8/10
·104 syf.·
2022 10. kitabı
Az daha zorlasam 1 yılda okurdum kitabı herhalde :) talihsizlikler ve kitabı okumak için aşıranlar sonucu ancak ayık kafa ile okuyabildim. Zincir öyküsünü kaç kez tekrarladım bilmiyorum. Hakan abinin güvercinler hakkında anlattıklarına ise epey şaşırdım sahi nerden biliyorsun yoksa sende mi kuşcusun:). Hele şu cilt bakımı ile ilgili tüyosu mükemmeldi. Yakın çevremde kuş besleyenler var sırf bu yüzden evini değiştirmeyen ailesi ile tartışan, cidden var bu işte bir iş bağımlılık gibi olmalı. Satılık Melek Tüyü muhteşem bir hikayeydi gerçekten kurgusu falan bayıldım ama bitişi biraz kursağımda kaldı :) Leyla Kokusu, sanki bu hikaye pek Hakan Sülün abinin kaleminden değil gibi yani burda yazdığı öyküler ve hikaye tamamlama etkinliklerin de okuduklarım onun tarzı bu değilmiş gibi hissettirdi. Çok naif ve zarif bir öykücüktü. Leyla ve Hikmet'in tanışmalarında tepede açan mor çiçekler bana Harry Potter'ın bir öpüşme sahnesinde üstlerine doğru açan çiçekler sahnesini anımsattı. Kuyruk Acısı, soluk soluğa okudum nie o kadar heycanlandım anlamadım. Kelebekler, yorum yok :( Evde Unutulan Bir Çift Göz, 1984 karınca... Atlı Karınca, deneme tadındaydı her duygu ve durumdan bir tutam gibi. Hikayeye ismini veren öyküye geldim kitabı kapattım önce İshak okumalıyım. Millete "ben bu yazarı tanıyorum hatta bana kitap hediye etti sohbet ettik falan. İlerde çok ünlü bir yazar olucak görürsünüz" diye diye elimdeki kitaplarını kaptırarak aldığım 5. Kitabı nihayet bitirdim. Dilerim okuyucusunu bulur kıymetli kitaplıklar da yerini alır.
CısHakan Sarıpolat · İthaki Yayınları · 2021439 okunma
Bir "Cıs" Meselesi
9/10
·104 syf.··
2021 34. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2021 01:51
Kalpaktan damlayan kar suyunun sobanın üstüne düşüp "Cıs" diye bağırması kadardı, anlıktı sanki her şey... Öyle hızlı bitti ki kitap, daha çok öykü olsun daha çok okuyayım dedim içimden. Yıl 2015 bizler sitenin ilklerindenken benim için 1000Kitap kazancı, sitenin bana kattığı en değerli insanlardan biri Hakan Sülün . Varlık Dergisi'nde yayınlanan "Su Dedi" öyküsünü okumuş çok sevmiş ve bir şeyler yazmasını beklerken ishakedebiyat.com ile tanışmıştım yine onun sayesinde. Sonra yaklaşık 2 ay evvel Cıs ile tanıştım. Önce bende hayli merak uyandıran ismi ile sonra da nihayet kendi ile. Meraklandığım kadar da varmış, adı gibi bir etki yarattı bende Cıs. Toplam sekiz öyküden oluşan ve içinde bence çoğu okurun unutamayacağı öyküler barındıran, sade anlaşılır ve samimi bir dil ile yazılmış bir kitap Cıs. Ben öyküleri tek tek anlatmayacağım. İstediğim şey öykülerin bendeki hislerini yazmak. En sevdiğim öykü Kelebekler oldu benim. Sevginin ne olduğunu, sözlerin değil kalplerin bağını ne güzel yazmış Hakan abi. Özellikle onu hiç unutmayacağım. Zincir'in Ali İmran ve Paçalı'sını, gerdandaki o Allah yazısını ve "biraderim" kelimesini gördüğüm an bende beliren şok etkisini daima hatırlayacağım. Herkesin Leyla'sının bir kokusu olduğunu, bir gün uçup gitse de hep burun direğini sızlatacağını içten içe bileceğim. Yolda şans eseri rastladığım tüylere bakıp, bir melek kanadından mı düştü hissine kapılacağım. Ve bir ormanda yürürken, belki bir yerlerden Halil öğretmenin sesini duyarım diye sessizliğe kulak kabartacağım... Hepsinden öte, böylesine değerli bir yazarı tanıyor biliyor olduğum için de kendimi hep şanslı sayacağım. Sen yine yaz, biz yine okuyalım abi. Hakan Sarıpolat çok iyi bir yazar ve işte bunlar da onun şahane kitapları diyelim... Seven sevdiğine Cıs hediye etsin diyerek de
Edebiyat
CısHakan Sarıpolat · İthaki Yayınları · 2021439 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dostum Hakan'a...
8/10
·104 syf.··
2021 31. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2021 18:56
YouTube kitap kanalımda Hakan Sarıpolat'ın Cıs kitabını önerdim: ytbe.one/o73ZS-Wrw04 4 yıl önce "Eskiden buralar hep dutluktu" diyebileceğimiz sessiz sakin zamanlarda, almışım başımı hunharca Stefan Zweig okuyorum. Ama ne okuma... Satranç'lar, Korku'lar, Gömülü Şamdan'lar... Bütün kitaplarını bitirmeye ant içercesine okuyorum resmen. Sonra geliyor Hakan Sülün adında ve zamanında profilinde Kafka resmi taşıyan anonim bir adam şu yorumu yapıyor: #15633875 Be adam, iyi de, sen kimsin? Gelmiş bana Zweig şöyledir, Zweig zayıftır diyerek caka satıyorsun. Daha profiline kendi fotoğrafını bile koymamışsın, bir de okuma serüvenimi ve heyecanımı baltalıyorsun. Yorumunda da utanmadan bana "Proust, Dostoyevski, Kafka, Conrad, Cortazar, Musil, Goethe, Cervantes, Moliere..." gibi isimler sıralayıp dediklerine anlam vermemi bekliyorsun. Peh... Kimdi bu Hakan Sülün ve ne istiyordu benden? Yorumun üzerinden birkaç gün geçtikten sonra Splinter Cell misali bir gizlilikle bu anonim adamın yazdığı yazarlara bir bakayım dedim. Proust, Kafka, Musil... Kim ola ki bunlar? Yani gerçekten bana Stefan Zweig'ın yaşattığı içselleştirmelerin daha iyilerini yaşatabilecek yazarlar mıydı bunlar? Gel zaman git zaman, Dostoyevski'nin, Kafka'nın, Proust'un, Cervantes'in bütün kitaplarını belki de bu yorum sayesinde okudum. Hakkari'de Bir Mevsim kitabındaki bir mevsim oldum Hakan sayesinde. Miguel Unamuno'nun Sis'inin içinde ben de bir bulanıklık beğendim kendime. Alıntılarla yaşadığım YouTube kanalıma ilham olan Niteliksiz Adam kitabını bu adam sayesinde tanıdım. 500 küsür okuduğum kitap arasında en üst sıraya koyduğum kitabın incelemesinin sonunda sadece 1 kişinin ismine yer verdim:
CısHakan Sarıpolat · İthaki Yayınları · 2021439 okunma
"Nasıl caka satıyor puşt, bir görseniz."
8/10
·104 syf.·
Beğendi
·
2021 387. kitabı
"Çay getir ulan Kör Kazım. Elinin ayarına sıçayım, az açık koy." Bazen Yaşar Kemal hakkındaki görüşlerimi irdeleyerek fazlasıyla düşünüyorum. Bu adamın kitabının her harfinde memleket havası kokuyor, bunun sebebi ne? Şu zamana kadar bunun en büyük sebebinin ülkemizdeki köyleri, şehirleri; dağları, nehirleri bize birincil ağızdan hepimizin bildiği gibi yalın bir dilde anlatması olarak düşündüysem de artık düşüncem değişiyor. Yaşar Kemal oluşturduğu karakterler arasındaki diyalogları çok iyi ayarlıyor. Bu diyaloglar hepimizin zamanında duyduğu sözlerden de oluşuyor, hala kullandıklarımız da oluyor ve söylemeden edemeyeceğim ama çok yerli yerinde argo kullanıyor. Bu konuda en hassas olanların bile hoşuna gidebileceği kadar. Yazarımız da ilk öyküsü "Zincir"de bu diyalog ortamını çok başarılı bir şekilde uygulamış. Açıkçası ilk öykü bence novella veya roman olmak için fazlasıyla uygunmuş; çünkü karakterler arasındaki diyaloglar çok güzeldi. Zamanındaki mahalle abilerimizi çok güzel yansıtmışlar. Ama bunlar tabi genel olarak eski zamanda kaldı, şimdi onlara özenmeye çalışanlar var ki onlara da keko diyoruz. Zincir'le ilgili diğer beğendiğim noktalar da argo sözler oldu kesinlikle. Argo denilir mi bilmiyorum yalandan kibarlık yapmaya da gerek var mı bilmiyorum. Sadrazam torunlarının malikanesinde büyümedim, o yüzden ne zaman çayı demli koysam bana da babam, "Hay elinin ayarına sıçayım." derdi. Mahallede otururduk önümüzden gösterişli havalı bir herif geçerdi, mahalledeki büyükler yüzüne baka baka "Nasıl caka satıyor, puşt." derlerdi. Mahallenin ortasında kavga olurdu ve biz sadece kavgayı ayırmaya çalışanları ayırır, kavgayı izlerdik. Güvercin boku olmasa da inek bokuyla ilgili türlü türlü rivayetler vardı. İşte bu nedenle bu öyküde geçmişe ufak bir yolculuk yaptım ve
CısHakan Sarıpolat · İthaki Yayınları · 2021439 okunma
İnsanın 5 duyusuna da dokunabilen 8 büyülü öykü...
Puan vermedi·98 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2021 19:06
Gri bulutların beraberinde yağmur getireceği ne kadar kestirilebilir bir şeyse Hakan Sarıpolat 'ın bir gün karşımıza bir öykü kitabı ile çıkacağı da onu az-çok tanıyan bilen insanlar için o kadar kestirilebilir bir şeydi... Çünkü o, yazarlığa giden bu süreci gözlerden uzak yaşamadı... Tam tersi, yazılarıyla, incelemeleriyle, paylaştığı öyküleriyle bu ilk kitabını biz okur dostlarının yanı başında inşa etti... Hevesini önce bir hedefe dönüştürdü, sonra 'doğru' insanların fikir ve desteğini aldı... Mecazen değil, gerçek anlamda öykü ile yatıp kalktı... Benim bu sabah başlayıp, akşamına bitirdiğim bu 'ilk kitap'ın arkasında aylara, yıllara uzanan bir emek, bir gayret, bir tutku var... Bakmayın siz 'Google'ın paltosundan' çıkıp bir haftada leblebi gibi ilk kitap çıkartan sosyal medya artıklarına... Mesele iki kapak arasına bildiği tüm aforizmaları serpiştirip kitap yayınlatmak ise, şu dönemde evde çekirdeğinizi çıtlatıp FOX TV’de dizinizi seyrederken bile bunu başarmanız mümkün... İşte Hakan Sarıpolat gibi yazarların, öykücülerin nitelikli yayınevlerinden edebiyatımıza kazandırılması bu yüzden daha da önem kazanıyor. Edebiyat terazisi bu şekilde kuruyor dengesini... Okur da tercihleriyle bu sinsi savaşta tarafını seçiyor... Her bir öykü, her bir cümle, her bir kelime üzerine harcanan uzun uzun saatler, uykusuz geceler, beyin fırtınaları, kısacası o total emek, sırf Necip G. bugün güzel bir Cumartesi günü geçirsin, çayını demleyip eline kitabını aldığında nitelikli ve farklı bir şey okusun diye veriliyor... Herkes uyarlasın işte kendince bu son cümleyi... O yüzden her şeyin ötesinde, bizi kitabıyla buluşturduğu için Hakan’a içten bir teşekkür göndermek istiyorum... ----------------- Kitaptaki öyküler insanın 5 duyusunu da ziyaret ediyor tek
CısHakan Sarıpolat · İthaki Yayınları · 2021439 okunma
İç cıslatan öyküler...
8/10
·104 syf.··
2021 14. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2021 18:37
Sevgili Hakan Sülün 'ın kısa ama etkili öykülerinden oluşan ilk kitabı Cıs . Öykülerin hepsi "masal" kıvamında. Bir var, bir yok sanki bitince. Yeni yazar arkadaşların kitaplarını merak ediyorum, ediniyorum ve okuyorum. Dünyada ve ülkede ünlü, bilindik, dünya döndükçe var olacak ölü ya da yaşayan yazar ve onların eserleri hep var olacağı için sizlere tavsiyem yazarlığa gönül vermiş her yazarın kitaplarını okuyup kendilerinden ve ürettiklerinden haberdar olmanızdır. Gerek tarzı, gerek üslubu nedir, ne yazmış, ne anlatmış diye merak edip cüzi miktarlarla yeni hikayeler, romanlar ve yazarlarla tanışmanızdır. Yazarın dilini ve özellikle kullandığı masum mahalle argolarını sevdim. Hikayelerden hissedip benimsediklerim de oldu. Onları bir başka sevdim. Eğer başkalarının yazdıklarını kitaplaştırıp basmıyorsanız, bir yaşanmışlığı, bu ister gözlem yoluyla olsun, ister birebir yaşadığınız hikayeler olsun, yetenek ve üslubunuz doğrultusunda başarılı bir şekilde kağıda döküp döküman haline getirebiliyorsanız tamamdır. Hakan Sülün 'a yazın hayatında, yaşanmışlık ve gözlemlerinde başarılar diliyorum. 8 hikayenin yarısı başlı başına roman olabilecek potansiyele duygu ve olay örgüsüne sahip bana göre. ZİNCİR Kenar mahalle kültürünün yoğun bir mahalle diliyle anlatıldığı etkileyici bir öykü. Baba ve oğul Ali İmran'ların yaşadıkları çok da tekin olmayan mahallelerinde dolaşma imkanım oldu öykü boyunca. Mahalle kültürüne, argolara ve lakaplara hakim olmanız için o kültürden bir yudum da olsa içmeniz gerekir kendi hayatınızda da. Baba ve oğulun, ortada kutsal bir ruh yokken üstelik, zincirleme hayatları, kırıklıkları, psikopatlıkları ve sonları anlamlı. Sebebi var, her şeyin sebebi var. Çok sevdim. SATILIK MELEK TÜYÜ Meleklere inanmak imanın şartlarındandır. Bir insanı "melek"
CısHakan Sarıpolat · İthaki Yayınları · 2021439 okunma