“Sen aptal değilsin. Arzu edilmeyi istediğin için ya da sevilmek istediğin için kimse aklını kaçırdığını söyleyemez.” Derin bir nefes boğazında düğümlendi. “Ve sen bir seçenek değilsin Stevie, çünkü sen varken di­ğer tüm seçenekler ortadan kalkar.” Tüm yüzü gevşedi, bakışlarım altında eriyor gibiydi. “Böyle şeyler söyleme.” “Neden?” “Çünkü senden hoşlanmamaya çalışıyorum.” Dürüstlüğü beni gülümsetti. Onunla tanıştığımdan beri “Senden nefret ediyorum” cümlesini çok sık kullanıyordu. “Bu konuda iyi şanslar tatlım, çünkü ben lanet olası bir cevherim.”
Sayfa 274
1000Kitap
“Tabii heykellerin çoğunun kolu, bacağı ya da kafası eksikti. Onlar için üzüldüm. Bu düşünce beni gülümsetti, heykellerle empati kuruyordum!”
Sayfa 153·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ellerinin giderek artan kırışıklığını fark etmek gülümsetti onu. Bedeni buradaki her şey gibi her an değişiyordu. Her an farklı bir deneyimi yaşatmak isteyen bir sistemin parçası değil miydi beden de? Değişecekti tabii.
Sayfa 23·Kitabı okudu
En güzelimi bilmem ama denk gelişi gülümsetti :)
Yılın en güzel günleri gelmişti: Haziranın ilk günleri.
Sayfa 56 - Kültür Yayınları- XXXVI. Basım Eylül 2025, İstanbul·Kitabı okudu
Gülümsetti :)
“- Eşim Patani'ye gidersem Tayland hükümetinin bana zarar vereceğini düşünüyordu. Bundan dolayı beni hiç Patani'ye göndermedi. Ayrıca Tenvira'nın Patani'de yaşayan anne ve babası da Tayland askerlerinin baskısı altındaydılar. Bir keresinde Tayland askerleri sık sık olduğu gibi Tenvira'nın Patani'deki evine gelip babasına Tenvira'nın nerede olduğunu sormuşlar. Tenvira'nın babası; "Oğlumu bulursanız benden de oğluma selam söyleyin, ben de uzun zamandır oğlumu göremiyorum" demiş. Tenvira bu olayı anlattığında hep gülerdi.”
Sayfa 236 - Tenvira’nın eşi Hamide Nur, Patani, Ağustos 2008.
Şimdi ikisi vardı istasyonda; kızı yanındaydı, bir bulutun güzel yağmuru gibi. Geçmişi düşünmeyi sevmiyordu. O zamanlar ki çok da uzakta değildi ama işte geçip gitmişti. Geleceği düşlemek daha iyiydi, hayaller kendi zamanını bekliyordu yalnızca. Yarın olmasa da öbür gün muhakkak olacaktı. Buna inandı. Başına üşüşen düşünceleri, bir adamın ağır gölgesini, çıkıp gelen hayaletleri kovdu, içine dolan sıkıntıyı atmaya çalışırken kızının baktığı yere baktı; bir ağacın yeşiline takılmıştı Gönül'ün gözleri. "Topacık," dedi Gönül. "Nasıl yere düşmüyor kafası?" İstasyonun taşından yükselen ağacın inadı gülümsetti. "Dallar güneşi görmek istiyor, ağaç da yukarı doğru büyüyor," dedi kızına. Gönül hafif alnına düşen kadife tacını düzeltirken, dalın derdini seveyim, diye geçirdi içinden, biri gelip kırmasa bari.
İletişim Yayınları·Kitabı okudu