Gülşen-i hüsnünde her dem bâd-ı lutfun esmede
Gonca-i ümmîd açılır dilde bî-pervâ yine
Senin güzellik bahçende lütuf rüzgârı estikçe, kalpteki umut goncası yeniden açar.
-Bakî
"Kendime varsayımımın yanlış olup olmadığını sordum. Dış olayların, olduğum kişinin yansıması dışında bir şey olmadığını varsayarsam ne olurdu? Biz mutlu ve huzurlu olduğumuzda dünya gözümüze sevgi dolu görünüyor, elimizi neye atsak başarıyoruz, şansımız yaver gidiyor. Aksine, içimiz kaygıyla dolu olduğunda dünya gözümüze tatsız, insanlar saldırgan görünüyor. Her şeyin bize karşı olduğunu hissediyoruz, değil mi? O zaman anladım ki hayatım, kendi düşüncelerimin ve tutumumun bir yansımasıydı!
Her iki durumda da önemli olan, olaylara ve insanlara öyle veya böyle bağlı olduğumuzu anlamaktı. Birinci hipotezde pasifiz, tepkiliyiz, acı çekiyoruz ve dışarının hayatımızı yönlendirdiğini düşünerek buna uygun bir savunma sistemi geliştiriyoruz. Ikinci
hipotezde ise aktifiz başımıza gelenlerin sorumlulugunu üstleniyoruz, mutlulugumuzun dış etkenlerden değil kendimizden kaynaklandığının bilincine varıyoruz. Suçluyu başka yerde aramaya gerek olmadığını biliyoruz.
You don't choose your life; it chooses you. There's no point asking why life has reserved certain joys or griefs, you just accept them and carry on. We can't choose our lives, but we can decide what to do with the joys or griefs we're given.