10/10
·472 syf.·
2026 151. kitabı
Gönülleri Fetheden Adam EDDAİ Necati İlmen Necati İlmen’in kaleme aldığı "Gönülleri Fetheden Adam: EDDAİ", salt bir biyografi kitabı olmanın çok ötesine geçen, arkasına aldığı güçlü tarihî rüzgârla okuyucuyu derin bir yolculuğa çıkaran muazzam bir dönem romanıdır. Eser, 472 sayfa gibi oldukça hacimli ve kalın bir yapıya sahip olmasına rağmen, yazarın üslubundaki akıcılık sayesinde sayfaların nasıl aktığını fark ettirmiyor ve okuyucuya son derece keyifli bir anlatım sunuyor. Romanın temel odağında, Üstad Bediüzzaman Said Nursî hazretlerinin hayatı ve onun ilmek ilmek dokuduğu ölümsüz eseri Risale-i Nur külliyatı yer alıyor. Kitap, onun ömrünü adadığı imân davasını ve bu uğurda çektiği çileleri merkezine alırken, bu mübarek hayatı en ince ayrıntısına kadar, son derece detaylı ve kapsamlı bir anlatımla okuyucuya aktarıyor. Eseri biyografik muadillerinden ayıran en ilginç ve hoş düşünülmüş özelliklerinden biri kurgu tekniğidir. Roman, biyografik bir çizgide ilerlese de aslında otobiyografik ve kurgusal bir döngüye sahip. Hikâye, bir sahaf dükkanında Risale-i Nur’un bizzat konuşmaya başlaması ve oradaki diğer kitaplara Bediüzzaman Said Nursi hazretlerini anlatmasıyla açılıyor. Romanın sonunda ise hikâye yine aynı sahaf sahnesine geri dönüyor ve Risale-i Nur konuşmasını bitirip susuyor. Bu metaforik anlatım, kitaba harika bir derinlik katmış. Ayrıca romanda mekanların ortaklığı üzerinden yapılan zaman geçişleri de çok başarılı bir şekilde kurgulanmış. Mekan aynı kalırken, zamanın bazen geçmişe bazen de Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin son dönemlerine kayması, iki farklı devrin aynı dekor içinde iç içe işlenmesini sağlıyor ki bu da anlatıyı sıradanlıktan tamamen uzaklaştırıyor. "EDDAİ", içinde buram buram tarih barındıran, olayların kronolojik ve şeffaf bir şekilde ele alınmasıyla öne çıkan bir romandır. Roman
Edebiyat
Gönülleri Fetheden Adam EDDAİNecati İlmen · Sueda Yayınları · 201955 okunma
Öğretmen olmak; Hayatlara iz bırakmak..
Puan vermedi·208 syf.··
2026 38. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:14
Öğretmenlik hayatım boyunca yüzlerce öğrencinin hayatına dokunma fırsatı buldum. Kimi zaman bir öğrencinin gözlerindeki heyecana ortak oldum, kimi zaman sessizce yardım bekleyen bakışlarında kendimi buldum. Yıllar içinde öğrendiğim en önemli şeylerden biri, öğretmenliğin yalnızca ders anlatmak olmadığıydı. Doğan Cüceloğlu’nun Öğretmen Olmak kitabını okurken de bu düşüncemin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha hissettim. Kitabın ilk sayfalarından itibaren kendimden izler buldum. Mesleğe yeni başladığım yıllar aklıma geldi. Elimde ders planları, zihnimde büyük idealler vardı. Her şeyi eksiksiz yaparsam iyi bir öğretmen olacağıma inanıyordum. Ancak zamanla fark ettim ki öğrencilerimin yıllar sonra hatırladığı şey anlattığım konular değil; onlara nasıl hissettirdiğim, onları ne kadar anladığım ve değer verdiğimdi. Cüceloğlu’nun satırları da tam olarak bu gerçeği hatırlatıyordu. Kitabı okurken yıllar önceki bir öğrencim gözümün önüne geldi. Derslerde pek konuşmayan, çoğu zaman arka sıralarda oturan bir öğrenciydi. Akademik başarısı çok yüksek değildi ama bir gün teneffüste yanıma gelip sadece kendisini dinlediğim için teşekkür etmişti. O gün bunun ne kadar önemli olduğunu tam olarak anlayamamıştım. Bugün dönüp baktığımda, öğretmenliğin bazen bir konuyu öğretmekten çok bir çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlamak olduğunu görüyorum. Doğan Cüceloğlu da kitabında bu insani bağı öylesine samimi bir şekilde anlatıyor ki, okurken kendi öğrencilerinizle yaşadığınız anılar bir bir zihninizde canlanıyor. Kitabın beni en çok etkileyen yönlerinden biri, öğretmenin önce kendisini tanıması gerektiği düşüncesiydi. Çünkü sınıfa yalnızca bilgilerimizle değil; kişiliğimizle, değerlerimizle ve hayata bakışımızla giriyoruz. Bir öğrencinin özgüven kazanmasında, hayal kurmasında ya
Öğretmen OlmakDoğan Cüceloğlu · Final Kültür Sanat Yayınları · 20138,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·975 syf.··
2026 43. kitabı
Hayatin kaynagi yasamak istemektir. Yasamak istemek biricik benligimizden gelir. Hayatin kaynagi, kolektivist tabulara ve benlik dusmani fikirlere vurulan siddetli bir darbe. Bu kitap ayni zamanda okuyucuya ilham veren bir eser, yasama istegi uyandirir. Cokca elestirilen bu eserin hak ettigi degeri gormedigini dusunuyorum. Pek cok kaynakta ayn rand en abartilan yazarlardan biri olarak gosterilir. Bu da kolektivist fikirlerin hem edebiyat hem de felsefede ne kadar otorite oldugunu gosteriyor. Birey, urettigi ve aklini kullandigi kadar vardir. Kolektif bilince dahil olmak, kendin olma cesaretini kullanmamaktir.
Hayatın KaynağıAyn Rand · Plato Film Yayınları · 20133,735 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2026 13. kitabı
Ve diyor ki Wolf; Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Konuşmacı olarak çağrıldığı üniversitenin kütüphanesine alınmayan bir kadın. Ne dünya ama değil mi? Düşüncelerine önem veriliyor, düşüncelerini geliştirmesi engelleniyor. İki türü olan, adına insan denilen bir varlık! Neden biri sınırsız hak sahibi iken diğeri sebepsiz bir ötelenme içinde?
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İndigo Kitap · 201748,2bin okunma
BURJUVAZİNİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNDE BOĞULAN BİR RUH: MARTIN EDEN
7/10
·517 syf.··
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:47
Martin Eden benim için sadece bir kitap değil, içimde günlerdir dinmeyen kocaman bir fırtınanın adı artık. Jack London bu eserde sadece bir başarı ya da aşk hikayesi anlatmıyor; insanın kendini sıfırdan var etme çabasını, entelektüel yalnızlığın zirvesini ve burjuva dünyasının o pırıl pırıl parlayan ama içi tamamen çürümüş olan iki yüzlü ahlakını adeta yüzümüze çarpıyor. kitabı bitirdiğimden beri içimdeki o burukluk, o yoğun kızgınlık ve hayal kırıklığı hissi asla geçmiyor. kitabın son sayfasını kapattığım an,Martin’in o yalnız, hırpalanmış ruhuna sarılıp ağlamak istedim... hikayenin en başına döndüğümüzde, karşımızda kaba saba, eğitimsiz ama içinde keşfedilmeyi bekleyen devasa bir cevher barındıran gemici bir Martin var. ve onun hayatını tamamen değiştiren o an: Ruth Morse ile tanışması. Martin, Ruth’a öyle saf, öyle temiz ve adeta onu ilahlaştıran bir aşkla bağlanıyor ki, sırf onun gözündeki o "yüksek" dünyaya adım atabilmek, ona layık bir adam olabilmek için kelimenin tam anlamıyla bir savaşa giriyor. geceleri sadece birkaç saat uyuyor, aç kalıyor, parasızlıkla boğuşuyor, rehin dükkanlarına eşyalarını bırakıyor ama okumaktan, yazmaktan, öğrenmekten asla vazgeçmiyor. elleri nasır tutmuş bir gemiciden, felsefeyi, sosyolojiyi, edebiyatı yutmuş bir dehaya dönüşüyor. kendi küllerinden yepyeni, muazzam bir insan yaratıyor. ancak kitabın en can yakıcı, insanı okurken sinirden delirten noktası da tam olarak burada başlıyor: Martin, Ruth’u ve onun ailesinin temsil ettiği o üst sınıf burjuva dünyasını gözünde o kadar kutsallaştırıyor, onları o kadar "kusursuz ve bilgili" sanıyor ki, kendi entelektüel seviyesi yükseldikçe asıl gerçeği görmeye başlıyor. Martin tırnaklarıyla kazıyarak yükselirken, Ruth’un ve çevresinin aslında ne kadar sığ, önyargılı, kalıplara sıkışmış ve tamamen
İnceleme
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Puan vermedi·16 syf.·
2026 84. kitabı
İstediği anda istediği canlıya dönüşebilen kirpi balığı Kiripiri bu özelliği sayesinde pek çok zor ve can sıkıcı durumdan kurtulur. Hatta bir yunusa dönüşerek yüzme yarışını kazanır ve ödül alır. Ama aldığı ödülü hak etmediğini düşünerek her şeyi ailesine itiraf eder ve bu özelliğin büyükbabasında da olduğunu öğrenir. O da büyükbabası gibi bu özelliği kullanmayı bırakır ve zamanla çalışıp çabalayarak pek çok şeyi başarır. Hakkıyla elde ettiği daha küçük bir başarının haksızca elde ettiği daha büyük başarılardan çok daha kıymetli olduğunu anlar. Güzel bir hikâye. Aşırı kısa değil ama resimli kitap için çok kısa da sayılmaz. 4-6 yaş için uygun. 7-8 yaş çocuklar da kendi okuyabilir. Daha büyük yaşlara hitap etmesi zor ama. Üzerine konuşulabilecek çok detay var. Kreşte, anaokulunda çocuklarla okunup uzun uzun konuşulabilir. Böylece çocukların kendilik bilinci kazanması sağlanırken hak etmedikleri bir şeyi elde etme konusundaki eğilimleri hakkında da fikir edinilebilir. Genel olarak beğendim. Resimleri de kötü sayılmaz. Sadece resim üzerindeki yazıların İngilizce olması dikkatimi çekti ve bence hoş değil, kitap Türkçe neticede. Bir de ana karakterin adı Kiripiri, kirpi balığını andırsa da kitabın hitap ettiği yaş grubu için uzun sayılabilir. Daha kısa bir isim daha uygun olabilirdi. Son olarak kitap ismi de konuyu daha iyi yansıtacak şekilde seçilse daha güzel olabilirmiş. Yine de evde ya da okulda çocuk kitaplığına eklenebilecek nitelikte bir kitap, diyebiliriz.
Yarışı Kim KazanacakE. Murat Yığcı · Caretta Çocuk · 20225 okunma