Günbegün büyüyen bu devasa krallığı, kızdığında yanına yaklaşılmayan, ama bunun dışında insaniyetli olan Dickensvari bir baba imgesi gibi mutlak bir egemenlikle idare ediyordu babam. İmparatorluğunun girdisini çıktısını herkesten iyi bilir, her şeyi bir bir aklında tutar, küstahlığa hayatta gelemez (kimseyle, aile üyeleriyle bile ilkeleri tartışmaz), hem idari hem de ticari anlamdaki işbilirliği, mahareti ve yanılmaz içgüdüleriyle çalışanlarının sevgisini olmasa bile saygısını kazanmayı başarırdı...