Biri Nietzsche’ye bedeninde saklı olan bilgiyi kabul etmesi için yardım etseydi hayatının geri kalanında kendi hakikatine kör kalmak için “aklını yitirmesi” gerekmeyecekti.
Bu bulgulara göre, kaygılı bağlanma stiline sahip insanlar başkalarının duygusal ifadelerindeki değişime karşı çok daha tetikte; dahası diğerlerinin verdiği ipuçlarına karşı daha hassaslar ve doğru okuyorlar. Fakat bu bulgu bir ikaz da içeriyor. Çalışma gösteriyor ki kaygılı bağlanan insanlar yargıya varma konusunda fazla aceleci ve bunu yaptıklarında insanların duygu durumlarını yanlış yorumlama eğiliminde oluyorlar.
Kendini suçlama eğilimi, çocukların ailelerinde yaşadıkları olumsuz ve zor durumlarda bakımverenlerinin ihmalkar, tacizci veya zayıf olduğunu inkar etme davranışından kalma bir alışkanlık olabilir. Çocuk, bakımvereniyle ilgili olumsuzluklardan korktuğu için bunları kabul etmek istemez, onun yerine daha kontrol edilebilir bir seçeneği tercih ederek, çektiği acının suçunu kendinde bulur. Dolayısıyla introjektif kişiler “iyi çocuk” olabilmek için çok çaba gösterir ama istedikleri sonuca varıp tatmin olabildikleri nadirdir.