Hayatın telaşları arasında çoğu süre kendimizi unutur, rüzgârın çevirdiği bir değirmenin kanatlarında savruluruz. Türlü Telaşlar Değirmeni, tam da bu noktada okuyucusuna bir gözgü tutuyor. İçinde kaybolduğumuz gündelik koşuşturmayı, umudun ve insanın içsel yolculuğuyla harmanlıyor.
.
Her satırında “dur, duyumsa” diyen bir çağrı var; bazen yumuşacık, bazen sert esen rüzgârlarla. Yazar, yaşamın karmaşasını yalnızca anlatmakla kalmıyor, onu anlamlandırmamıza da yardımcı oluyor.
.
Okudukça kendi telaşlarımızı sorguluyor, unuttuğumuz küçük mutlulukları yeniden anımsıyoruz. Sanki içimizde gizli kalmış bir değirmeni yeniden çalıştırıyor; umutla, sabırla, dirençle…
.
Birçok yaşama tanıklık ediyoruz, onlar da bizim yaşamımıza iz bırakmaktan beri durmuyor. Duygu seli değil, fırtınası içinde kalıyor okur. Boğmuyor, sürüklüyor; fırlatmıyor, konduruyor.
.
Biçemini, çoklu anlama iye sözcükleri, yaşanmışlıklara kattığı anlamları sevdim ben. Demlenerek okudum. Şimdi usta kalan tadıyla, açtığı bakış açılarıyla yaşama daha çok dokunmaya, insana daha çok değer vermeye, yeryüzüne daha çok saygı duymayla adımlarımızı güçlendiriyoruz.
.
Bu betik; tininize dokunan, düşüncelerinize yolculuk yaptıran, kendi “umuttan adamınızı” bulmanızı sağlayacak bir yapıt. Derin düşünceler var, öze dokunan özlü sözler var.
.
Okumanızı öneririm çünkü okuduktan sonra buna gereksiniminiz olduğunu anlayacaksınız.
.
Betikle esen kalın.