Hikaye ile resim yapma denemesi, şiir gibi yani biraz. Bir şey anlatma derdi yok, o yüzden hikaye değil. Kısalığı ile hikaye sayılabilir ve olanı biteni anlatması ile. Ama aslında bir resim, bir gif gibi. Hani derste sıkılır boş bir sayfaya resim ya da çizimler yaparsınız ya, iyi bir çizerseniz çok güzel şeyler olabilir bunlar, ama kimseye göstermek için değildir. Kendiniz seversiniz, bir de defterinize kitabınıza bakan meraklı gözler. Ama kişiseldir tamamen, yayınlanmak için değildir. Bu hikayeler de öyle bence, yayınlanmamalı, Aaa, ne güzel yazmışım diye okuyup okuyup sevinebilirsiniz ama bir başkasının okuması için değil, kişisel. Kendine tost yapmak gibi, fotoğrafını çekip tüm dünyaya atmanın bir anlamı yok. Zaman kaybı bence, listeniz kabarıksa okumayın. Zaten elinizdeyse yapacak bir şey yok, Çatı adlı öykü, kitabı kurtarıyor en azından. Bir de bol bol kedi var, kedi sevmez biriyseniz benim gibi, aşırı fazla kedi var. İçim dışım kedi kokusu doldu resmen (bak bak, bir tat bırakmış aslında).
Onat Kutlar'a ait tek öykü kitabı. Yazar henüz 23 yaşındayken yazmış. 1960 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü'nü kazanmış.
.
Kutlar, kitaptaki öykülerin çocukluğunun kenti Antep'le ilgili olduğunu, bunun yanında da öykülerin topluma hâkim olan baskıcı, boğucu atmosferin izlerini taşıdığını söyler. Tabii buradaki Antep biraz yazar tarafından değiştirilmiş, Kutlar hayalindeki Antep'i oluşturmuş diyebiliriz. Zira öykülerde bu boğucu, baskıcı ortam bariz şekilde hissedilmektedir. Gerek mekânlara gerekse de kahramanların üzerine sinmiştir bu kasvet. Ama öykü kahramanları bu boğucu ortamdan uzaklaşma isteğindedir. "Horozlar"da babaanne, "Yunus"ta babadan ve tekdüze yaşamdan kaçmaya çalışan Yunus, "Kediler" öyküsünde iş hayatının monotonluğundan kaçan şahıs, "Dördüncü" öyküsünde yaşamın sıradanlığından sıkıldıkları için hayali kumar oynayan kişiler vardır. "Hadi" ve "Kül Kuşları" ise evin kasvetli havası çocuk oyunlarıyla yıkılmaya çalışılmış.
.
Öyküler yoruma açık. Okuyana farklı şeyler çağrıştırıyor. Öykülerde kullanılan semboller böyle bir duruma sebebiyet veriyor. Sonları biraz da okura bırakılmış.
.
Öykülerde fantastik unsurlar da göze çarpmakta. "Çatı" öyküsünde Güleç Osman'ın çatıyı yıkıp evin içine güneş ışığı sokması, "Kediler"de ölen kedilerin ud içine gömülmesi ve kedilerin dokunulduğunda dağılıp tekrar birleşmesi, "Dördüncü" öyküsünde hayali kâğıtlarla kumar oynanması örnek olarak verilebilir.
.
İshak, mutlaka okunması gereken eserlerden biri. Tavsiyedir.
İshakOnat Kutlar · A Dergisi Yayınları · 19591,039 okunma
taaaşşş! majikal realite (bugün böyle kullanmak istedim) sınırlarında köşekapmaca oynamış bir anlatı. hikayeler (bir ikisi harici) zihin evrenimde ciddi ilham kapıları araladı.
İshakOnat Kutlar · A Dergisi Yayınları · 19591,039 okunma
Onat Kutlar ile tanıştınız mı?
Onat Kutlar'dan okuduğum ikinci kitap oldu "İshak". En az "Bahar İsyancıdır" kadar çok sevdim. Yine birbirinden farklı öykülerle karşımıza çıkıyor Kutlar. Anlatılamaz, tarif edilemez ve keskin cümleleriyle. Özellikle Horozlar, Kediler, Dördüncü ve İshak öyküleri bende bambaşka bir yer bıraktı. Canınızı acıtıyor satırlarında ve bunu ajite etmeden başarıyor.Böyle özgün bir kalemle dilerim bir gün tanışırsınız.
Not: Ayrıca kendisi Hakkari'de Bir Mevsim filminin senaryosunu Ferit Edgü ile beraber yazmıştır. Filmi izlemediyseniz çok şanslısınız.
Onat Kutlar 'la tanışdınız mı?
Ben bugun İshak ile tanışmış oldum..
Pekii,, Onat Kutlar kimdir?
Biyografisınde yazılana göre Türk Şair, Yazar, Sinema ve Fikir Adamı dıye bahsediliyor.. İshak
Kadırga yurdunda kalan bir hukuk ögrencisinin, yurt koğusunda kahve Köşelerinde yazılmış 9 kısa öyküsünden oluşuyor.
1959da A dergisinde
İshak çıktığında 23 yasındaydı.. Onat Kutlar..
1960Türk Dil kurumu öykü ödülü almış bır kitabı okuduk..
Sonrasında 1950letde Sait Faik den alınan güçle bir atılım içine giren modern öykücülüğümüzün tohumu atılmış olur.. O dönemin simgesidir, günümüz öykücülüğünde ise mihenk tasıdır.."İshak"
Kim bilir belki de bütün ömrü boyunca her şeye bu özgürlüğü düşünerek katlanmıştı.
S 28 Horozlar kıtaptan...
Bbırbırınden bağımsız ama insanı düşündüren, keyıfle okunan bir kıtap oldu Benım için
Kefili değilim ama seveceksiniz biliyorum ozamn Buyurun
#OKUYUN #OKUTUN
Onat Kutlar, Türk Şair, Yazar, Sinema ve Fikir Adamı yazıyor biyografisinde. 59 yaşında terör saldırısı sonucu öldürülene kadar bütün bu dallara katkıda bulunmuş elinden geldiği kadar. Bakarsınız
Okuyan herkesin farklı anlamlar ve bambaşka tatlar çıkartabileceği öyküler bunlar. Burada sadece yazarın giriş öyküsü olan “Horozlar”ı kabataslak ele aldım. Aksi halde her bir öykü için öykünün
Mehmet Arif Onat Kutlar, Türk şair, yazar ve düşünürdür. Yazar
Seza Kutlar Aksoy'un kardeşidir. İlk ve orta öğrenimini Gaziantep'te yaptı. 1955'te Gaziantep Lisesinden mezun olduktan sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine (1956) girdi. Bir yıl sonra buradan ayrılarak İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine geçti. Bu okulu da son sınıfta bırakarak Paris'e gitti. Paris Üniversitesi Felsefe Bölümüne iki yıl devam etti (1961-63), bitirmeden ayrıldı ve Türkiye’ye döndü. Paris'ten dönüşünde Doğan Kardeş dergisinde sekreterlik (1963-65), kurucularından olduğu Sinematek Derneğinde yöneticilik görevleri (1965-76) üstlendi. 1956'da ‘a’ dergisinin kuruluşunda yer aldı ve bu dergide yazarlık yaptı. Yeni Sinema dergisinin, Sinematek adına sahipliğini üstlendi, dergide yazılar (1967-70) yazdı. Kuruluşundan itibaren Kültür Bakanlığı Sinema Yapım ve Gösterim Merkezinin yöneticiliğini (1978-80), yine kuruluşundan başlayarak (1982) İstanbul Kültür Sanat Vakfı İcra Kurulu üyeliği, Sinema Danışma Kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı görevlerini üstlendi. Bu kurumdaki görevleri ölümüne kadar sürdü. Cumhuriyet gazetesinde “Gündemdeki Konu”, “Gündemdeki Sanatçı” başlıkları altında haftada bir yazılar yazdı. 1991'den ölümüne kadar (1995) İstanbul Film Ajansı'nın ortağı ve yöneticisi oldu. 30 Aralık 1994'te, İstanbul / Taksim’deki The Marmara Oteli’nin pastanesine teröristlerin bıraktığı bombanın patlaması ile ağır yaralandı, kurtarılamayarak Amerikan Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.
Onat Kutlar, edebiyatla birlikte sinemayı da uğraş edinmişti. TRT'ye yaptığı haftalık sinema programlarının yanı sıra, 1975'te 7. Sanat Sinema, Milletin Radyosu ve 1994 sonunda ancak bir defa yayımlanabilen Gündemdeki Sanatçı adlı programları hazırladı. 1989'da TRT için hazırlanan Turkuaz adlı belgeselin metin yazarlığını ve yapımcılığını, 1993-94'te yine TRT için Simurg Belgeseli'nin danışmanlığını ve yapımcılığını üstlendi. 1989'da Menekşe Koyu adlı filmin, ortağı bulunduğu Consept Film adına yapımcısı oldu.
Edebiyata Hisar dergisinde yayımladığı (1952-54) şiirlerle girmişti, şiirle birlikte hikâyeye yöneldi. Volan Kayışı adlı ilk hikâyesi Seçilmiş Hikâyeler dergisinde (1952) yayınlandı. Ardından sinema eleştirmenliği ve deneme yazarlığında karar kılmış göründü. Şiirleri Hisar'dan başka Küçük Dergi ve İlke (Gaziantep, 1952-54); hikâyeleri Seçilmiş Hikâyeler ve ‘a’ dergilerinde çıktı.