selim koç

selim koç
@grabowski
Tutkuları ve hırsları, salt onların aptallıklarını ve aptallıklarının nahoş sonuçlarını önlemek için yok etmek , bugün bizim günümüzde bizzat aptallığın iflah olmaz bir biçimidir. Her diş ağrısını, dişi söküp atarak dindirme yoluna giden dişçilere hayranlık duymuyoruz artık...
Reklam
Tutkularımız bizi zalim, şehvet düşkünü ya da hain yapabilir ama duygularımız yapamaz. Bizim uygarlığımızda bu kuramların kapısı kesinlikle kapalıdır:
"Modernleşme", "reform", "demokrasi", "Batı", "uluslararası topluluk", "insan hakları", "laiklik", "modernleşme" ve bunun gibi birbirinin yerini alabilen adlar altında, yalnızca, küreselleşen kapitalizmin gelişiminin ve onun politik hizmetçilerinin eylemlerinin bu kavramların doğdukları zamandaki normlara uygun olmasını hedefleyen, benzeri görülmemiş bir gerilemenin tarihsel girişimini buluyoruz:
Dünyadan çekinmenizi tavsiye ederim; çünkü orası çadırın söküleceği yerdir; suyuna, otuna kapılıp oturulacak yer değildir. Aldanış sebepleriyle bezenmiştir, süsüyle aldatmıştır. Bir evdir ki Rabbinin katında horlanmıştır. hz.ali
Tuhaftır ki yüksek tüketim, insan ilişkilerinde de karışık bir lütuftur. Doksanlarda yaşayan insanlar, büyük büyükbabalarının yüzyılın başında olduklarından ortalama dört buçuk kat daha zengindirler, fakat dört buçuk kat daha mutlu değildirler. Psikolojik veriler tüketim ile kişisel mutluluk arasındaki ilişkinin zayıf olduğunu göstermektedir. Daha da kötüsü, insanı tamamlayan başlıca iki kaynak -toplumsal ilişkiler ve boş zaman uğraşları- insanlar zenginliğe koştururken kurumuş ya da durgunlaşmış gibi görünmektedir. Böylece, tüketim toplumunda yaşayan pek çoğumuz bolluk dünyasının bir şekilde sahte olduğunu -tüketimci bir kültür tarafından gözümüz boyanmış bir halde, aslında toplumsal, psikolojik ve manevi olan gereksinimlerimizi maddi şeylerle tatmin etmek için boş yere çabalamakta olduğumuzu- düşünmekteyiz.
Reklam