demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görünmeyen sisli ve yapalı bir denizdi. tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
beni teselli edecekler ve birtakım sözcükler söyleyecekler, sözcükler, sözcükler ; fakat ne yardımı dokunabilir ki sözcüklerin bana? biliyorum, ondan sonra yine yalnız olacağım. ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.
ama bu hayatta hiçbir şey uzun sürmez; ikinci kez duyduğu mutluluk da, ilkine oranla pek cansızdı.
üçüncü kez duyacağı mutluluk biraz daha zayıflayacak, en sonunda yok olup gidecekti. o da eski ruh haline dönecekti, tıpkı taşların suda sektirilmesiyle oluşan halkların bir süre kaybolması gibi...