Filler Tepişir Otlar Ezilir. Şaşmaz!!!
8/10
·160 syf.··
2026 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 12:51
Kaçın demokrasi geliyor , daha kapağından itibaren okuyucuya ironik bir soru sorduruyor: "Demokrasi gerçekten geliyor mu, yoksa bize geldiği söylenen başka şeyler mi var?" Yazar Banu Avar, kitap boyunca dünyaya servis edilen "özgürlük", "insan hakları" ve "demokrasi" paketlerinin içeriğini açıp kontrol etmeye çalışıyor. Çünkü ambalajın üzerinde yazanlarla kutudan çıkanların her zaman aynı şeyler olmadığını hatırlatıyor. Bir ülkeye demokrasi götürme iddiasıyla yapılan müdahalelerin ardından geriye kalan yıkım, savaş, yoksulluk ve istikrarsızlık manzaraları ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Demokrasi gerçekten geldi mi, yoksa sadece adı mı geldi? Kitabı okurken insanın aklına şu düşünce geliyor: Açlığın hüküm sürdüğü, çocukların savaşlarda öldüğü, milyonlarca insanın göç yollarında yaşam mücadelesi verdiği bir dünyada demokrasi nutukları ne kadar samimi olabilir? Özgürlükten söz edenlerin silah satış rekorları kırdığı, insan haklarından bahsedenlerin çıkarları uğruna sessiz kaldığı bir düzende demokrasi söylemi bazen kulağa oldukça tanıdık bir reklam sloganı gibi geliyor. Kitabın temelinde de tam olarak bu sorgulama yatıyor. Demokrasi adına yapılan operasyonların, ekonomik çıkarların, küresel güç mücadelelerinin ve jeopolitik hesapların gölgesinde şekillendiğini savunan Avar, okuyucuyu resmî anlatıların ötesine bakmaya davet ediyor. Belki de kitabın özeti tek bir atasözünde saklıdır: "Filler tepişir, otlar ezilir." Dünya siyasetinde de çoğu zaman değişen bir şey olmuyor. Güçlü devletler hesap yapıyor, stratejiler kuruyor, sınırlar çiziyor; bedelini ise sıradan insanlar ödüyor. Sonra da adına demokrasi, özgürlük veya barış deniliyor. Bu nedenle Kaçın Demokrasi Geliyor, demokrasi kavramıyla alay eden bir kitap değil; daha çok demokrasi adı altında sunulanların
Kaçın! 'Demokrasi' Geliyor!Banu Avar · Remzi Kitabevi · 2013604 okunma
Booker ödüllü İsrail stand up'ı
Puan vermedi·216 syf.··
2026 12. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:30
Bu kitap ve "Ülkenin Sonuna" kitabını yorumlarından habersiz okuma listeme almıştım. Esas sebebim sitedeki önceki incelemelerde de dikkat çekildiği üzere yazarın kimliği ve görüşlerini, deneyimlerini merak etmemdi. Artı ve eksiler listesi yapmak istiyorum. Stand up gösterisi izlemeye bayılırım, kitap iki saatlik bir gösteri formatında ilerliyor ve bu gerçekten okumayı enteresan kılıyor. Başta hiçbir bölüme ayrılmaması korkutmuştu ve nerede mola vereceğime karar veremiyordum ama sonra alıştım. Yine de pek normal stand up'lara benzemiyor yazar hiç gösteri izlememiş mi dediğim de oldu. Bu şovları beğenip beğenmemeniz okuma deneyiminizi etkilemeyecektir. Kitabı kafamda üç bölüme ayırdım. Ve bunlardan en yoğunu tabii ki son parçaydı. Gereğinden fazla uzatıldığını hissettim bu kısım belki de biraz ayarlabilirdi. Ne yazık ki elim bir türlü kitaba gitmedi, iki yüz sayfalık kısa bir kitabı bitirmem günlerimi aldı. İçerisindeki şakalar vb. derken kültüre dair birçok bilgi edindim, bu kesinlikle çok hoştu. Okuduğum için pişman değilim. Fakat booker ödülünü nasıl almış onu da çok anlamış değilim.
Bir At Bara GirmişDavid Grossman · Siren Yayınları · 2018806 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·130 syf.··
2026 80. kitabı
BİRBEN . Birben. Unutulmanın kıyısında bir kadın. İsmi gibi 'Bir' ve 'Unutulmuş'. Hatta son zamanlarda, Unutan! Balkonda bir kahve içimi zamanlarında hafızasındaki bulutlanmaları düşünüp doktora gittiğinde, yaşın getirdiği gereklilikden ziyade zamanın hastalığı #demans olduğunu öğrenmişti. İşte hikayesi de böyle başladı #birben in. Kimseye yük olmak istemediği için bir huzurevine yerleşme kararı almış, yanına alacağı eşyaları hazırlarken de eski günlüklerine takılmıştı. Şu an hatırladığı fakat zamanla tamamen silinecek anıları... Anne babası ile başliyor sarı saçlı ve güzel Birben'in hikayesi. Küçüklüğünde gittiği gösteri sonrası balerin olmak istemiş, babasının ince düşüncesi yanında annesinin elalem ne der sorunu tek kelime ile silip atmıştı hayallerini. Çok beklese de o günün gelmeyeceğini anlamıştı. Büyüyüp serpildiği vakit, artık evlenmelisin demişti annesi ve görücü usulü bulmuşlardı Rıfat'ı. O da küçüklüğünden darbeli içki içen bir eş olarak çok sıkıntı yaşatmıştı Birben'e. Öyleki oğlunu bile kullanmıştı yeri geldiğinde. Ve annesi, kızının yanında olması gereken bu yegane zamanlarda bile yine elalemi düşünmüş , hayatını çıkmaza sokmuştu kızının adeta. Fakat iyiki babası vardı, son noktayı koyup çekip kurtarmıştı yavrusunu. Defterin sayfaları aralandıkça öğretmeni Tan, Sinan, ilki Korhan, Aslan, arkadaşının arkadaşı Halit ve tabiki oğlu Onur ile hayatına değen erkekleri hatırlıyor bir bir Birben. Hafıza üzerinden başlayıp bir kadının yaşamındaki acılara, yalnızlıklara, çektikleri sıkıntılara ve ayağa kalkışına eşlik ediyoruz birlikte. Bir kadının yalnızca anılarının değil, aynı zamanda kimliğini koruma mücadelesinin de anlatıldığı; özellikle annenin çocuğunun yanında olmasının iki halini de okuduğumuz #birben , canım arkadaşım Özlem editörlüğünde
BirbenMeral Akman · Octopus Yayınevi · 202620 okunma
10/10
·208 syf.··
2026 44. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 16:50
“Ataerkil toplum kavramları size şekil verip, sizi programladığından, sizin için en iyi olanın en iyi farkına varamayan olursunuz anca. Felakete sürüklenmekte olduğunun bile farkına varamayan budala bir genç kız olursunuz.” Kitabın konusuna geçmeden önce değinmek istediğim bir nokta var. Bu eser, bir dönem ülkemizde "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatılmış, ardından kitabın çevirmeni hakkında soruşturma açılarak gözaltı kararı verilmişti. Açıkçası bu haberi gördüğümde çok da şaşırmadım. Çünkü kitap yalnızca rahatsız edici sahneler içeren bir yeraltı edebiyatı örneği değil; aynı zamanda ataerkil düzeni, cinsiyetçi normları ve toplumun kadın bedeni üzerindeki tahakkümünü sert bir şekilde eleştiren bir metin. Bu nedenle kitabın yarattığı tartışmaların, içerdiği sahnelerden çok ortaya koyduğu eleştirilerle ilgili olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki kadın-erkek eşitliği ve toplumsal cinsiyet meselelerinde hâlâ ciddi sorunlar yaşayan toplumlarda bu tür eserler çoğu zaman edebi yönleriyle değil, yarattıkları rahatsızlık üzerinden değerlendiriliyor. Yeraltı edebiyatı diye bir tür olmasaydı, bu kitap o türü tek başına yaratabilirdi. Okurken inanılmaz derecede rahatsız oldum; yeraltı edebiyatının o kirli, bunaltıcı ve insanın içine işleyen atmosferini iliklerime kadar hissettim. Hatta bir noktada kitaba ara vermek zorunda kaldım. Uzun uzun nefes alıp kendimi toparlamaya çalıştım. Şu ana kadar okuduğum en rahatsız edici kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bunun da ötesine geçen bir kitap okur muyum, açıkçası emin değilim. Chuck Palahniuk, Ölüm Pornosu'nda yeraltı edebiyatının en sert ve en sarsıcı tonlarından birini kullanıyor. Toplumsal normları ve tabuları acımasızca parçalayarak özellikle ataerkil düzeni hedef alıyor. Erkek egemenliğinin kadın bedeni üzerindeki
Ölüm PornosuChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20214,074 okunma
Acı çekmesinler diye ...
Puan vermedi·128 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:28
Ekonomik kriz sonrası ABD'deki yoksulluğu,toplumsal eşitsizliği, çaresizliği ve kapitalizmin doğuşunu kısa ama bir o kadar çarpıcı bir şekilde anlatan eserdir . Spoiler! Yoksulluk o kadar yaygındır ki insanlar barınabilmek ve yemek için bayılana kadar dans denecek bir Dans maratonuna katılırlar.Bu gösteri için 10 dakikalık molalar var ve bu kısacık zamanda duş,yemek ,tuvalet ihtiyacı gibi zaruri ihtiyaçlarını gidermek zorundalar.Bu gösteriyi izlemeye biletle gelen ve sponsorlar vardır.Koordinatorler izleyicileri arttırmak için her türlü hileye basvurabiliyorlar. Yarışmaya katılan çiftler arasında Gloria ve Robert adlı çift de vardır. Karakter olarak birbirlerine zıt olsalar da maksat yarışmanın sonunda ki para ödülünü alıp her biri hayalleri olan oyunculuğu ve yönetmenliği gerçekleştirmektir. Yaşamayı seven ve kazanacağı parayla yönetmenlik hayali kuran Robert'ın aksine Gloria O kadar karamsar ve ölmeyi istemeyi o kadar çok dillendiriyor ki Robert de bu durumdan şikayetçidir. Yarışmanın bittiği gün ölmeyi o kadar çok isteyen Gloria kendini sonunda Robert'a öldürtür. Hikayenin başında zaten cinayetten yargılanıyordur Robert hatta idam cezası ile yargılanıyor. Yargılanma sırasında Robert 'a neden öldürdüğü sorulduğunda Robert şu cevabı verir"Atları da vururlar değil mi?"
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026631 okunma
8/10
·312 syf.··
2026 43. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:23
“Bu dünyadayım ve bu insanlarla iyi geçinmek zorundayım. O yüzden gülüyorum. Çünkü bir şeyler yapmak zorundayım, bir ses çıkarmak zorundayım, bağırmak, çığlık atmak, ağlamak, küfretmek, ulumak zorundayım; o yüzden gülüyorum. Bunlar duyguları boşaltmanın değişik yolları.” Chuck Palahniuk'tan okuduğum ilk kitaptı ve itiraf etmeliyim ki beni beklediğim kadar rahatsız etmedi. Hakkında yıllardır "sert", "rahatsız edici", hatta "mide bulandırıcı" bir yazar olduğu söylenir. Fakat ben okurken bunların hiçbirini yoğun bir şekilde hissetmedim. Muhtemelen bunun sebebi uzun zamandır yeraltı edebiyatıyla iç içe olmam. Yine de Palahniuk'un en büyük marifetinin okuru şoke etmekten çok, onu rahatsız edici gerçeklerle yüz yüze bırakmak olduğunu düşünüyorum. Gösteri Peygamberi, ilk bakışta şöhret, din ve medya üzerine kurulmuş kara mizahi bir hikâye gibi görünse de aslında modern insanın portresini çiziyor. Beğenilmek, izlenmek ve alkışlanmak uğruna her şeyini ortaya koyan insanın hikâyesi bu. Kapitalizmin yalnızca emeğimizi değil, kimliğimizi ve ruhumuzu da satın alabildiğini anlatan karanlık bir masal. Tender Branson, üyelerinin topluca intihar ettiği Creedish tarikatından geriye kalan son kişidir. Bu trajedi onu özgürleştirmek yerine medyanın eline teslim eder. Bir anda ekranların, reklamların ve pazarlama uzmanlarının şekillendirdiği bir ürüne dönüşür. İnsanlar onu bir kurtarıcı, bir peygamber, hatta neredeyse bir tanrı olarak görmeye başlar. Oysa ortada kutsal olan hiçbir şey yoktur. Sadece satılabilir bir hikâye ve onu tüketmeye hazır milyonlar vardır. Palahniuk burada yalnızca dinleri değil, modern dünyanın yeni dinlerini de hedef alıyor. Televizyon ekranlarını, şöhret kültürünü, tüketim çılgınlığını ve insanların ait olma ihtiyacını acımasızca masaya yatırıyor. Kitap boyunca
Gösteri PeygamberiChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20206,8bin okunma