Her şeyi kapkara görüyordu. Hiçbir zaman mutlu etmeyi başaramadım onu... Biz de aynı, küçük oğlumuzu mutlu edemedik bir türlü... diyor üzüntü içinde Madam Tuvache. O da her şeyi tozpembe görüyor, düşünebiliyor musunuz? Böyle bir şey mümkünmüş gibi! Nasıl oldu bilemiyoruz. İnanın onu da öbür ikisi gibi yetiştirdik, gayet güzel depresif tipler, oysa bu her şeyi iyi tarafından alıyor, diyor Lucrèce iç geçirip elini sinirli bir şekilde havaya kaldırarak. Moralinin bozulması için televizyonda haberleri izlemeye zorluyoruz ama iki yüz elli yolcu taşıyan bir uçak düştüğünde ve yolculardan iki yüz kırk yedisi öldüğünde o kurtulan yolcu sayısıyla ilgileniyor sadece! (Taklidini yapıyor oğlunun:) "Gördün mü anne hayat ne kadar güsel! Gökten üç kişi düşmüş ve hiçbir yerlerine bir sey olmamıs." Kocam da ben de bıktık artık. İnanın dükkânla uğraşmasak biz de kesinlikle bir kadeh Uyku Perisi yuvarlardık.
İnanın onu da öbür ikisi gibi yetiştirdik, gayet güzel depresif tipler, oysa bu her şeyi iyi tarafından alıyor, diyor Lucrece iç geçirip elini sinirli bir şekilde havaya kaldırarak. Moralinin bozulması için televizyonda haberleri izlemeye zorluyoruz ama iki yüz elli yolcu taşıyan bir uçak düştüğünde ve yolculardan iki yüz kırk yedisi öldüğünde o kurtulan yolcu sayısıyla ilgileniyor sadece! (Taklidini yapıyor oğlunun:) "Gördün mü anne hayat ne kadar güsel!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Durduğumuz yere kadar geldi ve pörsümüş yüzünde ciddi bir ifadeyle bize gözlerini kısarak baktı. “Burlağda ne yapansığız bakiim?” diye kuşkuyla sordu. “Şağkı duydumdu zati.”
“Onu bengim guzen söylediydi,” diyerek başımla Denna’yı işaret ettim. “Ne güsel bi sesi vağ, deel mi?” Elimi uzattım. “Taaştığmıza pek memnuğ oldum, baayım. Bağa Kovthe değleğ.”
Adam beni böyle konuşurken duyunca epey şaşırdı ve yüzündeki kuşku büyük ölçüde geçti. “Al bendeğ de o kadağ, İfendi Kovthe,” diyerek elimi sıktı. “Doğğu düsgün konuşan biringe heğ zaman raslanmiyi. Dirsinkiney buralağda yaşayannağın ağzılağı yün doluduğ.”
Bir kahkaha attım. “Babamgil hep diyeyazdı: ‘Ağızda yün, kafada yün.’”