Gel, oraya gidelim seninle
Özlediğim şarkıları söyle bana
Sevdiğim şeyleri anlat
Bir bir unutalım ikimizden başka ne varsa
Güneş yükselince denizlerimde yıkan
Gel, sokul kollarıma yağmur yağarsa
Ağaçlar senin için açmış en güzel çiçeklerini
Dinle, dalgalar bir eski şarkıyı söylüyor sevdiğin
Duyuyor musun her yerde buram buram
İşte o yaşamak dediğin
Sözünden çıkmayan bir zaman, işte
İşte şehirleri aratmayan
Kuşlar, ağaçlar, böcekler
Ve her dakikası bir pırlanta saatlerin
Başlayacak o seninle var olduğumuz yerde
En doyulmazı saadetlerin
Orada kapımız bütün güzelliklere açık
Pencereler gel diyecek en bakir zamanlara
Sinecek kokun yavaş yavaş
Denizlere, bahçelere, ormanlara
Seninle bir ülke kuracağız
Sevgiden, mutluluktan, umuttan
Orada
Dilediğin zaman masmavi bir gece olacak
Ve yine dilediğin zaman
Bütün geceler gündüz gibi
Seninle çağlar boyu yaşayacağız orada
İki ölümsüz gibi
Biliyorum Nastyenka, biliyorum! -diye bağırdım, artık duygularımı gemleyemiyordum.- Daha fazlasını da biliyorum: En güzel yıllarımı heba etmişim! Artık bunun farkındayım ve fark etmiş olmaktan acı duyuyorum,
Benim bir suyum vardı akıyordu
Bir toprağı yeşertip akıyordu
Bir yerlerde birikmeden akıyordu
Öyle sakin öyle ince öyle güvende akıyordu
Yine akıyor ama yanıldım
Yine akıyor ama otlar cılız
Güneşler soluk günlerde aksak gibi
Bir avuntu buldum avunuyorum
Katlandıkça arınıyorum
Katlanmanın tadında acısında arınıyorum
Bir yerlerim temize çıkıyor sanki öyle güzel
Kara kara geceler abandıkça üstüme
Arapkanlı duygular abandıkça
Öksüzoğlan balıkları gibi kuytulara kaçıyorum
Akçaburgaz yalnızlığıma sarınıyorum
Bana sonra o uzak resimleri anlat
Göl kıyılarında
Kavruk bozkırlara yağmur yağmasını
Seni birden sıcaklığından ayırmak
Sıcaklığında tanımak birden seni
Balkonlu geceler olur değil mi
Islıklar olur değil mi
Senin yokluğun olmaz değil mi
Seni bulduğum Tanrıdandır ona şükür
Hep en iyi bugündü diyorum
Hep öyle diyorum hep
Hep öyle
Hep