Ceylan gibi gözlere mahkum şu gözlerim
Ne senden kurtulmam bana, ömür...
Ne de senle var olmak bana, mahpus..
Dinlenmez gözlerim kapadığimda,
Hayalin tam şuramda iken, yanayım mı
Döneyim yangi yanima,
Her tarafımda sen varsın
Ezsem bir dert oluyorsun
Dönsem kalbim cigerim bana batıyor...
Napsam öleyimmi ? Ölemiyorum
Seviyorum...
K.TATAROGLU

Edip Cansever, Bitti O Sevda
Bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
Su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
İtti kıyıyı adına deniz dediğimiz birşey
Unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
Kaybetti kumarda gözlerim
Kaybetti kumarda gözleri.

Bir kuru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki
Uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
Yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
Yani her soluk alıp verişimizde bizim
Bir mekik gibi kalbin
Bir mekiki gibi kalbim
İşleyip durdu bu yitikliği yeniden.

Ne kaldı
Farkinda mısın bilmem
Gündüzler..
Gündüzler biraz azaldı.

Sinan Atıcı, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

“Toprak yolun bittiği noktada, önümde sarı bir deniz uzanıyor. Dizlerimin üstüne çöküp sudaki aksime bakıyorum. Bu yüz, benim yüzüm. bu gözler, benim gözlerim. Ellerim, benim ellerim... Hep kendim kalacağımı idrak ediyorum o zaman. Tanrım, bu nasıl bir lanet? Derimi yırtmak, gözlerimi oymak, dişlerimi sökmek bir işe yaramaz. Kendime mahkumum. Ağlasam, gözyaşlarım benim gözyaşlarım. Ben cehennemde değilim, cehennem benim içinde.”

Cehennem Çiçeği, Alper CanıgüzCehennem Çiçeği, Alper Canıgüz

Meryem
Meryem bugün bir başka tebessüm ediyorsun neden ?
Gözlerim görmüyor ama herkesin sesi bugün cok daha güzel geliyor mutlular diye öğretmenim 💎
Iyi ki benim dünyamdasın Meryem ❤

Öyle birden bire
Değişik telaşlara, arzulara, isyanlara
Meylim vardır benim..
Saat sabahın kaçını vurur
Görmez gözlerim,hislerim..
Günün ışığıyla aydınlanmayan
Sanırım bir tek benim içim.
Kafam uyumuyor doktor
Beni benden bile alıyor anılarım
Odama astığım tonlarca posterin
İntihar mıdır cinayet midir
Bilmem nedendir
Davası var benimle doktor.
Manzaramı içselleştiren gazete kağıdının
Yapıştığı asfalttaki cesedimi örtme konusunda
Tereddütleri ve yanılgıları var doktor.
Uyuşmuyor üçüncü sayfalara konu olanlarla bedenim
İmkan ver bana çizip anlatayım doktor.
Gırtlağıma kadar dayanan çizgide
Pusuda bekleyenler var
Bir gökdelenin 84.katında
Siyah bir arabanın üstüne çakılarak
Güzel bir intiharı, cebinde umutsuz dizelerle
Vaat eden ve beni satın almak isteyen duygularım var doktor.
Bir tabloya bütün hüznümle yansimam gerektiğine,bir şiire ana fikir olmam gerektiğine,bir şarkıda iç yakan bir dize olmam gerektiğine
Beni inandiran sanrılar var doktor.
Senin de yalan olduğunu inanmama şahsi iradesiyle inanan insanlar var doktor.
Hepsi kafamın içinde.
Kafam susmuyor.

Yoruldum
Göğsümde beslediğim kuş
Eskisi kadar heyecanla kanat çırpmıyor artık.
Yoruldum
Hayatın dik yokuşlarında
Bu dünya yaşamak omzumda yük
Dizlerim bedenimi taşımıyor artık.
Yoruldum
Yarına umutla bakmaktan
Gözlerim yakını bile görmüyor artık.
Yoruldum
Bu dünyanın engelle dolu parkurlarından
Ayaklarım düz yolda bile tekliyor artık.
Yoruldum
Tutunduğum dalların kırılıp elimde kalmasından
Avuçlarım kapalı kollarım halsiz
Ellerim duaya bile kalkmıyor artık...

(m.aygan)

Gitme
Her tarafim sağır sessizlik
Her yanim sağır sensizlik
Gözlerim hala o gidişlerinde
Yalnızlık tıklım tıklım gitme

Temmuzun sıcağında yaşadım kışı
Beni üşüten yokluğundu oysa
Bunu da sen görmedin
Kış günü baharı yaşatacaktim gitme

Zeynep akyol, bir alıntı ekledi.
 10 saat önce · Kitabı okumayı düşünüyor

Göğsümden bir yük kalkmıştı sanki,benim için ağırlık kanunu diye bir şey kalmamıştı. Genişlemiş,incelmiş,yücelmiş hayallerimin peşinde serâzat uçuyordum adetâ. Tepeden tırnağa tarifsiz, derin bir keyif içindeydim,gövdemin ağırlığından kurtulmuştum,bütün varlığım bitkisel hayatın o hafif ve duyarsızlık ülkesine yönelmişti. O ıssız fakat ve büyüleyici ve tatlı şekil ve renklerle dolu bir âleme yönelmişti. Hayallerim dağılıyor, çözülüyor, o renklerde, o şekillerde eriyordu. Esírí okşayışlarla dolu dalgalarda yüzüyordum. Kalbimin sesini duyuyor, damarlarımdaki nabzı hissediyordum. Derin bir anlam ve sonsuz bir keyif vardı bu halimde.
Kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyordum. Unutmam mümkün olsaydı ,unutmak sürekli olsaydı, gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim,varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydım, bir mürekkep damlasında ,bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve sekiler öyle büyürlerdi ki ,hissedilmezin içinde silinir,yok olurlardı. O zaman dileğime kavuşurdum.
Gitgide bir kesiklik,bir uyuşukluk sardı beni. Gövdemden sanki bir hoş yorgunluk ya da latif dalgalar yayılıyordu etrafa. Çocukluğumun geçmiş, unutulmuş, arınmış olaylarını görüyordum. Görmekle de kalmiyor yeniden yaşıyor duyuyordum onlari. Ansızın dağıldı hayallerim. Bütün varlığım derin, karanlık bir kuyuda ,ta aşağıda ince bir çengele asılı kaldi sanki. Derken cengelden kurtuldum,aşağı yuvarlanıyor hicbir engelle karsilasmaksizin uzaklaşıyordum. Sonsuz gecenin bagrinda dipsiz bir ucurumdu bu. Sonra gözlerimi önüne art arda o yok olmus kaldırılmış perdeler indirildi. Birdenbire kendime geldigimde gene küçük odadaydım,garip bir durumda ,bana hem garip,hem de tabíí görünen bir hal içinde.

Kör Baykuş, Sadık Hidayet (Sayfa 35)Kör Baykuş, Sadık Hidayet (Sayfa 35)