İlksöz: Yazarını körelten hikâyeler.
İshak, Onat Kutlar'ın Gaziantep'ten ayrılıp üniversite okumak için İstanbul'a geldiği, kaldığı yurt odasında, kahve köşelerinde yazdığı ilk öykülerden oluşuyor. 19 yaşından itibaren kaleme alınan ve 23 yaşında kitaplaşan bu öyküler o kadar çok övgü alıyor ki (bir yıl sonra 1960'ta Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü'nü alıyor) Doğan Hızlan'ın önsözde dediği "yazarını bile ürkütüp ötelere savurur, yeni öykülerden uzak tutar". Gerçekten de Onat Kutlar uzun bir süre hikâye yazmaktan alıkoyar kendini.
İshak'ta toplam 9 hikâye var. Tüm hikâyelerin gizi Onat Kutlar'ın şu sözlerinde saklı: "İyi öykücü, akıp giden zamanın ritmine onu durdurmadan kalemini uydurandır. Bir süre birlikte döner o çarkla. Ve bir ölü noktayı geçince bırakır.".
Tüm hikâyeleri bu bakış açısıyla okumaya çalıştım yeni yeni öykü okumaya başlayan acemi bir okursever olarak. İlk öykü "Horozlar"ı ve dördüncü öykü "Çatı"yı çok sıcak buldum. Beşinci öykü "Kediler" farklı ve ilginçti, okurken çok farklı duygular içinde kaldım, ürpertici geldiği bile oldu. Altıncı öykü "Dördüncü" çok zekiceydi, okurken çok keyif aldım. Sekzinci öykü "İshak" çok çok ilginçti, farklı mistik bir havası vardı.
Ben kitabı 50. yıl özel baskısından okudum. Bu da bana hem Doğan Hızlan'ın özelde Onat Kutlar ve İshak, genelde de edebiyatımızdaki 1950 kuşağı hakkında ayrıntılı değerlendirmelerini okumamı sağladı hem de Onat Kutlar'ın, 50 yıllık birikimi ile, o günleri, bu günleri, kendisinde ve edebiyatındaki dönüşümleri kendi sözlerinden duymamı sağladı.
Son olarak Doğan Hızlan'ın 50 kuşağından okunmasını tavsiye ettiği yazar ve öykü kitaplarını da vereyim: Onat Kutlar'ın İshak'ı, Orhan Duru'nun Bırakılmış Biri'si, Erdal Öz'ün Yorgunlar'ı, Ferit Edgü'nün Kaçkınlar'ı, Demir Özlü'nün Bunaltı'sı, Adnan