Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·168 syf.··
2022 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2022 19:06
Sırça Köşk, Sabahattin Ali'nin, içerisinde on üç hikaye ve dört adet masal bulunduran ve kitaba da adını veren ama bir masaldan fazlası olan Sırça Köşk'e özel olarak, kitabın sonunda ince mesajlar vererek noktaladığı eseridir. Dili diğer kitaplarına göre oldukça sade. Keyifli bir okuma geçirip, biraz zihin dağıtayım demek isteyenler için ideal bir eser. Ancak ben romanlarına göre, özellikle de Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan gibi muhteşem eserlerinin yanında Sırça Köşk'ü biraz sönük buldum. Anlattığı her öykü ve masalda, halkın çektiği sıkıntıları ders niteliğinde verip çıkarımlarda bulunmanızı sağlamış. Romanlarındaki o tadı vermeyebilir ama yine de bu farklı bir tür ve kendi türünde oldukça özel ve güzel. Keyifli okumalar...
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201969,7bin okunma
Sırça Köşk
Puan vermedi·168 syf.··
2020 5. kitabı
Bu hayat böyledir arkadaş sırça köşk'tede dediği gibi ya katil'sin yada adın katile çıkmıştır bu saatten sonra yapacak bir şey de yok artık ya öleceksin ya öldüreceksin
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201969,7bin okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 83. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2020 02:07
Uzun zaman aklımdan çıkmayacak hikayeler ve masallar okudum. Kitap 13 tane hikaye ve 4 tane masalı içermekte. İlk hikaye bana biraz sönük geldi tereddüt ettim ama iyi ki devam etmişim. İnsanların toplumdaki yerini, sistemin durumunu, sistemin insanları getirdiği son noktayı ne güzel anlatmış Sabahattin Ali... Özellikle masallardan çok etkilendim. Okurken bugünkü dünya düzenine yapılan incelikli göndermelere hayran kalıyorsunuz. Son masal kitaba adını veren “Sırça Köşk” sanki size kitabı neden okuduğunuzu ve aslında yazarın size ne anlatmaya çalıştığını son kez apaçık vurguluyor. Okumayı düşünenler tereddüt etmesinler lütfen
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201969,7bin okunma
Sırça Köşk
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2019 235. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2019 18:36
Sabahattin Ali'nin hikayeleri ve masallarından oluşan Sırça Köşk, Anadolunu çeşitli yerlerinde kendi yaşayışını da göz önünde bulundurarak yazdığı, kahramanları köylüler, irgatlar, kasaba hayatının ileri gelenleri, yoksullar, öğretmenler, hekimler, kadın ve çocuklar hatta hayvanlardan oluşmuş bir kitaptır. Sabahattin Ali hikaye ve masallarında yine ezilen, hor görülen, küçümsenen, alay edilen, hakir görülen anadolu insanını resmetmiş ve biz okuyuculara ders çıkaracağımız yolumuzu aydınlatacak anekdotlar sunmaktadır. Keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2021 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2021 23:01
İçinde on üç hikaye ve dört masal bulunan Sebahattin Ali'nin bu öykü kitabında bize eşitsizliği, yoksulluğu ve aldatılmışlığı çok güzel göstermektedir. Hikayelerde vermek istediği mesajdan etkilenmemek elde değil.Mutluka okunması gereken bir öykü kitabı olduğunu düşünüyorum.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201969,7bin okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2020 07:28
Yazarın bize tanıtıldığı giriş bölümündeki şu cümle :"Gazetenin sahibiyle düştüğü bir anlaşmazlık sonucu, devlet büyüklerini küçük düşürücü şiirler yazdığı ve okuduğu gerekçesiyle ihbar edilerek, Konya Asliye Mahkemesinde yargılandı. Bir yıl iki ay cezası verilerek Konya Cezaevin'e konuldu."cümlesi kitabı bitirdikten sonra size tam anlamını, yazarı açmış oluyor en azından ben kitabı bitirip tekrar bu cümleyi okuyunca bende daha fazla bir anlam ifade etti. Benim için bu cümleye karşılık gelen, kitap içerisinde okuduğum zaman " tamam ya işte bu Sabahattin Ali" diyerek bende tek çağrışım yapanın yazar olduğu öykü ise "Kurtla Kuzu" adlı öyküsü oldu. Daha önce birkaç kitabını okumuş olmama rağmen bana güzel bir insanın hediye ettiği bu kitapla sanki Sabahattin Ali'yle yeni tanışmış gibi hissettim kendimi. İçerisinde öykü ve azda olsa masalların bulunduğu bu kısacık anlatımlardan nasıl bu kadar ince ve güzel mesajlar verdiğini sorguladığım ve hayran olduğum bir kitap oldu. Öykünün sonunda random yazarak, hatta emoji koyarak baya baya güldüğüm "Bahtiyar Köpek", acı acı tebessüm ettiren "Hakkımızı Yedirmeyiz", en çok şaşırtan "Çirkince" ve tabi ki yazarı hatırlatan "Kurtla Kuzu" öyküleri en beğendiklerim arasında yerlerini aldılar. Masallarda ise "Bir Aşk Masalı ve Sırça Köşk" favorilerim arasına girdi. Asla okuduğunuzda pişman olmayacağınız muazzam bir eser.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201969,7bin okunma
Sırça Köşk
7/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 18:30
Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin 1947 tarihli öykü kitabı. Kitapta yazarın 1944 ile 1947 yılları arasında basılmış hikâyeleri toplanmıştır. 13 hikâye klasik şekilde yazılırken dördü masal biçimindedir. 13 hikâyeden bazı ön plana çıkanlardan bahsetmek gerekirse ilk olarak Katil Osman günümüzde de suça sürüklenenler adı altında suçlu olandan korkulması ve adam yerine konulmasını baz almış çünkü korkutmak için gittiği adamı gerçekten bıçaklıyor Osman ve günlerce adamın ölmemesi için dua ediyor ama sonunda adam kan kaybına dayanamayıp ölür ve üstüne atılan bu lakap gerçeğe dönüşüyor. Bu hikâye dün Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Meslek Lisesi’nde öğrencisi tarafından katledilen Fatmanur Çelik öğretmeni anımsattı ama öğrenci biyoloji öğretmenini öldürmeyi önceden planlamış çünkü hangi derste olduğunu bile araştırmış ve sinsice yaklaşmış bir diğer engel olmaya çalışan öğretmeni ve 15 yaşında başka bir öğrenciyi daha bıçaklamış. Toplumda bu çürüme devam ettikçe Katil Osman’lar farklı kimliklerde ortaya çıkıp aleni insanları katletmeye devam edeceklerdir. Böbrek isimli hikayesinde ise Kayseri’den gelip üç böbrek taşını aldırmak için gelen adamın hikayesinden bahseder. Sirkeci’deki mekanları o kadar iyi tasvir eder ki sanki yaşlı adamın eşyalarını taşıyan hammalın sırtındaki yükün içindeki kameradan dış çekim olarak izlemiş gibi hissettik. Ameliyat çok para tutar ve adam memlekete haber salar ve bağı bahçeyi satar ama ameliyat sonrası içeride bir taş daha kaldığını ve doktorun bunu almayı unuttuğunu fark eder ve sürünmeler başlar yeniden ameliyat olunca yaralar iyileşmez adam da hastanelerde çekilen derdi, yoksulluğu ve derman ararken çekilen işkenceyi gözler önüne serer. Yine buna benzer bir şekilde hanımı doğum yapmak üzere olan bir adamın doktorla pazarlığına şahit oluruz.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2025 2. kitabı
Genel olarak güzel bir kitap. Kısa hikayelerden oluşuyor derinlemesine bir olay yok. Sırça köşk en son sayfalarda ve yaptığım çıkarım da insanlar kendilerini şartladığı zaman çok kolay aşabileceği bir engeli bile imkansızlaştırır. Herşey kendinize olan güvenle alakalı..
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olimpos Yayınları · 201969,7bin okunma
DİRENİŞİ ÖĞÜTLEYEN HİKÂYELER
Puan vermedi·141 syf.··
2021 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 15:23
Sırça Köşk, bir dönemin yasaklı kitaplarından. Okumadan önce neden yasaklı olduğunu tahmin etsek de okuduktan sonra gerçekler neden yasaklanır ki diye düşündürüyor. Bu kadar mı sevmiyoruz gerçeğin anlatılmasını? Bu kadar rahatsız eden ne? Gerçekle yüzleşememek niye? İfade etmeyince, anlatmayınca geçip gidecek mi öylece? Sabahattin Ali, hikâyelerinde insanı anlatmış, insan eliyle oluşturulan dogmatik düzeni. Hepsi içimizden, hepsi biziz. Açık, net bir dille yazılmış hikâyelerdeki betimlemelerle toplumun resmini çiziyor usta yazar. Ne diyelim, ellerine sağlık Sabahattin Ali, bilemedik ellerinin değerini.. Sırça Köşk, on üç hikâye ve dört masaldan oluşuyor. Kitap adını en sondaki “Sırça Köşk” masalından alıyor. İktidarlaşma eleştirisi olarak ele alabileceğimiz bu hikâye hiçbir kurumun kalıcı olmadığını gösteriyor. Liyakatın olmadığı yerde tek bir kıvılcımın nelere mâl olabileceğini gözler önüne seriyor. Halkın kendi eliyle inşa ettiği düzeni, yozlaşma başladığı anda pek tabii yine kendi eliyle yok edebileceğinin net bir ifadesi oluyor bu sembolik hikâye. Kitabın kimleri, neden rahatsız ettiğini anlamak böylece kolaylaşıyor. *** “Portakal” hikâyesi, bu kadar kolay mı insanın ekmeğiyle oynamak, diye sorgulatıyor. Burnunuza acı bir portakal kokusu geliyor. Acılığını çaresizlikten alıyor. *** “Beyaz Bir Gemi” hikâyesinin duygusu “umut”. Gözümüzün önündeki şeyi olduğu gibi değil, olmasını istediğimiz gibi algılarız. Aşırı bekleme hâli umudu besler de besler. Sonrasında gördüğümüz şey artık herkesin gördüğü şey değildir. O şey, kendi varlığından bağımsız olarak kişinin hayal dünyasında, algılayışında bambaşka bir şekle bürünmüştür artık. Umut onu o hâle getirmiştir. *** “Katil Osman” toplumsal dayatmaların, etiketlemelerin insanı o şekle girmeye mecbur bırakmasının hikâyesi.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2024 85. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2024 11:26
17 öyküden oluşan kitap sade, akıcı ve etkileyici bir anlatıma sahip.Her bir öyküsü gündelik hayattan güzel dersler veriyor. 1947 yılında yayınlanıp yönetime başkaldırı olduğu gerekçesiyle yasaklanan bir kitap. Çok beğendim tavsiye ederim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.