Schopenhaure göre, her biri kendi yüksek değerinden emin, çabucak hayal kırıklğına uğrayacak olmalarına rağmen, ahlaki anlamda yüksek bir amacı kovalayan, bu kendini beğenmiş yaratıklar, ıkrkında gülünç bir şey vardır. Bu anlamsız kuru gürültüye ve şamataya uygun hiç bir görkemli amaç yok. Yanlızca bir anlık doyum ve isteklerin koşullandırdığı gecici arzu uzun süreli ve yoğun acı.
İnsanlar o boktan anılarından, çektikleri sıkıntılardan bir türlü vazgeçmek istemezler ve ne yaparsanız yapın bunun dışına çıkmalarını sağlayamazsınız.Ruhlarını böyle oyalarlar.
Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluyor birden. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık.
Hayat bir dizi boş bayağılık, hayal kırıklığı ve trajediden başka bir şey değildi. Kaçınılmaz bir çürüme ve yozlaşma süreciydi: Acı, keder ve nihayet ölüm.
Evet dostum, sen en yakınların için bir vicdan azabısın; çünkü onlar sana layık değillerdir. Böylece senden nefret ederler ve kanını emmek isterler. Yakınların her zaman zehirli sinek olacaktır. Sende büyük olan şey, onları her zaman daha zehirli ve daha fazla sinek yapacaktır.