9/10
·791 syf.··
2026 51. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 20:36
İbn-i Battuta 1325 yılında hac yolculuğu maksadıyla Fas'tan yola çıkmış ve 1354 yılında geri döndüğünde yaklaşık otuz yıllık, onu dünyanın o zamanki en uzun süre ve en geniş coğrafyayı dolaşan seyyahı yapan, seyahatini tamamlamıştır. Bu seyehatleri esnasında; Kuzey Afrika, Mısır, Arabistan, Anadolu, Altın Orda, İran, Orta Asya, Maldivler, Hindistan, Güney Asya ve Çin gibi bir çok farklı coğrafyayı ziyaret etmiştir ve döndüğünde bu pek kıymetli seyahatnameyi kaleme aldırmıştır. Özellikle dikkat çekici olan şey, yalnızca şehirler veya ülkeler arasında dolaşması değil; farklı devletlerde yıllarca yaşaması ve kadılık gibi çeşitli görevler üstlenmesi, buralarda evlenmesi,yerel halk gibi yaşaması ve savaşlar dahil bir çok maceraya atılmasıdır. Hindistan’da Delhi Sultanı’nın hizmetine girmiş, kadılık yapmış, Maldivler’de bulunmuş, Çin limanlarına kadar ulaşmıştır. Yani klasik bir “gezgin”den çok, hareket hâlindeki bir gözlemci ve diplomat gibidir. Ayrıca onun çağında İslam dünyasının geniş ticaret ve ilim ağları da bu yolculukları mümkün kılmıştır. Fas’tan Çin’e kadar uzanan bölgelerde ortak bir dini ve kültürel altyapının bulunması, medreseler, kervansaraylar ve hac yolları sayesinde daha güvenli bir hareket alanı sağlamıştır. İbn-i Battuta da gittiği hemen her yerde buradaki vakıfları, tekkeleri, tarikatları mutlaka ziyaret etmiş, şeyhlerden ve onların hikmetlerinden bahsetmiş, onlara övgüler dizmiştir. Bu yüzden İbn Battûta’nın seyahatnamesi aynı zamanda ortaçağ İslam dünyasının ne kadar bağlantılı olduğunu gösteren önemli bir kaynak sayılır. Yolculukları esnasında İbn-i Battuta'nın yolu Anadolu'ya da düşmüş, Antalya'dan Ezruruma oradan Konstantinopl'a kadar buradaki bir çok şehri, ahalisini, sultanını detaylıca anlatmıştır. Bu ziyareti esnasında Bursa'yı da ziyaret
İbn Battuta Seyahatnamesiİbn Battuta · Yapı Kredi Yayınları · 2020541 okunma
PEÇENİN ARDI
Puan vermedi·240 syf.··
2026 33. kitabı
İran şiirini bir de benim övmem gereksiz. Birkaç element (gül, bülbül, bahçe, Rüstem, Ehrimen, kara saç, vs. mazmunlar) etrafında bu kadar büyük bir deryanın oluşturulabilmesine şaşıyorum. İranî bir edebiyat diyebileceğim bizdeki divan şiirinden de aşina olduğumuz gibi, eski İran şiiri, sözgelimi toplam bir avuç farklı çizgi kullanılarak çizilebilen sonsuz sayıdaki şekillere benziyor. İman ve kâfirlik arasında hayta ve hınzır bir cambazlık… Orta, Batı ve Güney Asya’nın kültürel patronu olan, çok eksi bir dilden söz ediyoruz. Devletler yönetmiş bir dilden. Bu dille yazılan modern şiirlerin de başarılı “mirasyedi”ler olmaları kaçınılmaz. Gel gör ki aramıza tercümanlar girmek zorunda. Bu peçenin varlığına rağmen, ardındaki güzellik anlaşılıyor.
İran Şiiri AntolojisiMehmet Kanar · Yapı Kredi Yayınları · 201562 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·240 syf.·
2026 23. kitabı
Hem futbola hem uluslararası politikaya hem de yanıbaşımızdaki gelişmelere merakım dolayısıyla okudum. Yakın zamanda Azerbaycan - Ermenistan'ın Karabağ için mücadelesi akla gelirse daha dikkatle elime aldım. Traktör Sazi kulübü 1970'te Tebriz merkezli kurulmuş futbol kulübüdür. Şampiyonluk hariç yer yer başarılar almış ve Asya Şampiyonlar Ligi'nde boy göstermiştir. Kırmızı - beyaz renkleri, kurt sembolü, Türklük - Turanlık sloganlarıyla İran'daki Türkleri temsil eder konumdadır. Gönül verenlerinin çoğunun Güney Azerbaycan denilen bölgenin İran'dan ayrılarak bağımsız olması gerektiğini söylemeleri, ister istemez İran rejimini de tedirgin etmiş durumda. Rejimin kulübü Devrim Muhafızları na satın aldırarak halk tepkisini statta tutma üzerine kurulu stratejisi var. Tabi bunun yanında ülke bütünlüğünü düşünerek oradaki olası ayaklanmaları, tepkileri, bağımsızlık hareketlerini engellemek için yer yer şiddete varan Türkleri sindirme politikası da güdüyor. Rejimin kullandığı genel politika; Türkçeyi, Türkçe adları yasaklamak, toplantı, protesto gibi hareketleri engellemek ve bu konularda Türklerin yaşadığı bölgelere baskı kurmak. Türk nüfusunun yoğun olduğu yerleşim yerlerini ekonomik açıdan geri bırakma, Türk nüfusunu dağınık yerleşmeye zorlama, faaliyetleri yakından izleme de başvurulan yollar arasında. Taraftarlar arasında Türkiye sempatisi yüksek görünüyor. Kimi laiklikten kimi milliyetçilikten kimi de dini bağlardan dolayı Türkiye'nin her alanda başarılı olmasını ve kendilerine sahip çıkmasını istiyor. Bunlara rağmen İran'da yaşayan Türkler arasında tam birlikten söz etmek mümkün değil. Çoğu bağımsızlığı/özerkliği savunsa da aralarında bunu umursamayan da var, orada yaşayan Türkleri Azerilerden ibaret görürken Türkmen Türklerini yok sayan/görmezden gelen de
Spor
İran'da Bir Futbol KulübüYasin Sarı · Kaknüs Yayınları · 20188 okunma
9/10
·56 syf.··
2021 85. kitabı
Samed Behrengi'nin küçük çocuk kitabı. Küçük kara bir balıkın hikayesini anlatan bir balık. Irmağın sonunu bulmaya çalışır ve yolda maceralar atlatır. Yazar Tebriz'de yani Güney Azerbaycan ya da İran Azerbaycan'ında doğmuş bir Azerbaycan Türkü. Şah rejimine karşı yazılarda yazmış. Bu yüzden ölümüne şüpheyle bakılıyor. Genellikle çocuk kitapları yazmış. Yazar ayrıca Deli Dumrul gibi bilinen anonim hikayeyi de tekrar çocuk kitabı olarak yazmış.
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Can Yayınları · 202336,8bin okunma
İnsanlığın Medeniyet Destanı Kitap İncelemem
8/10
·224 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 00:00
İnsanlığın Medeniyet Destanı. Uzun zamandır kitaplığında duran bu kıymetli eseri, esasında Ocak ayının ilk günlerinde bitirdim, fakat esere dair hislerimi ve düşüncelerimi kaleme almak bugüne nasip oldu. "Medeniyet" kavramının Batı eksenli olmadığını, geçmiş yüzyıllarda, karanlık çağları aydınlatan nice topluluğun ve kültürün de günümüz medeniyeti birikimine epey katkısının olduğunu bizlere kanıtlıyor, Garaudy. Batılılar tarafından soykırıma uğramış, güney ve kuzey Amerika toplulukları, İngilizler tarafından yüzyıllarca söndürülmüş Hint, Avrupa Hristiyan Misyonerliğinin delik deşik ettiği Çin... Bugünlerde Amerikan kültürü ve Avrupa Kültürü içerisinde yoğrulan, ezilen biz doğu kültürlerinin genç nesilleri, okumadığımız ve araştırmadığımız taktirde, medeniyetin sadece Amerika ve Avrupa'ya özgü olduğuna körü körüne inanmaya devam edeceğiz ne yazık ki. Halbuki, insanlığın medeniyet destanı, gelmiş geçmiş tüm toplulukların birer tuğla koymasıyla inşa ettiği, farklı desenlere ve örüntülere sahip bir binaya benziyor. Bu tuğlaların arasında muhakkak gözyaşı, kan, ter, ateş, çelik ve barut bulunuyor. Medeniyetin inşaası için Afrika toplulukları terini katarken, Avrupa barut ve ateş katıyor. Eser, bu hadiseleri gözler önüne seriyor. İran ve Bizans kültürünün de etkileşimiyle İslam'ın barış, huzur ve refah dolu yıllarını ve İslam medeniyetinin, İnsanlık medeniyetine olan katkısını da okuyoruz. Akabinde Avrupa'da ilahi unsurların kalan kırıntılarının, Rönesans ile birlikte yok olması. İnsanın ve teknolojinin ilahlaştırılması. İlahi ve manevi değerlerin kıyamete dek sürecek tasfiyesi ve yok oluş süreci. Okurken, yer yer canımın acıdığı ve bolca hüzünlendiğim bu kıymetli eseri, özellikle Tarih ve Sosyoloji meraklılarına tavsiye ediyorum. İnsanlığın Medeniyet Destanı Roger Garaudy
İnsanlığın Medeniyet DestanıRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 20181,961 okunma
Puan vermedi·286 syf.··
2025 24. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2025 09:35
Türk literatüründe Saddam Hüseyin ve Irak'a dair kaynak oldukça az. Uzun yıllar Osmanlı Devleti tarafından idare edilen bölgenin temettuat defterleri dışında belgesi oldukça az maalesef. Arkeolojinin de Osmanlı'da önemsenen bir bilim olmaması sebebiyle antik mirasları araştırmak da dünya savaşı öncesi ve sonrası batıya kalmıştır. Halbuki Irak coğrafyası günümüzde oldukça kıymetli ve tarihi bilinmesi gereken bir yerdir. 1. Dünya Savaşı sonrası krallıkla yönetilen Irak görece bağımsızdı. Ardından Baas partisi yerel Arapçılığı öyle bir aşılamıştır ki Saddam ve benzeri milliyetçiler bölgede boy göstermiştir. Saddam ilk başta kapsayıcı Arap milliyetçiliğini desteklemiştir. Fakat sığınmacı olarak bir dönem yaşadığı Mısır'daki milliyetçiliğin antik Mısır'a dayandırıldığını ve Mısır'ın yüceltildiğini görünce gözündeki Mısır imajı da silinmiş ve o da Irak milliyetçiliğine evrilmiştir. Darbe ile geldiği yönetimi baskıyla sağlamlaştırmaya çalışmış, Tikritli olması sebebiyle hemşericilik yaparak Tikritlileri yönetime getirmeye başlamıştır. Sırasıyla idare-ordu ve hukuka el atmış, kendi istediği adamları üst pozisyonlara getirmiştir. Yeri geldiğinde akrabalarına dahi güvenmemiştir. Hatta bir dönem kraliyet muhafızlarının başındaki büyük oğlu Uday'ı bile görevden almaktan çekinmemiştir. Saddam'ın Şii ve Kürtler üzerindeki baskısı Irak'ta günümüze sarkan siyasi kargaşalara sebep olmuştur. Bugün dahi bölgenin istikrasızlığının sebebini Saddam dönemine bağlayabiliriz. Zira, Şii grupları toplu öldürme, yargısız infaz, Kürtlere yönelik asimile politikaları, farklı grupları yönetimden uzaklaştırarak Sünnilere öncelik vermesi, hatta sünnilerden de öte Tikritlilere ve aşiretine sahip çıkması kendisine geçen zaman içinde sayısız iç düşman yaratmıştır. Körfez ve İran savaşları sonunu
Tarih Yeniden Yazılırken Saddam HüseyinVeysel Ayhan · Barış Platin Kitabevi Yayınları · 20081 okunma