''Şeytan uyuyakaldı bir gün. Rüzgar sert esti. Üç tüy düştü şeytandan. Birisi paraya yapıştı,diğeri mevkiye,öteki de ihtirasa. O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı.''
-Dostoyevski
Falih Rıfkı Atay etkinliği kapsamında yapacağım ilk incelemem olacak. Etkinlik için Link: ->> #27899814
Tarihi bir yolculuğa hazırlanın; geçmişe, bir İmparatorluğun Çöküşüne ve kaybedilen topraklarda yaşanan büyük acılara tanık olacağız. .
Daha önce, Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri ve Atatürk’ün Bana Anlattıkları: Mustafa Kemal’in Ağzından Vahdettin kitaplarını okumuştum. Falih Rıfkı’nın duruşunu, karakterini ve Cumhuriyeti sahiplenmiş bir idealist oluşunu her zaman sevmişimdir. Zeytindağı ile kaybedilen topraklara gidiyoruz. Balkan Harbi ve I. Dünya Savaşı hakkında biraz bilginiz var ise anlatılan yerleri ve durumu daha iyi kavrayacaksınız.
Kesinlikle Spoiler içermeyen ve kitabı okumadan önce rehber olarak kullanabileceğiniz bir inceleme yapacağım. Detaylı bilgi istemeyenler BİRİNCİ BÖLÜM'ü es geçip, İKİNCİ BÖLÜM den başlayabilirler.
Biz Paşalarımızı kötülemek için tek satır yazmayız, kötü şeyler de ağzımızdan çıkmaz. Yaptıkları hatalarıyla bizim paşalarımızdır bu paşalar. Talat Paşa, Enver Paşa ve Cemal Paşa. Büyük facialara neden olan yanlışlarını da dile getirmek gerekir. Falih Rıfkı Cemal Paşa ile fazlasıyla zaman geçirmiş, bu zaman diliminde yaşananları da kaleme almıştır. Kendisi de özellikle belirtir ki Cemal Paşa’yı yermek veya kötülemek için değil, olan durumları anlatmak için yazmıştır.
Kitap incelemesini bölüm bölüm yapacağım ve alışık olduğunuz gibi kısa bir inceleme olmayacak. İlk önce birkaç detay vereceğim daha sonra ana incelemeye geçeceğim.
BİRİNCİ BÖLÜM: Kısa kısa Balkan Savaşları ve I. Dünya Harbi hakkında bilgi, Savaşa neden ve nasıl girdik, Hangi Cephelerde savaştık, Osmanlı Devletinin son durumu nasıldı?
Osmanlı Devleti I. Dünya Harbine girmeden önce, Balkan Savaşlarında
en iyi yayınevlerini sıralarken çeviri, fiyat, editörlük, dizgi, baskı, ulaşılabilirlik, kitap seçimi gibi faktörlerden sadece birini alıp "en iyi" sıfatını bunun üzerine kurgulamak haksızlık olur.
benim naçizane değerlendirmelerim şu şekilde: (sayılar sıralama amacıyla değil okurken kolaylık olsun diye. yanlış anlaşılmasın)
1- iletişim yayınları
edebiyat çevirisi konusunda en önemli iki dilde türkiye'nin en iyi çeviri kadrosuna sahip olduklarını düşünüyorum. bunların ilki rusça. ergin altay ağırlıklı olmak üzere mehmet özgül, mazlum beyhan, leyla soykut gibi tümü başarılı çevirmenlerle çalışıyorlar. diğer dil ingilizce'den yaptıkları çevirilerde de murat belge, fatih özgüven, tomris uyar gibi yine hepsi önemli çevirmen/edebiyatçıların imzaları var. çeviri dışında editör/redaktör ekibi de oldukça başarılı, mesela dünya klasikleri serisinin editörlüğünü uzunca bir süre orhan pamuk götürmüştü. zaten yayınevinin başında murat belge gibi türkiye'nin en birikimli edebiyat tarihçilerinden (siyasi görüşünü cartını curtunu bir kenara bırakıyorum) biri var. ayrıca birçok kitabında önemli edebiyat kuramcılarının ve yazarların önsözlerini/sonsözlerini bulmak da mümkün. türk edebiyatında ise oğuz atay, ihsan oktay anar, sevgi soysal, hasan ali toptaş, yakup kadri karaosmanoğlu şeklinde muazzam bir kadroları var, şimdiki gençliğin meraklısı olduğu filinta takımı (afili filintalar) da cabası. siyasi tarih konusunda da çok başarılılılar. zaten bu iki konuda rakipleri can'ı çok geride bırakmış durumdalar.
kitapların ulaşılabilirlik açısından da pek bir problemi yok. sadece yüksek fiyat politikaları iletişim'in kitaplarının ufak kitapçılara düşmesini biraz engelliyor. gerçekten de fiyatları oldukça yüksek olmasına karşın kitapların sayfa sayısı arttıkça rakipleriyle arasındaki fark
Kendimi tahlil: Çabuk ve korkunç bir çabuklukla hulyaya kaçıyorum. Daima birkaç ay ötede hatta birkaç sene ötede yaşıyorum. Hulyaya sarfettiğim saatleri çalışmaya sarf edebilsem..