Serkan ALAN

Serkan ALAN
@guideserkanalan
Profesyonel Turist Rehberi-İngilizce Öğretmeni
Lisans
İstanbul
Tokat
85 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Yaşamak
9/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 09:20
Yaşamak, Çinli yazar Yu Hua tarafından 1993 yılında kaleme alınmıştır ve 1994 yılında da sinemaya uyarlanmış ve Cannes Film Festivali Büyük Ödülü’nü kazanmıştır. Baş karakter Xu Fugui’nin gençlik yıllarından yaşlılığına kadar uzanan hayatındaki trajik değişimleri dönemin siyasi hayatını da eleştirerek ele alır. Fugui gençlik yıllarında babasının parası har vurup harman savurur ve kumarda bir çok şeyini kaybeder. Hatta eşi Jiazhen’i babası baba evine götür ve oğlu Youqing’i orada doğurur uzun zaman sonra eve geri geldiklerinde oğlu babasından korkar ve ona alışması da uzun zaman sürer. O kadar fakir hâle gelirler ki sağır ve dilsiz kızı Fengxia 13 yaşına geldiğinde sırf karnı doysun diye şehirli bir aileye evlatlık verilir ama kızları bir gece eve geldiğinde geri götürür ama babası gözlerine baktığında açlıktan ölse bile kızını geri vermeye razı olmaz ve köyün yolunu tutarlar. Artık toprakları olmayan aile ekmek biçmek için arazi kiralar ama sürekli çalışmaları gerekir. Youqing de elinden geleni yapar ve ona da kuzuları besleme görevi verilir. Hatta okulu bırakıp ailesine destek olmak ister ama babası devam etmesini ister ki onu korkutmak için poposuna vurmakla korkutur ama evin oğlu inatçıdır; artık babası sinirden bir tane vurur ama oğlu acımadı der bunun üstüne defalarca vurur tam da o sırada okurken dur be adam el kadar çocuk dersiniz ve işte o an babasına okula gideceğini söyler ve artık babasıyla eskisi kadar konuşmaz. Hatta ertesi gün baba oturamıyorum der çünkü mosmor olmuştur yine içimiz cız eder. Okuldan kuzuları beslemek için koşarak gelirken yine bizim canımız acır çünkü yazar o kadar empati kurdurarak anlatmış ki çevirinin de başarılı olması neticesinde sanki siz de yaşıyorsunuz. Çin Komünist Devrimi olduğunda artık kuzular, evdeki kap kacak alınır ve her
Edebiyat
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,3bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne
6/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 08:35
Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne, Rumen filozof, deneme yazarı Emil Mihai Cioran tarafından 1973 yılında yazılmıştır. Düşünce yapısı Nihilizme yakın olan yazar insanların varoluşu hakkında çeşitli fikirler öne sürer ve ölümden korkmanın yersiz olduğunu insanların doğumdan itibaren zaten kabullenmiş olmasını savunur. Hep doğumdan önceki döneme vurgu yapar ve retorik sanatını da konuşturmak isteyen düşünür bazı cümleleriyle bizi de sorgulatıp kendi felsefi yolculuğuna dahil etmek ister. “Bilinç ete batmış bir kıymıktan çok, saplanmış bir hançerdir.” Çocukluk çağını daha mutlu bir dönem olarak adlandırır çünkü yaş ilerledikçe bir çok şeyin bilincine varır insan ve yine tüm suçu doğmuş olmaya atar. Ölümü unutan insanları hile yapmış gibi görür çünkü insan er ya da geç bu dünyadan göçeceğini bilir ve kendini de kandırmakla itham eder. Yaşadığı çelişkiler, onu herhangi bir öğretiye bağlamaktan alıkoyar. “-Sabahtan akşama kadar ne yapıyorsunuz?-Kendime katlanıyorum.” Burada bir memnuniyetsizlik söz konusu çünkü doğmuş olması ve ölü doğmuş olmak öncesine atıfta bulunuyor. Bazen büyük düşünürlere de laf atar ki onların insanların gerçeklerden uzaklaştırdığını ama orta halli düşünürlerin ün kaybı riski olmadığı için gerçekleri bilinçli bir şekilde dile getirdiğine inanır. “Genç iken ölüm canımı sıkar, ama kendime güvenirdim. İlerdeki silik kişiliğin önsezisine sahip olmasaydım, şunu biliyordum ki, ne olursa olsun Şaşkınlık beni terketmeyecek ve bu, yıllarıma, Koruyucunun çabasına yönelecekti.” Bunun gibi aforizmalarla insanların aslında konuşmaktan çekindiği şeyleri kendi iç dünyasına yayarak hep umutsuz bir hayatı ön plana çıkarır. “Uzanmalı bir yere, toprağı koklamalı ve düşünmeli, bunalımlarımızın umudu ve bitimi olan bu topraktır. Dinlenmek ve erimek için daha iyi bir şey
1000Kitap
Doğmuş Olmanın Sakıncası ÜstüneEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20192,878 okunma
Sırça Köşk
7/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 18:30
Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin 1947 tarihli öykü kitabı. Kitapta yazarın 1944 ile 1947 yılları arasında basılmış hikâyeleri toplanmıştır. 13 hikâye klasik şekilde yazılırken dördü masal biçimindedir. 13 hikâyeden bazı ön plana çıkanlardan bahsetmek gerekirse ilk olarak Katil Osman günümüzde de suça sürüklenenler adı altında suçlu olandan korkulması ve adam yerine konulmasını baz almış çünkü korkutmak için gittiği adamı gerçekten bıçaklıyor Osman ve günlerce adamın ölmemesi için dua ediyor ama sonunda adam kan kaybına dayanamayıp ölür ve üstüne atılan bu lakap gerçeğe dönüşüyor. Bu hikâye dün Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Meslek Lisesi’nde öğrencisi tarafından katledilen Fatmanur Çelik öğretmeni anımsattı ama öğrenci biyoloji öğretmenini öldürmeyi önceden planlamış çünkü hangi derste olduğunu bile araştırmış ve sinsice yaklaşmış bir diğer engel olmaya çalışan öğretmeni ve 15 yaşında başka bir öğrenciyi daha bıçaklamış. Toplumda bu çürüme devam ettikçe Katil Osman’lar farklı kimliklerde ortaya çıkıp aleni insanları katletmeye devam edeceklerdir. Böbrek isimli hikayesinde ise Kayseri’den gelip üç böbrek taşını aldırmak için gelen adamın hikayesinden bahseder. Sirkeci’deki mekanları o kadar iyi tasvir eder ki sanki yaşlı adamın eşyalarını taşıyan hammalın sırtındaki yükün içindeki kameradan dış çekim olarak izlemiş gibi hissettik. Ameliyat çok para tutar ve adam memlekete haber salar ve bağı bahçeyi satar ama ameliyat sonrası içeride bir taş daha kaldığını ve doktorun bunu almayı unuttuğunu fark eder ve sürünmeler başlar yeniden ameliyat olunca yaralar iyileşmez adam da hastanelerde çekilen derdi, yoksulluğu ve derman ararken çekilen işkenceyi gözler önüne serer. Yine buna benzer bir şekilde hanımı doğum yapmak üzere olan bir adamın doktorla pazarlığına şahit oluruz.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201969,7bin okunma
Martı
Puan vermedi·86 syf.··
Beğendi
·
2025 92. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 19:04
Martı, Anton Çehov’un dört büyük tiyatro oyunu kabul edilenler arasında ilk yazılmış olanıdır. 1895’te yazılan oyun, dört ana karakter arasındaki romantik ve sanatsal çatışmalar etrafında geçer. Göl kenarında bir araya gelen farklı karakterlerin ortak noktası sanattır. 28 yıl adliyede memurluk yapmış olan Sorin’in şehir dışındaki çiftliğinde kız kardeşi eskiden ünlü olan Arkadina ve oğlu Treplev kısa bir tatil için buraya gelir. Konstantin Treplev’in yazdığı oyunu malikânedekiler izler ve yan malikâneden Nina isimli safça bir kız “dünyanın ruhunu” oynar. Shakespeare’deki oyun içinde oyun tekniği de burada kullanılmış olur. Annesi oğlunun teatral biçim yaratmaya çalıştığı bu oyunu saçma ve anlaşılmaz bularak güler ve oğlu da onun artık iyi bir oyuncu olmadığını söyler ve bu karşılıklı atışmadan sonra oğlu göz yaşlarına boğulur. Annesi aynı zamanda Kiev’de doğmuş olan ve yazdıkları paçavradan ileri gitmeyen basit biri olduğunu söyler. Daha sonra ana yüreği dayanmaz özür diler ve oğluna sarılır. Treplev de sarılmaya karşılık annesini affeder. İlk perdede oyundaki aşk üçgenleri de ortaya çıkar: Öğretmen Medvedenko Maşa’yı, Maşa karşılıksız şekilde Konstantin’i, o ise Nina’yı sever. İlk perdenin üzerinden ikinci perdeye kadar iki yıl geçer. Trigorin bir yazardır ve en sevdiği etkinlik gölde balık avlamaktır. Nina ise onun yerinde olmak ister ve bu yazarlık yeteneğinden dolayı hayranlık duyar. Bir gün Konstantin vurduğu martıyı Nina’ya gösterir ve Nina bundan tedirgin olur. Yaratıcılığını konuşturan Trigorin Nina’yı martıya Konstantin’i de bu vahşi avcıya benzetir çünkü ikisi de gölün etrafından ayrılmaz ama Trepley gibi biri onu derdest edip martı gibi tüm güzelliğini heba eder. Üçüncü perde, Arkadina ve Trigorin’in gitmeye karar verdikleri gün, malikânenin içinde geçer.
1000Kitap
MartıAnton Çehov · Olympia Yayınları · 202026,6bin okunma
Dr. Jekyll ile Mr. Hyde
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2025 91. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 10:08
Dr. Jekyll ile Mr. Hyde İskoç yazar Robert Louis Stevenson’ın 1886 yılında yayımladığı Gotik uzun hikâye türünde eseridir ve özgün adı Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde olarak bilinir. Dr. Henry Jekyll saygın bir hekimdir ama şehvet düşkünü zalim bir karakter olarak Edward Hyde’a dönüşür. Avukat Gabriel John Utterson bu tuhaf değişimi araştırmaya karar verir. Edward Hyde adındaki iri kıyım adam günün birinde oyun oynarken ayaklarının altına düşen küçük bir kız çocuğunu cani bir şekilde ezerek geçer. Enfield hemen adamı yakalamış ve kızın ailesiyle beraber bir doktor ve polis çağırmıştır; Adamı kızın ailesine para vermesi için de zorlamıştır. Adı Edward Hyde olan bu adam, Soho’daki kapının ardından, elinde yüklü bir meblağ yazılı olan ve (Dr.Jekyll) imzasını taşıyan bir çekle çıkmış ve bu çeki kendi bozdurup kızın ailesine vermiştir. Enfield bu garip adamın yüzünde insanların nefretinin ve korkusunu uyandıran bir şey olduğunu, bu adamın bir insan değil sanki bir canavar olduğunu söyler. Utterson bu adamın kısa süre önce eski dostu Dr.Jekyll’ın kendisine gönderdiği vasiyette adı geçen varis Edward Hyde olduğunu anlar. Vasiyette Dr.Jekyll’ın ölmesi ya da üç aydan uzun süre ortadan kaybolması durumunda tek varisinin Mr.Edward Hyde olacağı yazılıdır. Vasiyeti ilk aldığında bu hiç tanımadığı adam hakkında bir şeyler öğrenmek istemiş ve sonunda da olayın ayrıntılarını görmeye başlamıştır. Dr. Jekyll zamanının çoğunu laboratuvarında geçirir ve karışımlar hazırlar. Bazen dışarı Bay Hyde’ın da çıktığı görülür ve uşağı Poole tarafından aynı hürmet kendisine gösterilir. Utterson bu canavar tipli kişinin Dr. Jekyll’i tehdit ettiğini düşünür çünkü vasiyette ortadan aniden kaybolma durumu da yazılıdır. İkisi de aynı kişidir ve değişim başlayacağı zaman titremeye başlar elbiseler
1000Kitap
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,1bin okunma