Enrico ve Rico meselesi de tam olarak buna işaret ediyor . İki karakterimiz arasındaki farklarin ilki calışma biçimi ve statüdür Enrico, yirmi yıl boyunca aynı iş merkezinde yerleri silen ve tuvalet temizleyen bir hademe iken işi basit, rutin ve hiyerarşinin en altında sayılabilir . Rico ise babasının hayallerini gerçekleştirmiş, üniversite bitirmiş ve yüksek gelirli (en üst %5'lik dilime girmiş helal olsun dayiogli) bir teknoloji danışmanı olmuştur. İkincisi ise zaman algısı ve kariyerdir . Enrico için zaman doğrusal akarken Rico'nun dünyası ise sürekli taşinmalar ve farklı projeler arasında gidip gelmiş. Enrico
Karakter AşınmasıRichard Sennett · Ayrıntı Yayınları · 20221,045 okunma
Böceğe Değil, Yalnızlığa Dönüşmek.
Puan vermedi·74 syf.··
2026 19. kitabı
Franz Kafka'nın Dönüşüm adlı eserini okurken en çok dikkatimi çeken şey, Gregor Samsa'nın böceğe dönüşmesinden çok, çevresindeki insanların ona karşı değişen tavırları oldu. Kafka'nın asıl anlatmak istediği şeyin fantastik bir dönüşüm değil, insanın toplum ve ailesi tarafından yalnızlaştırılması olduğunu düşünüyorum. Gregor çalıştığı sürece ailesi için vazgeçilmez biri. Ancak çalışamaz hâle geldiğinde, aynı insanlar onu bir yük olarak görmeye başlıyor. Bu durum, insanların birbirine verdiği değerin bazen sevgiye değil, faydaya dayandığını sorgulatıyor. Kitabın en etkileyici yönü ise, böceğe dönüşmenin nedeninin hiç açıklanmaması. Çünkü Kafka'nın derdi "Nasıl dönüştü?" sorusundan çok, "Dönüştükten sonra insanlar ona nasıl davrandı?" sorusunu düşündürmek. Kısa olmasına rağmen oldukça yoğun anlamlar barındıran bir eser. Fantastik bir olay üzerinden yalnızlık, yabancılaşma ve insan ilişkilerini sorgulatan, uzun süre akılda kalan bir kitap.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,3bin okunma
İmkansız Sürgün
8/10
·380 syf.··
Beğendi
·
2024 50. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2024 21:11
İmkansız Sürgün ile George Prochnik, Stefan Zweig'in hayatına odaklanıyor. Zweig'in son zamanlarında yaşadığı o gelgitler ile kendi ailesinin (büyükanne- büyükbaba) yaşadıklarını da karşılaştırıyor. Zweig'in İsviçre, İngiltere, ABD ve son olarak da Brezilya'ya göç etmesi ile iki tarafın göçmenliği, vatansızlığı ve belirsizliğe sürüklenişine ayrıca çevresiyle yaşadığı diyaloglara da daha yakından bakılıyor. Zweig'in sürgün hayatını ise şu cümle ile yansıtıyor: "Sevdiğimiz dünya hatırlayamayacağımız kadar uzak bir geçmişte kaldı." (s.48) Buraya o zaman Nazım Hikmet'ten şu alıntıyı da ekleyelim: "Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? Kısaca Zweig doğrudan bunu demek istiyor. Zweig'in düşlediği o Avrupa hayaline ve onun yok oluşuna uzaktan bakarak seyretmesini George Prochnik, geri dönüşlerle tekrar hatırlatıyor. Zweig'in hem iç hem de dış dünyasında yaşadıklarından yol çıkarak ele alıyor. Bu sayede okur, Zweig'in Avrupa'dan taşınmasıyla aile dışında neleri de kaybettiğini gösteriyor. Yol arkadaşlıkları, Viyana, Almanya, edebiyat, yabancılık...Hemşehrisi Hitler'in Avusturya'sı hakkında düşüncesi, neden bazı şeyleri göremediği, Avusturya'daki Yahudi cemaati gibi onlarca ayrıntı kitap içinde okurla buluşuyor. Yazar burada, Zweig'in kitapları hakkında da bilgiler veriyor. Ayrıca anılarından da yol çıkarak hem Zweig'in gözünden durumları aktarıyor hem de diğer kaynaklarla bağlantı kurulup bütünlük sağlanmaya çalışılıyor. George Prochnik, Zweig'in, Hitler'in alttan alta ilerleyen ve ilerde büyük deprem oluşturacak durumu nasıl fark edemediğini de anlatıyor. Halkın yükselen sesini ve onu bir hedefe yönlendiren Hitler'i görememesini ya da bu kadar beklememesini de Zweig'in kentsoylu yaşamına bağlıyor. Çünkü o, davetlerin, festivallerin, baloların, tiyatroların
Edebiyat
İmkansız SürgünGeorge Prochnik · Yapı Kredi Yayınları · 201623 okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 23:35
Listelerinize mutlaka eklemeniz gereken bir kitapla geldim.. Gece.. Gece bende garip bir his bıraktı. Kitap zaten çok kısa ama okurken sanki çok daha uzun bir yolculuktan geçmişim gibi hissettim. Elie Wiesel çocuk yaşta savaşın içine düşmesini, ailesiyle birlikte toplama kampına gönderilmesini ve sonrasında yaşadıklarını anlatıyor. Bir noktadan sonra artık sadece olayları değil, onun iç dünyasındaki değişimi de görmeye başlıyorsun. Özellikle yaşadıkları arttıkça çocukluğundan yavaş yavaş uzaklaşmasını okumak beni baya düşündürdü. Kitabın en sevdiğim tarafı, duyguyu zorla vermeye çalışmaması oldu. Çok sakin bir anlatımı var ama tam da bu yüzden bazı satırlar daha sert çarpıyor. Bazı yerlerde devam etmek istemeyip birkaç dakika kitabı elimde tuttuğum oldu. Çünkü okuduğun şey kurgu değil, gerçekten yaşanmış olması hissi ağırlığını artırıyor. Bitirdiğimde en çok aklımda kalan şey olayların büyüklüğünden çok, bir insanın böyle koşullarda neleri kaybedebildiği oldu; sadece ailesini ya da evini değil, inancını, güven duygusunu, çocukluğunu da. İnce bir kitap olmasına rağmen içi çok dolu hissettirdi bana.. Özellikle 2.Dünya Savaşı zamanlarını okumayı sevenlere öneririm, çok iyi bir kitap #cansununkitapligi #okudumbitti #reels #bookstagram #gece
GeceElie Wiesel · Koridor Yayıncılık · 20242,031 okunma