Daha iyisi olabilirdi
7/10
·202 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 12:49
Distopyanın kare ası olan 4 kitaptan 1984 ile birlikte bu kitap da bitti. İlk olarak belirtmek gerekiyor ki beklentilerimin altında olan bir kitap. Otomatik Portakal ve 1984 sonrası okuduğum 3. distopik kitap. Olay örgüsü kitabın içine çok güzel yedirilmiş ancak özellikle kitabın ilk 60 70 sayfasındaki mekan ve zaman atlamaları okuyucunun kafasını karıştırabiliyor. Bir distopik kitapta mutlaka olması gereken baskıcı devlet/iktidar bana bu kitapta çok varlığını gösterememiş gibi geldi. Konu ise aslında okuru hemen kitabın sayfalarını açıp okumaya başlaması için yeterince ilgi çekici. 1950'li yıllarda yazılan bu kitabı yazar bir kütüphanede daktilo için her bir kullanıma 10 sent vererek yazmış. Kitabın girişinde bir başkası tarafından yazılan sözler ile beklentiyi arşa çıkartıyorsunuz ancak benim için beklenen olmadı. Kitabın arka kapağında yazan yazılardan biri de yeryüzünde tek kitap kalsa o Fahrenheit 451 olmalı diye bir görüş var. Yine de konunun ve anafikrin tamamen boşa harcanmadığını düşünüyorum.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
"Anlamak, gitmek kadar zordur bazen." Ö.A.
8/10
·1336 syf.·
2026 19. kitabı
Giderken bile kalabilmek, bazı insanların şiiridir. Yolunuz şiire düşerse, Özdemir Asaf'a da mutlaka uğrayın. Çünkü onun dizelerinde yalnızca şiir değil, insanın kendisiyle yaptığı sessiz konuşmalar da saklı. Şimdiye kadar okuduğum şairler arasında ayrı bir yere sahip. Yer yer Oruç Aruoba'yı anımsatsa da, kurduğu dünyayla ve kelimelere yüklediği anlamlarla kendine has bir iz bırakıyor. Özdemir Asaf'ın bütün eserlerini bir araya getiren bu kitap, yalnızca bir şiir kitabı değil; insanın kendi iç dünyasında çıktığı uzun bir yolculuk gibi. Sayfalar arasında ilerledikçe aşkın heyecanını, ayrılığın sessizliğini, yalnızlığın ağırlığını ve yaşamın karmaşasını hissediyorsunuz. Asaf'ın en etkileyici yanı, karmaşık duyguları son derece sade kelimelerle anlatabilmesi. Bazı dizeler bir anda insanın kalbine dokunurken, bazıları günlerce zihinde dönüp duruyor. Kitap boyunca yalnızca bir şairi değil; düşünen, sorgulayan ve hisseden bir insanı tanıyorsunuz. Bu yüzden eserleri yıllar geçse de eskimiyor, her okunuşta yeni bir anlam kazanıyor. Peki kimdir Özdemir Asaf? Özdemir Asaf (1923-1981), Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en özgün ve en kendine has şairlerinden biridir. 11 Haziran 1923'te Ankara'da doğmuş, 28 Ocak 1981'de İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Hukuk, iktisat ve gazetecilik eğitimi almış ancak eğitimlerini tamamlamadan edebiyata yönelmiştir. Şiirlerinde insan ilişkileri, aşk, yalnızlık, özgürlük ve varoluş gibi temaları işlemiştir. Asıl adı Halit Özdemir Arun'dur. "Özdemir Asaf" adını kullanmasının arkasında hem çocukluk dönemindeki konuşma alışkanlığı hem de babasına duyduğu saygı yatar. Çocukluğunda "r" harfini söylemekte zorlandığı için adını tam telaffuz edemez, bu durum zamanla mahlas kullanmasına zemin hazırlar. İnancı konusunda ise kamuoyuna açık ve ayrıntılı
İnceleme
Bütün EserleriÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 2021305 okunma
Reklam
Puan vermedi
Küçüklüğümden beri Harry Potter hayranıyım ve Manacled'ı okumadım ancak çeşitli platformlarda dönen yoğun tartışmalar, eser hakkında bir görüş belirtme ihtiyacı hissetmeme neden oldu. Biraz araştırdığımda, eserin Damızlık Kızın Öyküsü gibi distopik temellerden beslendiği ve özellikle kadın bedeni üzerindeki tahakkümü merkeze aldığı konusunda bir uzlaşı olduğu görülüyor. İnsanların dile getirdiği en temel ve bence en can alıcı eleştiri, hikayede yer alan tecavüz eylemlerinin, ilerleyen bölümlerde romantize edilerek—sanki Draco’nun seçim şansı yokmuş veya bu durum bir zorunlulukmuş gibi davranılarak—aşka dönüştürülmesi. Özellikle başkarakterlerin sonunda mutlu bir aile tablosuyla resmedilmesi, okurların bir kısmında "bu travmatik sürecin adeta ödüllendirildiği" ve dolayısıyla tecavüzün bir tür güzellemesinin yapıldığı algısını oluşturuyor ki bende aynı fikirdeyim. Yanlışım varsa düzeltilmesini isterim ama bu kitabın okunacak herhangi bir yanı olduğunu pek düşünemiyorum.
ManacledSenLinYu · Independently Published · 202256 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2026 132. kitabı
Sis - Miguel De Unamuno Kendi deyimiyle bir roman degil "nivola" olan bu eser yaygın görüş üzerine varoluşçu felsefe öğeleriyle bezenmiş. Okumaya başlamadan biraz bu akıma gözgezdirmek iyi olur kanısındayım. Akıcı yapısı, yer yer nükteleri ile hızlı ve eğlenceli bir okuma sağladı. Önsöze cevap niteliğinde ikinci bir önsöz yazması, finalde yazarla başkahramanı konuşturması gibi alışılmamış işleri var Unamuno'nun. İlgi alanım olduğu için mi bilmiyorum okurken bana sık sık Freudyen düşünceye atıflarda bulunuyor hissi verdi. Bu eser genelde varoluşçu felsefe üzerinden incelenmiş ben ise başka bir perspektif sunmak adına temel psikoloji kavramları üzerinden birşeyler yazmak istedim. Kitabın kahramanı Augusto, hayatının merkezine koyduğu ve yakın zamanda kaybettiği annesinin gölgesinde yaşayan bir karakterdir. Yetişkin bir erkek olmasına rağmen kendi kararlarını alamaması ve dünyayı bir "sis" gibi muğlak görmesi, sembolik olarak anne rahmindeki güvenli ortamdan tam olarak çıkamadığını gösterir. Sokakta tesadüfen gördüğü Eugenia’ya aniden tutkuyla bağlanması, aslında kaybettiği anne figürünün ve onun şefkatinin yerine koyacak bir nesne arayışıdır. Eugenia'dan sonra Rosario'ya da ilgi duyması, bastırılmış cinsel dürtüler ile anne şefkati arayışı arasındaki bölünmeyi andırır. İd, Ego ve Superego Savaşı! Augusto'nun iç dünyasını, Freud'un meşhur kişilik kuramına göre irdelediğimizde; İd : Augusto'nun rasyonel gerekçelerden uzak, anlık gelişen yoğun aşk ve sahip olma arzusu id'in kontrolündedir. Superego: Sürekli olarak kendini sorgulaması, felsefi açmazları, vicdan azapları ve annesinden miras kalan toplumsal normlar. Ego: Augusto'nun can çekişen Ego'su, Id ile Superego arasında bir denge kuramaz. Dış dünyayı algılamakta zorlanır ve gerçekliği bir "sis" (illüzyon) olarak
Psikoloji
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
10/10
·163 syf.··
2026 91. kitabı
Abartıldığı kadar var mı? Üstad #paulocoelho 'nun kitaplarını çok severim. Simyacı ile 2019'da başlayan yolculuğum yavaş ilerliyor. Sebebi fiyatlar Bu kitap birkaç yıl önce çıktı ve ülkemizde bir anda parlaması Mete Gazoz' un imzalı olarak bu kitabı almasıydı. Gerçi yine okunurdu ama hızını arttırdı. Gelelim içeriğe, yine nasıl baktığınıza bağlı olarak değişen bir görüş ayrılığı var ortada. Çünkü yazardan okuduğum naçizane sayıdaki kitaplara göre #okçununyolu garip bir şekilde kişisel gelişim havasında. Bana Akra'da Bulunan Elyazması kitabını anımsatsa da burada ilahi kavram amacı güdülmüyor. Okumuş olanlar biraz garipsemiş olabilir. Çünkü uzakdoğunun o kulağa egzotik gelen düşünce yapısıyla ilişkilendirilmiş. Genelde Japon ve Çin Kültürlerinde her sanatı ve zaanatı insan, hayat, amaç yani yaşam döngüsü ile ilişkilendirme durumu var. Buna Dao yani yol diyor Çinliler. Aklınıza adını Feriha Koydum Emir'in Yolu gelmesin İşte Okçu'nun Yolu buradan geliyor. Karakter Tetsuya burada sadece yazarın sesi. Bunu aşağıdaki cümleden anlayabilirsiniz diye düşünüyorum. "İnsanın niyeti de ok gibi kusursuz, düz, sağlam ve odaklı olmalıdır. Hedefi ile arasında bulunan mesafeyi aşarken kimse tarafından engellenmemelidir" Gelelim başta sorduğum soruya. Bana göre abartılmaya ihtiyacı yoktu. Ancak amacına uygun yazıldığı konusunda hemfikirim. Okumak isterseniz bir şey kaybetmeyecek, aksine kazanacaksınız. Sevgiler, hürmetler #çağdaşedebiyat
Okçu'nun YoluPaulo Coelho · Can Yayınları · 20217,7bin okunma
8/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:08
Mâverdî –A‘lâmü’n-Nübüvve Gül suyu (mâü’l-verd) işiyle iştigal eden babasının mesleğine nispetle Mâverdî ismiyle meşhur olan Ebü’l-Hasen Alî b. Muhammed b. Habîb el-Basri 364/974 yılında Basra’da dünyaya gelmiş, Mu‘tezilî Ebü’l-Kāsım es-Saymerî’den (ö. 386/996) fıkıh tahsil ederek başladığı ilk öğreniminin ardından 398/1008’de Bağdat’a geçerek 450/1058 senesinde vefat edinceye kadar orada ikamet etmiştir. Bağdat’ta birbirinden farklı mezhep ve meşrepteki hocalardan tefsir, hadis, fıkıh, fıkıh usulü ve edebiyat gibi ilmî disiplinlerde tahsilini tamamlayan Mâverdî, ilim dünyasında fıkıh, siyaset ve ahlâk felsefesi alanındaki önemli çalışmaları ile tanınmıştır. Şâfiî, mezhebinde müctehid derecesine yükselmiştir. Kitabımız 423 sayfa olup Darun nefais yayınları tarafından Beyrutta yayınlanmıştır. Maverdi kitabın giriş kısmında , Allah’ın insana onu diğer canlılardan ayıran anlamaya sevk eden ifade yetisi ( nutuk) ve bilmeye götüren akıl gibi iki büyük nimet verdiğini söyler. İnsan bu nimetlerle şeriatı kavrar. Fakat itaat arzusunun uyanması ve isyandan alıkoyacak bir bilincin oluşması için peygamberlerin gönderilmesine ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Yazar kitabı da peygamberliğin ispatı ve ona dair kuşkuları gidermek için gereksiz delillendirmeye girmeden yazdığını ifade eder. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır, ilk kısım Peygamberlik kurumunun genel olarak ispatı ve bunun delilleri, ikinci kısım Peygamberliğin kendi içindeki farklı kısımları ve hükümleri hakkındadır. Yazar, konu dağılımını bu şekilde kurgulamış olmakla birlikte, ele aldığı meseleleri toplamda yirmi bir başlık altında sistematik bir biçimde incelemiştir. Bunun yanı sıra, çalışmanın ikinci bölümünde yer verdiği peygamberliğin kısımları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan farklı hükümlere ilişkin tartışmaları,
Alamün-Nübüvve - أعلام النبوةİmam Maverdi · Darü'n-Nefais · 19941 okunma
Reklam
Reklam