Dünyayı terk etmek
Rasûlullah bir defasında ölmüş bir koyunun leşine rastladı. Yanında bulunan ashabına -Bu koyun leşinin, sahibi yanında bir kıymeti var mı? diye sordu. Ashab -Ey Allah'ın Resulu! Yoktur. Şayet olsaydı onu atmazdı, dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu: -Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Allah indinde şu dünya, bu leşten daha değersizdir. الو كانت الدنيا تعدل عند الله جناح بعوضة، ما سقى كافرًا منها شربة ماء» "Eğer dünyanın Allah katında sivrisineğin kanadı kadar bir kıymeti olsaydı; dünyada kâfire bir yudum su bile vermezdi."
Hadîs-i Şerif
bir hadis zikredildi. Orada bulunanlardan bir adam “Allah’ın kitabından bir sûre okusaydınız hadisinizden daha faziletli olurdu” dedi. Bunun üzerine İmrân şöyle cevap verdi: Sen gerçekten ahmaksın! Sen namazı Allah’ın kitabında açıklanmış şekilde bulabiliyor musun? Zekâtı Allah’ın kitabında açıklanmış bir şekilde bulabiliyor musun? Kur’ân onu muhkem kılmış, Sünnet de onu açıklamıştır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Bir kimsenin lüzumsuz ve boş şeyleri terk etmesi, iyi bir Müslüman oluşundandır."
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Din
Dedi ki: Kur’ân’ı her topluluk okumuştur. Onu hevâlarına göre yorumlamışlardır. Onu konulması gereken yerden farklı yere koymuşlardır. Sana bir daha gelirlerse onlarla Ebû Bekr’in ve Ömer’in sünnetlerini öne sürerek tartış. Allah onlara rahmet etsin.
Bir gün birçok şeylerin ve âlimlerin hazır bulundukları bir mecliste bulunuluyordu. Muhtelif ilmî bahisler münakaşa ediliyor, herkes fikrini teyid için hadiseler naklediyor, büyük âlim ve mutasavvıfların sözleri ortaya atılıyordu. Bir köşede murakabe halinde duran Şems bu sırada birdenbire yerinden fırlayıp şöyle bağırıyordu: – Ne zamana kadar başkalarının sözlerini naklederek övüneceksiniz? İçinizden bir kişi çıkmıyor ki “Rabbimden kalbime şöyle ilham olundu?” diye söze başlasın. Bu hadis, tefsir ve hikmete dair söyledikleriniz o zamanın büyük insanlarının sözleridir. Onlar kendilerine ait hal ve makamdan bahsetmişler. Siz bu zamanın adamlarısınız, sizin söyleyeceğiniz bir söz yok mudur?
Önsöz-İlmihal
Sözlükte; "davranış bilgisi" anlamına gelen ilm-i hål terimi dini literatürde; "inanç, ibadet, muamelåt (günlük yaşayış), ahlâk konuları, yer yer ulu'l-azim peygamberler, ayrıca Peygamber Efendimiz'in hayatına dair özlü bilgileri içeren el kitabı" diye tanımlanabilir. İlmihaller, kişinin Rabbine, kendine, ailesine ve içinde yaşadığı toplum ve çevreye karşı sorumluluk ve yükümlülüklerinden kısaca günlük yaşamında bilmesi gerekenlerden bahseden kitaplardır. İlmihal geleneği onuncu yüzyıldan itibaren oluşmaya başlamıştır. Peygamber Efendimizin; "İlim öğrenmek her müslümana farzdır" (İbn Máce, Mukaddime, 17; Ibn-i Abdi'l-Berr, Camiu'l-Beyan, 1/8-9; Taberâni, Mucemü'l. Kebir, 10439.) mealindeki hadis-i şerifinde zikredilen ilim kelimesi, "ilm-i hål" olarak yorumlanmış ve bunun kapsamına iman, namaz, oruç, helâl ve haram gibi temel bilgilerin girdiği belirtilmiştir. Fıkıh kitapları, dini konuları ayrıntılı biçimde ele alıp görüş ayrılıklarına yer verir, her görüşün delillerini zikreder ve karşıt delillere cevap verir. Fetva verilen görüşü anlatmaktan ziyade fıkıh ilminin esaslarına göre meseleyi incelemeyi, rivayetler arsında tercihler yapmayı hedefler. Bu yüzden fıkıh kitapları, daha çok âlimlere veya bilenlere hitap etmektedir. Bu durum halkın, temel konularda özlü bilgiler ihtiva eden, dili sade, anlatımı basit, hatta ezberlenmesi mümkün eserlere ihtiyaç duymasına sebep olmuştur. Osmanlı döneminde ilk ilmihaller bu sebeple yazılmaya başlamıştır. Yine bu sebeple Müslümanların her an müracaat edebilecekleri, önemli ve ihtiyaç duyulan bilgileri içerdiği için herkesin eli altında mutlaka bulundurmaları gereken kitaplar olmuştur ilmihaller. İlmihal, dinî metinlerin özeti halinde tercih edilen ve fetva verilen görüşleri kısaca anlatan ve günlük yaşama uyarlanmasını
Kitap Alıntısı