İnsanın kendisi hakkındaki bütün gerçekleri bilmesinin iyi bir şey olduğuna ilişkin kabul gören bir görüş var. Hiç katılmıyorum, iyi bir şey değil, insanın kendisi hakkındaki her şeyi bilmesi gerekmiyor : öğrenmesi halinde hayatının dengesinin bozulacağı, kişiyi dağıtıp bir daha kendine getirmeyecek gerçekleri bilmemesi çok daha iyi…
Mehmed Efendi sema ve devran, akli ilimlerin tahsili, ezan, Mevlid ve Kur'ân'in makamla okunması, tasliye ve tarziye, türbe ve kabir ziyareti, cemaatle nafile namaz kılınması, tütün ve kahve içilmesi, musafaha ve inhina konusunda olumsuz bir tavır içindeydi. Bunların tamamını bid'at ve haram kabul ediyordu.Ayrıca Hızır'ın hayatta olmadığını, Resûl-i Ekrem'in ebeveyninin ve İbnü'l-Arabi'nin kâfir olduğunu, Firavun'un imanının geçersizliğini, devlet katında yapılan bazı işler karşılığında alınan paranın rüşvet değil ücret olduğunu, Yezide lanet gerektiğini ileri sürüyordu. Abdülmecid Sivasi ise söz konusu meselelerde genel olarak aksi yönde görüş belirtmekteydi.
Bazı felaket anları, kısacık bir anın içinde patlayıverir ve görüş berraklığına yol açar: Yumruğunuzu bır pencere camına vuracak olsanız, kan ve kırmızı lekeli cam kırıkları her yere saçılır; bir pencereden düşseniz kemikleriniz kırılır ve yaralanırsınız. Dikişler atılır, alçıya alınırsınız, sargı bezleri ve antiseptik yaraları korur ve onarır. Fakat depresyon, ani bir felaket değildir. Daha çok kansere benzer: Başlangıçta oluşan uru dikkatli bir göz bile göremez ve bir gün -baam!- beyninizde veya midenizde veya omzunuzda üç kiloluk ölümcül bir ur vardır ve kendi bedeninizin ürettiği bu şey, sizi gerçekten öldürmeye çalışmaktadır. Depresyon buna çok benzer: Veriler, yıllar boyunca, yüreğinizde ve aklınızda yavaş yavaş birikir ve sisteminizde yaşamı giderek daha da çekilmez kılan, tümüyle olumsuz bir bilgisayar programı şekillenir. Ama siz bu gelişmeleri farketmezsiniz, bunların bir şekilde normal olduğunu, büyümekle, sekiz yaşına veya oniki veya onbeş yaşına girmekle ilgili şeyler olduğunu sanırsınız ve bir gün bütün yaşamınızın dayanılmaz, yaşamaya değmez ve korkunç olduğunu, insanlığın bembeyaz tarihinde kara bir leke oluşturduğunu farkedersiniz. Bir sabah, yaşamaktan korkarak uyanırsınız.