50. Yıl Özel Baskı

İshak

Onat Kutlar
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 24 dk.
Sayfa Sayısı:
120
Basım Tarihi:
Eylül 2009
İlk Yayın Tarihi:
1959
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
ISBN:
9789750816635
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2018 45. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2018 21:23
Onat Kutlar, Türk Şair, Yazar, Sinema ve Fikir Adamı yazıyor biyografisinde. 59 yaşında terör saldırısı sonucu öldürülene kadar bütün bu dallara katkıda bulunmuş elinden geldiği kadar. Bakarsınız hayatına, şu anki konumuz 23 yaşında Gaziantep'den İstanbul'a geldikten sonra yazdığı ilk kitabı, 9 öyküden oluşan İshak. İlk önce İshak'la tanışmamı sağlayan kitaptaki öyküleri anımsatan rüya gibi incelemesiyle https://1000kitap.com/hergl 'ya ve kitap hakkında yaptığı yorumları doktora tezi boyutuna ulaşan Metin T.Metin T. 'ye teşekkürlerimi sunarak başlayayım incelemeye. Anladığım kadarıyla öncelikle içindeki öykülerle olmasa da üzerine yapılan olumlu eleştirilerle kült statüsüne ulaşmış bir kitap bu. "Güney Amerikalılar yapıyor da bizimkiler neden yapamıyor"a cevap olarak “Daha Marquez Büyülü Gerçekliğin ne olduğunu bilmiyorken, 23 yaşında yazmış bu kitabı” diyor eleştirmenlerimiz-(Fethi Naci). Sürreal edebiyat var bir yerde- farklı tabii, Ama ben Sait Faik'in bazı öykülerini kafamda bu akıma uydurdum sürrealdan çok, cahillliğimden. Peki ne büyülü gerçeklik, o çok bilinen reçel isteyen hayalet tanımından farklı olarak? Bence bir çocuğun ya da yaşlı bir kadının hayal ile gerçeğin birbirine karıştığı dünyasını örnek gösterebiliriz. Farklı şeyler de olabilir tabi, ama ben büyülü gerçeklik içeren kitap/filmlerde korkutucu şeyler gördüğümü hatırlamıyorum fazla. (Gerçi Pan'ın labirenti sıkıntılıydı biraz kabul etmek lazım) Onat Kutlar'ın bu kitabında da bazı öykülerde gerek anlatımdan, gerekse olaylardan sanki bir rüyanın içindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Ama çoğunda bu rüya karabasan oluyor. Kötücül bir şeyler var bu hikayelerde, ama bağlıyor sizi kendisine her kötü şey gibi. Şu alıntı mesela, #32126239 -bencil kediler,
Edebiyat
İshakOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20091,039 okunma
Bir İshak Kondu Geceye
10/10
·72 syf.·
2018 53. kitabı
Biraz araştırma, biraz yorumlama “Avcının iyisi uçarı vurur. İyi öykücü akıp giden zamanın ritmine, onu durdurmadan kalemini uydurandır.“ –Onat Kutlar Bu kitap, 50 kuşağı öykücülerinden, aynı zamanda bir fikir adamı ve sinemacı olan Onat Kutlar’ın bir eseridir. Öyle sıradan bir eser değil ha! İlk yayınlanmasının üstünden yaklaşık 60 yıl geçmiş. Ve bu kitap Türk Edebiyatı’nda “büyülü gerçekçilik” akımında üretilen öncü örneklerden biridir. Onat Kutlar’ın öykü kitabı İshak için Fethi Naci’nin sözleri bu açıdan önem taşımaktadır: “Onat’ın yaptığını Márquez yapınca buna ‘büyülü gerçekçi’ diyorlar. Marquez’in adını bile duymadığımız yıllarda ... yirmi yaşlarında Onat Kutlar, Türkiye’de, büyülü gerçekçiliğin (O yıllarda bu terim de bilinmiyordu!) ilk örneğini veriyordu” [3] Peki ama nedir bu büyülü gerçeklik? Uçan cadılar, kaynayan kazanlar, cinler periler mi? Kitabi tabir ile :”Büyülü gerçeklik, içinde büyülü öğeleri barındıran, gerçeklik anlayışı içerisinde, düşsel/gerçekdışılık ile gerçekçiliği birbirine bağlayan akımdır.”[1] David Punter’in yorumu ise oldukça açıklayıcı: “Eğer bir hayalet kahvaltı masanıza oturur ve siz de dehşete kapılıp, korkarsanız bu korku-fantastik olur. Ancak, “Ah bir hayalet, şu reçeli uzatabilir misin?” derseniz büyülü gerçekçilik olur. Siz böyle dedikten sonra hayalet, “Benim büyükannem çok güzel soğan reçeli yapardı” der; siz de buna karşılık “Saçmalama soğanın reçeli yapılmaz” derseniz büyülü gerçekçi olur.”[1] Peki benim düşüncem nedir? Bence büyülü gerçeklik içeren öyküler/romanlar, güzel harmanlanmış bir sigara gibidir. Gerçek ile düşsel ögeler öyle orantılı birleşmiştir ki, okurken hangisinin gerçek, hangisinin düşsel olduğunu kavramazsınız. Üstelik bunu sorgulamazsınız bile. Kendi bildiğiniz gerçeklik yargılarını bir
Edebiyat
İshakOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20091,039 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2018 140. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2018 19:18
Okuyan herkesin farklı anlamlar ve bambaşka tatlar çıkartabileceği öyküler bunlar. Burada sadece yazarın giriş öyküsü olan “Horozlar”ı kabataslak ele aldım. Aksi halde her bir öykü için öykünün kendisinden daha uzun bir öykü çıkarılabilirdi. Birkaç cümleye bir haydutluk yapmış bir yazarın, kibarca vurgunudur bu diyebilirim. Kendi adıma metaforu ve araya yemlenmiş usta işi izahları yakalamaya çalıştım. Öküz altında buzağı aramaya kalkışmayan sade bir bakışla dahi okunsa keyif verecek yazarla ve öyküleriyle beni tanıştıran üstat tabula’ya selam ederim. (Öyküler içinde en beğendiklerimin ise “Kediler” ve kitaba ismini veren “İshak” olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.) Bundan gayri tek öykülük spoiler içerir. Ve içsel bir sorgu başlar. Dünya ne idi? “Serseri rüzgârların çalkalayıp durduğu karmakarışık bir su yüzeyi! ” Ya kendisi? “Ağır bir taş!” Dinlenmek için ne yapardı büyükanne, “Dibe çökerdi.” “Kim bilir belki de bütün ömrü boyunca her şeye bu özgürlüğü düşünerek katlanmıştı. Gittikçe sevindi ve büyüdü içinden. Artık yağma yok diye geçirdi.” İstese yüzebilir, hatta suyun üstüne çıkabilir, kendini belli edebilirdi. Ama istemedi. “İstese elini yemeğe uzatabilirdi. Ama uzattığı anda bu üstünlüğünü kaybedeceğini biliyordu. Öbürlerine küçümseyen gözlerle baktı.” “Yüz yıla yaklaşan ömrüne” ve “bunca değerli görünen bir yığın deneyime” kıs kıs gülüyorlardı. Ne de olsa artık bir bunaktı. İçinde büyüyen ne idi? Anlamak; zavallılığı: Yaşamın sürekliliği karşısında tek kişilik yaşantılara saplanmış ömürlerin acizliği. Neydi büyüyen sevinç; olsa olsa bir arzu, daha önce görülmemiş 'bir horozlanmak isteği!' Ama kime? Neden bu denli yakındı hissettiği duygu, “Sanki bir zamanlar horoz muymuş, yoksa horozların içinde mi doğmuş, yoksa bir gece düşünde bir horoza mı binmiş,
İshakOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20091,039 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2017 108. kitabı
İshak uzun zamandır aradığım bir eser. Aradığımı unuttuğum bir anda karşıma çıktı ama hep bir yerlerde duruyormuş diyeceğim inanmayacaksınız, okuyana kadar belki. Öyküler, ama neyin öyküsü, hayır belirsiz, kesintili değil aksine net serüvenler. İfade etmekte zorlandığım imgelemi testerenin keskin, tırtıklı yüzeyine bıçağın insafına bırakmakta gönüllü olup olmamakta. Sayfaları çevirdikçe, bu hikayeleri yüzlerce kez okudum dedim kendime. Sonra kafama dank etti. Soyunmak gibi bu. Bedenlere bakıp 'ne var hepsi aynı ' der ama iş soyunmaya gelince son parçalarda tıkanıp kalır insan. "mahremiyet" işte sizi bağlayan bu. yazarın kaleminin tadına doyulmaz yönü. Hangi hikayeye girse onun kelimelerini tanırsınız böylece. Durun daha bitmedi. Cesaret konusunda pek atak davranamayacağınızı sezmiş gibi organlarınıza göz diker yazar; boğazınızı tıkayan adem elmanıza belki. Nişan alır ve tam isabet... Konuşarak ne çok anlatamadık kendimizi Belki biraz susmalıyız bu hikayelerin içinde. Nefesimizi yazara teslim etmeli kavalının iç burkan tınısına kapılıp fareli köyüne İshak'ı, at cambazlarını, dördüncüyü, kepçe kızı, Yunus'u tanımak için uğramalıyız.
İshakOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20091,039 okunma
9/10
·120 syf.·
2025 21. kitabı
Uzun zamandır arkadaşlarımdan duyduğum ve çok merak ettiğim İshak kitabını bitirdim sonunda. 23 yaşında Gaziantep'te yazdığı 9 hikâyeden oluşur. 1960'da Tdk Öykü Ödülü'nü almıştır. Hikayeler masalsı, gerçeküstü bazen gotik tarzı kullanmış. Hikayelerinin çoğunda çocukların gözünden anlatmış yazar. Dili çok katmanlı bazen anlamakta zorlandım. Tekrar tekrar aynı paragrafı okurken bazende hikâyeyi tekrar başa sararak okudum. Çok beğendim hikayelerini. Özellikle Çatı ve Kediler öykülerini beğendim. İshak'ı mutlaka okuyun
Edebiyat
İshakOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20091,039 okunma
10/10
·120 syf.·
2018 62. kitabı
İmgelerle dolu kelimeler tuzla buz oluyor ve toplanıyor tekrar bir araya. Dali'nin 'Galatea of Spheres' tablosunun yazıya dökülmüş hali gibi adeta. Kediler avlularda cirit atarken hayaller gerçeklerin hemen yanından temassız geçiyor. Hiç aramazken son anda bulduğum öykü kitabı. Sunduğu avlular, kediler, pervazdaki mavi arada dinlenen kuşlar, babaanne, gazel, çaydanlığın fokurdayan ıslıkları ve uzakların ancak duvarlar kadar mesafede olduğu mükemmel bir öykü. Babanne ve torunun, Onat Kutlar'a has bir tarz ile arada postacının da karıştığı, kahkaların masumluğu ile aslında karamsarlıkla beraber yaşamın gerçekliği de gün gibi ortada sunulan güzide eser.
İshakOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20091,039 okunma
8/10
·120 syf.··
2021 37. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2021 20:22
İlksöz: Yazarını körelten hikâyeler. İshak, Onat Kutlar'ın Gaziantep'ten ayrılıp üniversite okumak için İstanbul'a geldiği, kaldığı yurt odasında, kahve köşelerinde yazdığı ilk öykülerden oluşuyor. 19 yaşından itibaren kaleme alınan ve 23 yaşında kitaplaşan bu öyküler o kadar çok övgü alıyor ki (bir yıl sonra 1960'ta Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü'nü alıyor) Doğan Hızlan'ın önsözde dediği "yazarını bile ürkütüp ötelere savurur, yeni öykülerden uzak tutar". Gerçekten de Onat Kutlar uzun bir süre hikâye yazmaktan alıkoyar kendini. İshak'ta toplam 9 hikâye var. Tüm hikâyelerin gizi Onat Kutlar'ın şu sözlerinde saklı: "İyi öykücü, akıp giden zamanın ritmine onu durdurmadan kalemini uydurandır. Bir süre birlikte döner o çarkla. Ve bir ölü noktayı geçince bırakır.". Tüm hikâyeleri bu bakış açısıyla okumaya çalıştım yeni yeni öykü okumaya başlayan acemi bir okursever olarak. İlk öykü "Horozlar"ı ve dördüncü öykü "Çatı"yı çok sıcak buldum. Beşinci öykü "Kediler" farklı ve ilginçti, okurken çok farklı duygular içinde kaldım, ürpertici geldiği bile oldu. Altıncı öykü "Dördüncü" çok zekiceydi, okurken çok keyif aldım. Sekzinci öykü "İshak" çok çok ilginçti, farklı mistik bir havası vardı.  Ben kitabı 50. yıl özel baskısından okudum. Bu da bana hem Doğan Hızlan'ın özelde Onat Kutlar ve İshak, genelde de edebiyatımızdaki 1950 kuşağı hakkında ayrıntılı değerlendirmelerini okumamı sağladı hem de Onat Kutlar'ın, 50 yıllık birikimi ile, o günleri, bu günleri, kendisinde ve edebiyatındaki dönüşümleri kendi sözlerinden duymamı sağladı. Son olarak Doğan Hızlan'ın 50 kuşağından okunmasını tavsiye ettiği yazar ve öykü kitaplarını da vereyim: Onat Kutlar'ın İshak'ı, Orhan Duru'nun Bırakılmış Biri'si, Erdal Öz'ün Yorgunlar'ı, Ferit Edgü'nün Kaçkınlar'ı, Demir Özlü'nün Bunaltı'sı, Adnan
İshakOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20091,039 okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2016 37. kitabı
İshak, karanlık ile aydınlığın, düş ile gerçeğin sarmal olarak birleşip yer yer ayrıldığı, yabancılaştığı ölçüde de birbirine yakınlaştığı, gencecik bir insanın hayallerinden, yüreğinden, acıları ile umutlarından parmaklarına dökülerek bizlere emanet bırakılmış bambaşka bir öyküler kitabı.
İshakOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20091,039 okunma
10/10
·120 syf.··
2021 127. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2021 01:23
Üşendiğimden uzun süredir kitap incelemiyordum, aslında bu da tam olarak inceleme sayılmaz ancak o kadar çok beğendim ki bu öykü kitabını, okunması için tavsiye etmek istedim. Bu kadar güzel betimlemeleri, göndermeleri olan yazar nasıl bu kadar az okunabilir aklım almıyor. Terör saldırısı sonucu hayata gözlerini yuman bu yazarın hayatını da en kısa zamanda araştırmayı düşünüyorum. İshak hakkında Yusuf Atılgan'ın yorumunu bırakıyorum ve üstüne daha da söz söylemeyi düşünmüyorum. “İshak, üstünde durulması, anlaşılmaya çalışılması gereken, yepyeni; güzel bir sanat yapıtı. Son yılların en önemli Iütfu bence.Ona yaklaşırken kendi hikâye anlayışımızı unutmamız, O nat’ın bizi çağırdığı havaya girmemiz gerekiyor.” 1960
İshakOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20091,039 okunma
10/10
·120 syf.··
2018 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2018 10:05
Bu kitap geçen hafta tesadüfen girdiğim bir sahafta çıktı karşıma, daha önce bir kaç kez adını görmüştüm ama ıskalamışım. Şu yaşıma kadar en az on kez okumuş olmak isterdim. Onat Kutlar, bu kitabını, bir hukuk öğrencisiyken, 23 yaşında yazmış. Kitap 9 öykü içeriyor ve büyülü gerçeklik akımının dünyadaki ilk örneklerinden sayılıyor. Henüz 23 yaşındayken yazdığını ve daha 59 yaşında iken bir bombalı saldırıda öldürüldüğünü düşündükçe, bu öyküleri pamuklara sararak okumak istedim. Her hikaye birbirinden güzel olsa da benim en sevdiğim öyküler Horozlar ve Çatı öyküleri oldu. Çok kolay metinler olduğunu söyleyemeyeceğim. Ama öyle güzel "gibi"ler vardı ki bazı cümleleri defalarca okudum. İshak, benim için tekrar tekrar okuyacağım bir öykü kitabı kesinlikle. Her okuduğumda ayrı bir zevk alacağıma, daha iyi anlayacağıma da kesinlikle eminim. Bugün Onat Kutlar'ın ölümünün 23.yıldönümü. Bu vesile ile de kendisini saygıyla anıyorum. Herkese keyifli okumalar...
İshakOnat Kutlar · Yapı Kredi Yayınları · 20091,039 okunma

Yazar Hakkında

Onat KutlarYazar · 13 kitap
Mehmet Arif Onat Kutlar, Türk şair, yazar ve düşünürdür. Yazar Seza Kutlar AksoySeza Kutlar Aksoy'un kardeşidir. İlk ve orta öğrenimini Gaziantep'te yaptı. 1955'te Gaziantep Lisesinden mezun olduktan sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine (1956) girdi. Bir yıl sonra buradan ayrılarak İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine geçti. Bu okulu da son sınıfta bırakarak Paris'e gitti. Paris Üniversitesi Felsefe Bölümüne iki yıl devam etti (1961-63), bitirmeden ayrıldı ve Türkiye’ye döndü. Paris'ten dönüşünde Doğan Kardeş dergisinde sekreterlik (1963-65), kurucularından olduğu Sinematek Derneğinde yöneticilik görevleri (1965-76) üstlendi. 1956'da ‘a’ dergisinin kuruluşunda yer aldı ve bu dergide yazarlık yaptı. Yeni Sinema dergisinin, Sinematek adına sahipliğini üstlendi, dergide yazılar (1967-70) yazdı. Kuruluşundan itibaren Kültür Bakanlığı Sinema Yapım ve Gösterim Merkezinin yöneticiliğini (1978-80), yine kuruluşundan başlayarak (1982) İstanbul Kültür Sanat Vakfı İcra Kurulu üyeliği, Sinema Danışma Kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı görevlerini üstlendi. Bu kurumdaki görevleri ölümüne kadar sürdü. Cumhuriyet gazetesinde “Gündemdeki Konu”, “Gündemdeki Sanatçı” başlıkları altında haftada bir yazılar yazdı. 1991'den ölümüne kadar (1995) İstanbul Film Ajansı'nın ortağı ve yöneticisi oldu. 30 Aralık 1994'te, İstanbul / Taksim’deki The Marmara Oteli’nin pastanesine teröristlerin bıraktığı bombanın patlaması ile ağır yaralandı, kurtarılamayarak Amerikan Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Onat Kutlar, edebiyatla birlikte sinemayı da uğraş edinmişti. TRT'ye yaptığı haftalık sinema programlarının yanı sıra, 1975'te 7. Sanat Sinema, Milletin Radyosu ve 1994 sonunda ancak bir defa yayımlanabilen Gündemdeki Sanatçı adlı programları hazırladı. 1989'da TRT için hazırlanan Turkuaz adlı belgeselin metin yazarlığını ve yapımcılığını, 1993-94'te yine TRT için Simurg Belgeseli'nin danışmanlığını ve yapımcılığını üstlendi. 1989'da Menekşe Koyu adlı filmin, ortağı bulunduğu Consept Film adına yapımcısı oldu. Edebiyata Hisar dergisinde yayımladığı (1952-54) şiirlerle girmişti, şiirle birlikte hikâyeye yöneldi. Volan Kayışı adlı ilk hikâyesi Seçilmiş Hikâyeler dergisinde (1952) yayınlandı. Ardından sinema eleştirmenliği ve deneme yazarlığında karar kılmış göründü. Şiirleri Hisar'dan başka Küçük Dergi ve İlke (Gaziantep, 1952-54); hikâyeleri Seçilmiş Hikâyeler ve ‘a’ dergilerinde çıktı.