İkinci defa okuduğum 2500 yıl önce kaleme alınmış bir eser.
Birinci okumam üç yıl önce katıldığım bir yazarlık kursunda, daha çok edebiyatın eğitici bölümünde yer alan genç bir edebiyat öğretmeni olan ve aynı zamanda da tiyatro yönetmenliği konusunda yüksek lisans yapan bir hocanın ödev olarak vermesi üzerine okumuştum.
İkinci okumam ise, bu yıl katıldığım tiyatro kursunda ki hocamız da, (tiyatronun; oyuncu, yönetmen ve eğitici bölümleriyle ilgili birisi) yine ödev kapsamında okumamızı istediği için oldu. Bu defa oldukça daha da dikkatli okudum.
Birinci okumamda bir çok cümleyi çizmiş, paragraf yanlarına işaret koymuştum, şimdi de bir çok ilaveler oldu. Ve ilk okumamda işaretlediğim yerlere ilave işaretler koyduğumu ve not düştüğümü fark ettim.
Ve düşündüm; neden iki defa okuma ödevi ve neden bu kadar işaretler, diye...
Kitap, 2500 yıl önceki Antik Çağ Yunan edebiyatında çok revaçta olan tragedya türünde bir oyun.
İktidar hırsı, yönetme arzusu, kurallar, kıskançlık, güç gösterisi, kin, intikam, ego, ikiyüzlülük, menfaat çatışması, aydiyet duygusu, aile bağlılığı, sevgi, güce biat, ahiret inancı, ölüye saygı, ahlak, inandığı değerlerin ölümüne arkasında durma, doğrudan yana olma, inat ve benzeri insani duyguları konu alıyor.
Gördüm ki, insanların;
insani ihtiyaçları, duyguları, zaafları, zayıf ve kuvvetli tarafları uzun yıllar da geçse, bir çok yenilik de olsa, insan hayatını kolaylaştıran teknolojik gelişmeler de olsa hep aynı, hiç değişmiyor, sadece şekil değiştiriyor.
Kitapta, 2500 yıl önce olduğu gibi, günümüzde de geçerliliğini halen koruyan, önümüzdeki yüzyıllarda da geçerliliğini koruyacak olan bir çok sosyal mesaj var.