İslâm öncesi Arap toplumun bâkirelik tabusu
Cahiliye devri Araplarında farklı aşiretler ve kabilelere mensup olanlar arasında da evlilik ilişkisi kurulur ve bu ilişki aşiretler/kabileler arasında ülfet oluşturur, yardımlaşma ve dayanış­maya vesile olurdu. Evlilik neslin, dolayısıyla nüfus ve taraftar sayısının çoğalması açısından da çok önemsenen bir müessese idi. Bu yüzden, Araplar doğurgan kadınları tercih eder, kısırlık hoş karşılanmaz ve boşanma sebebi sayılırdı. Yine Araplar nazarında doğurgan çirkin kadın, kısır güzel kadından makbul addedilirdi. Evlilikte bakireler, özellikle küçük yaştaki kızlar tercih edilirdi. Bekâret son derece önemli idi. Gelinin bakire olmadığı anlaşılınca ailesi kınanıp ayıplanır, aile de bu ayıptan kurtulmak için o kızı/kadını öldürürdü. Evlilik ebeveynin, özellikle babanın muvafakatiyle gerçekleşirdi. Kızın bu konuda velisine itiraz etmesi söz konusu değildi. Buna mukabil soylu ailelere mensup kızlar ve kadınlar görüş belirtme imkânına sahipti.
Sayfa 78 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
Avrupa yaşam tarzı
Avrupa tarzı bir yaşamda insanlar için estetik ve çekicilik vardır, lezzet ve lüks Vardır, her şey mübah görme anlayışı vardır. Nefsin hoşuna giden bir takım lezzetler vardır. Tabii ki bunların hepsi nefse hoş gelen şeylerdir; Nefsani arzulara, kadınlara, oğullara Yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer Allah katındadır. Ali İmran suresinin 14.ayeti
Sayfa 158·Kitabı okuyor
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayvanat âlemini gördüğüm vakit, hadsiz ihtiyacat ve şiddetli açlıklarıyla beraber zaaf ve aczleri, o âlemi bana çok karanlıklı ve hazîn gösterdi. Birden Rahman ismi, Rezzak burcunda (yani manasında) bir şems-i tâbân gibi tulû' etti; o âlemi baştan başa rahmet ziyasıyla yaldızladı. Sonra o âlem-i hayvanat içinde, etfal ve yavruların zaaf ve acz ve ihtiyaç içinde çırpındıkları, hazîn ve herkesi rikkate getirecek bir karanlık içinde diğer bir âlemi gördüm. Birden Rahîm ismi şefkat burcunda tulû' etti, o kadar güzel ve şirin bir surette o âlemi ışıklandırdı ki; şekva ve rikkat ve hüzünden gelen yaş damlalarını, ferah ve sürura ve şükrün lezzetinden gelen damlalara çevirdi. Sonra sinema perdesi gibi bir perde daha açıldı, âlem-i insanî bana göründü. O âlemi o kadar karanlıklı, o kadar zulümatlı, dehşetli gördüm ki; dehşetimden feryad ettim, "Eyvah!" dedim. Çünki gördüm ki: İnsanlardaki ebede uzanıp giden arzuları, emelleri ve kâinatı ihata eden tasavvurat ve efkârları ve ebedî beka ve saadet-i ebediyeyi ve Cennet'i gayet ciddî isteyen himmetleri ve istidadları ve hadsiz makasıda ve metalibe müteveccih fakr ve ihtiyacatları ve zaaf ve acziyle beraber, hücuma maruz kaldıkları hadsiz musibet ve a'dalarıyla beraber; gayet kısa bir ömür, gayet dağdağalı bir hayat, gayet perişan bir maişet içinde, kalbe en elîm ve en müdhiş halet olan mütemadî zeval ve firak belası içinde, ehl-i gaflet için zulümat-ı ebedî kapısı suretinde görülen kabre ve mezaristana bakıyorlar, birer birer ve taife taife o zulümat kuyusuna atılıyorlar. İşte bu âlemi bu zulümat içinde gördüğüm anda, kalb ve ruh ve aklımla beraber bütün letaif-i insaniyem, belki bütün zerrat-ı vücudum feryad ile ağlamaya hazır iken; birden Cenab-ı Hakk'ın Âdil ismi Hakîm burcunda, Rahman ismi Kerim burcunda, Rahîm ismi Gafur
Sayfa 409
Alıntı
Uyuşukluk şifa bulmaz illettir. Korkaklık en adi en pis zillettir. Adalet ne güzel, ne hoş nimettir. Hep doğruyu bulacaksın, tamam mı? Yalana hayır de, gerçeğe evet... Mücadele şarttır, kalsan da tek fert. Bir de ötesi var buranın elbet; Nasıl olsa güleceksin, tamam mı?
Kadim Yayınları
Delos'ta tanrıya düşüncesini açan biri Leto tapınağı girişine, iyi, güzel ve hoş'un hepsinin ayrı ayrı alındığında aynı özellikleri taşıyan şeyler olmadığı anlamına gelen şu dizeleri yazdırmış: “en güzel şey en adil olandır, en iyi şey sağlıklı olmak; en hoş şey ise, kişinin arzuladığı şeye kavuşması.” Ne ki biz buna katılmıyoruz, çünkü her şeyin en güzeli ve en iyisi olan mutluluk en hoş şeydir.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Hatunlar hoş ve bakımlıydılar. Güzel oluyordu onlara bakmak..