Puan vermedi·224 syf.··
2026 71. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:28
Bugüne isnad edilebilecek bir noktası vardı kitabın. İkiz kardeşlerin, babalarının cenazesinden sonra hikayede bahsi geçen merdivenlere oturup konuşmalarını anlatıyor. Hadi geçmişi düşünelim diyip hatırlıyorlar. Babalarıyla geçen en muhteşem günü yâd etmek için…Düşünüyorlar ve akıllarına gelen şu: ”Hani okuldan çıkmıştık babam bizi almıştı, merdivenlerden iniyorduk parkta oynamak için ve başka bir babayla karşılaştık. Babalarının arkadaşına, bizi parka götürdüğünü söylediğini ama sonrasında bir kahve içeceklerine dair sözleşelim.” dediğini hatırlıyorlar. Ve ikisi de orta yaşı geçen kardeşlerden biri diyor ki “Hayatımın en göz kamaştırıcı anıydı.” Bu cümleyi okuyunca düşündüm. Hayat bu, bu kadar basit işte. Sadece olağan gibi gözüken basit bir an. Geri dönülmez, dönülemez ve bir o kadar da basit ama iç dolduran belki güven veren, birinin seninle ilgilendiğini gösteren kısa bir an. Varlık-yokluk ötesinde günlük bir olayın, konuşmanın belki kıymetinin bilinmediği ama sonrasında asla unutulmayan küçük küçük anlar… Geçmişte de olsa böyle anlara sahip olmayı hatırlamak biraz teselli olabilir mi hayatta? Umarım oluyordur, umarım olur.Bilmiyorum. Kitabı genel olarak pek beğenmedim ama bazı hikayeleri iç ısıtıyordu. Daha uzun, tüm detaylara sahip olacağım kitaplar daha güzel geliyor bana ama bu da yormadı. Sıcak hikayeleri vardı…
Roma HikâyeleriJhumpa Lahiri · Domingo Yayınları · 202678 okunma
Demir Ökçe — Jack London kitap yorumu/incelemesi
Puan vermedi·336 syf.··
2026 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:48
Demir Ökçe — Jack London kitap yorumu/incelemesi Çoğu zaman distopya olarak anılıyor. Ama okurken bunun sadece gelecek kurgusu olmadığını anlıyorsunuz. 1908'de yazılmış. Yüz yıldan fazla önce. Ve insan doğası, sınıf çatışması, iktidar hakkında şaşırtıcı derecede güncel. "Üzerine giydiğin beyaz gömlek kanlı ve sen bunun farkında değilsin." Romanda fabrikada kolunu kaybeden bir işçi sahnesi var. Çalışma saatleri o kadar yoğun, işçiler o kadar yorgun ki — makine zilini beklerken dikkat dağılıyor. London işçi sınıfının gerçekliğini tüm çıplaklığıyla seriyor, dramatize etmeden. Hadi kitaba geçelim: Jack London'ın döneminin Amerika'sına, sınıf mücadelelerine ve sosyalist dünya görüşüne dair güçlü bir yorum. Dili akıcı ve anlaşılır, olay örgüsü sürekli hareket halinde — kendini okutuyor. Ama yalnızca olay odaklı da değil; arka planda sürekli işleyen felsefi ve politik tartışmalar var. Kitabın merkezinde Ernest ve Avis çifti var. Ernest sosyalist bir düşünür, ağzından kapitalist sistemin vahşeti ve işçilerin köleleşmesi anlatılıyor. Avis ise sıradan bir aristokrat kızı — Ernest'le tanışınca hayatı tamamen değişiyor. Onun gözünden biz de sistemi görmeye zorlanıyoruz. Bu kitabı özel yapan şey 1908'de yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ bu kadar tartışılıyor olması. George Orwell'in 1984'ünün temelinin burada atıldığını söyleyen eleştirmenler var. Okurken önce öfke, sonra çaresizlik, sonra acı bir gerçekleşme hissediyorsunuz. Tek sorunum son bölüm: tamamlanmamışlık hissi bırakıyor. "Birkaç sayfa daha olsaydı" diye düşünüyorsunuz. Bilinçli bir tercih olsa da okuma deneyiminde belirgin bir boşluk yaratıyor. Bir de yoğun dipnotlar var — bazen dünyayı daha inandırıcı kılıyor, bazen anlatının akışını kesiyor. Jack London'ın ideolojisine katılmasanız bile kurduğu dünyanın
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsan olmak
9/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Engin Geçtan’ın zamansız eseri İnsan Olmak, uzun zamandır raflarda gördüğüm ama kapağını açmak için her nedense hep "doğru zamanı" beklediğim bir kitaptı. Şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, insan kendi içine bakmaya ne zaman hazır hissederse, doğru zaman zaten tam o anmış. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, içimde uyanan derin bir "yalnız değilmişim" duygusu oldu. Engin Geçtan, bir psikiyatrist olmanın getirdiği o mesafeli, akademik dili tamamen bir kenara bırakmış. Karşısına beni oturtmuş, kahvesini yudumlarken omzuma elini koymuş ve "Bak dostum, yaşadığın o kaygılar, değersizlik hissi, öfke ya da insanlara yaranma çabası var ya... Bunların hepsi senin insan olma yolculuğunun bir parçası" demiş gibi hissettim. Toplumun bize dayattığı "hep güçlü görünme" maskesinin altında nasıl ezildiğimizi, sevilmek uğruna kendimizden nasıl vazgeçtiğimizi o kadar naif anlatmış ki, okurken yer yer kendi sınırlarımla yüzleşip resmen utandım. Bu kitap bana sihirli bir değnek sunmadı ya da "Hadi yarın bambaşka biri ol!" diyerek beni zorlamadı. Aksine; olduğum halimle, kusurlarımla ve kırgınlıklarımla barışmam gerektiğinin şefkatli bir sinyalini verdi. Kendime karşı ne kadar acımasız davrandığımı, başkalarını memnun etmek adına kendi iç sesimi nasıl susturduğumu bu sayfalar sayesinde çok net gördüm. Eğer siz de hayatın koşturmacası içinde bazen yönünüzü kaybetmiş gibi hissediyorsanız, içinizdeki o sessiz huzursuzluğun kaynağını merak ediyorsanız bu kitaba mutlaka bir şans verin derim. Kendinize doğru yürüyeceğiniz o yolda, yanınıza alabileceğiniz en samimi, en şefkatli yoldaşlardan biri kesinlikle bu kitap.
İnsan ve Hayat
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,5bin okunma
Ben onu hep, işte bu, çiçekten yüzüyle düşünürüm.
Puan vermedi·163 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:33
Hep de o sesi: Hadi gidelim. 》Hadi Gidelim, farklı insan manzaralarını ve bireylerin içsel yolculuklarını işleyen bir öykü kitabı. Kitaptaki öyküler; yalnızlık, yabancılaşma, toplumsal değişimler, gündelik hayatın içindeki küçük kırılmalar, bireyin toplumla olan ilişkisi ve trajik sonlar gibi temalar üzerine kurulmuş. 》Bence kitap boyunca en baskın temalardan biri “yabancılaşma” hissi. Karakterler çoğu zaman bulundukları ortama, insanlara hatta kendi hayatlarına bile tam olarak ait hissetmiyorlar. Bu durum, özellikle şehir hayatının yarattığı yalnızlık ve sıkışmışlık duygusuyla birleşince daha da belirginleşiyor. İnsanların kalabalıklar içinde bile yalnız kalabildiği fikri, metinlerin alt katmanında sürekli hissediliyor. 》Bir diğer dikkat çeken tema ise zaman ve geçicilik. Yazar, karakterlerinin anlık duygularını, geçmişle kurdukları bağları ve zamanın insan üzerindeki etkisini incelikli bir şekilde ele alıyor. Anılar, pişmanlıklar ve “başka türlü olabilirdi” düşüncesi sık sık karşımıza çıkıyor. Bu da metinlere hafif bir hüzün ve melankoli katıyor. 》Kitaptaki karakterlere baktığımızda ise çok net çizgilerle ayrılmış tiplerden ziyade, daha silik ama gerçekçi insanlar görüyoruz. Bu karakterler çoğunlukla içe dönük, sorgulayan ve hayatla tam olarak uzlaşamamış kişiler. Büyük olaylar yaşayan kahramanlar yerine, gündelik hayatın içinde sıkışmış, küçük ama anlamlı duygular yaşayan bireyler ön planda. 》Yazarın dikkat çektiği noktalardan biri de iletişimsizlik. İnsanlar konuşuyor gibi görünse de aslında birbirlerini tam olarak anlamıyorlar. Bu durum, hem ilişkilerde bir mesafe yaratıyor hem de karakterlerin yalnızlık hissini derinleştiriyor. 》Dil ve anlatım açısından bakıldığında, yazarın oldukça sade ama katmanlı bir dili var. Cümleler ilk bakışta basit görünse de
Alıntı
Hadi GidelimAdalet Ağaoğlu · Remzi Kitabevi Yayınları · 1993124 okunma
Türkiye gezmesi çok ucuz bir ülke ve insanı da yardımsever!
9/10
·288 syf.··
2026 43. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 01:02
İnsanlar doğar, yaşar ve ölür. Arkasında dürüstlük, doğal dostluk ve sıcaklık bırakırsa her zaman yaşar ve de anılır. Bazen böyle oluyor; en sevdikleri, insanın hayatından tak diye çıkıyor, diyor Johann Wolfgang Von Goethe bir kitabında. Oysa, "Hayat bizi yavaş yavaş ölüme alıştırır," diyordu Orhan Kemal El Kızı'nda... #305423857 Ölümler mi hızlanmaya başladı biz mi giderek yavaşlıyoruz? Necip Fazıl Kısakürek misali, "Kefenimizden evvel çürüyoruz." Y - A - V - A - Ş - L - A - Y - I - N . . . Koştukça geç kalıyorsunuz çünkü. Acele ettikçe yetişemiyorsunuz. Oysa bir şehri tanımanın en iyi yolu yürümekten geçer: "Yürüyeceksiniz. Gençseniz ve bir şehirde gönlünüzce yürümüyorsanız orayı gezdiğinizi söyleyemezsiniz." Hızla akıp gidiyor çağ ve o çağın akıntıya kapılıp giden insanlarıyız. Ufacık tatillere kocaman geziler sığdırmaya çalışıyor, gittiğimiz yere en hızlı ulaşım araçlarıyla gidiyor, nereler popülerse orayı gezmeye çalışıyoruz. Ne gezdiğimiz yerleri kendimiz seçiyor ne de oraya dair bilgileri araştırıyoruz. Oysa, "... şehri gezerken bile okuyacaksınız. Yirmi saat geziyorsanız mesela, iki saat okuyacaksınız," diyor İlber Hoca, keşif ancak böyle mümkün, o ruhu koklamak... youtube.com/shorts/2_pLX7mX... "Öğrenmek kolay; fakat hiçbir şey yapmadan sızlanmak daha da kolay." Gel Dünyayı Keşfedelim, Dünyadan Türkiye'ye uzanan bir yolculuk, Asya'nın bozkırlarından yola çıkıyor, Avrupa'yı aşıyor, Balkanları geçiyor, Ortadoğu'dan Türkiye'ye uzanıyorsunuz. Bütün yolculuklar gibi bu yolculuk da kahramanın evine dönmesi ile son buluyor: İzmir'den Ayvalık'a uzanıyor, Eskişehir'i tadıyor, Ani Harabelerinden Kars'a sesleniyorsunuz. Her yol gibi bu yol da muhakkak Aksaray'dan geçiyor, Türkiye'nin İtalya'sı Safranbolu'nun atmosferini soluyor, Kapadokya'yı
Gel Dünyayı Keşfedelimİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2024823 okunma
Fantastik eser ne olmamalı
5/10
·312 syf.··
2026 5. kitabı
Bu olmamalı. Yani nasil izah edecegimi bilemiyorum ama bu kitap cok basit ve sikıci bir dille yazilmış. Sanki yuzuklerin efendisi izlenmiş, birkac oyun oynanmiş ve hadi kitap yazalım denilmiş. Netice itibari ile ortaya bu eser cikmiş. Yetersiz diyaloglar mi desem, sığ hikaye mi desem, ne desem bilemedim. Hicbir karakterle butünlesemedim. Witcher serisi ile beraber okudugum bir kitaptı. Yarim birakma huyum olmadigindan bitirdim. Fakat bir tarafta inanilmaz kaliteli diyaloglari ve betimlemeleri olan bir kitap okurken, diger taraftan bunlarin hiçbirine sahip olmayan bunu ayni anda okuyunca, uzgünüm ama çok sıritiyor. Puanim sadece yazarin o genc yaşta giristigi işe, gösterdigi cesarete ve bu turdeki oncüluğunedir. Sonucta, eleştiri daha iyi olması içindir. Wattpad kitabı degil ki, eleştirimize yazık olsun. Daha iyilerine.
Korkak ve CanavarBarış Müstecaplıoğlu · İthaki Yayınları · 2013287 okunma