Hakan Osman Çaldağ

Hakan Osman Çaldağ
Sakini. Evli. hakkans.com'da hikâyeleri mevcut.
"Vay ki vay, anası Tomek'i okula gitmesi için uyandırmış, oğlan yastığının altından silahı çıkarıp gitmezse ateş edeceğini söylemiş. Uyumak istiyormuş. Artık okula ney gitmeyecekmiş," dedi. Çobanların hepsi de sürülerini silahla güdüyorlardı. Sanki savaş bitmemiş gibi, her gün tarlalardan, çayırdan silah sesleri geliyordu daha sonra analar, babalar karakola gelip öküzlerinin, otlaktan boyunsuz döndüğünü, çünkü piç kurularının sanki başka hedef yokmuş gibi öküzlerin boynuzlarına nişan aldıklarını bildiriyorlardı.
Sayfa 117
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Aile huzuru için"
Hatta Havarilerinin arasında duran İsa resmini bile indirdim duvardan, kömürlüğe taşıdım. Çünkü Stasiek'in dinle arası pek yoktu. Başlayacaktı bu resme takmaya. Benim de onu savunacak halim yoktu, e bir tarafta Yaradan, öbür tarafta kardeşin, hangisini savunacaksın. Dursun şimdilik orada. Aile huzuru için neler yapılmaz ki.
Din
Rabbin modası
"Mektup böyle mi yazılır? Yüce Rabbim adıyla diye başlamak lazım. Bu da kardeşlerine aile ocağını hatırlatır. belki senin kabir için birkaç kuruş gönderirler." Birden Rysiek atıldı, artık böyle Rabbi falan anarak mektuba başlamanın modası geçmiş. Mektup yazma dersinde söylemiş hocası, oradan biliyormuş. Sanki Kuśmierek'i cin çarpmış gibi olmuştu. "Seni gidi piç kurusu, Rabbim modası mı geçmiş, dedi o? Sana bunu mu öğretiyorlar okulda?"
Edebiyat
"Bir keresinde efendime söyleyeyim, dedem Mikolaj anlattıydı, çok eskiden İsa zenginlik dağıtıyormuş. Yeryüzündeki tüm insanları çağırmış, çünkü adaletli bir dağıtım olsun istiyormuş. Önce prensler, yargıçlar, tüccarlar ve diğer zenginler gitmiş. Çeşit çeşit arabalarla gitmişler. Yarış yapmışlar, atları öyle bir kamçılamışlar ki, kamçılar kırılmış. Oysa atı olan köylü bile bile atına binmeye acımış, köylü aklı işte, hepsini yürüye yürüye gitmiş. Ta İsa'ya yürümek kolay mı, yol uzun tabii. Gittiklerinde bir de bakmışlar ki, İsa her şeyi dağıtmış. Geride daha insan olduğunu görünce çok üzülmüş İsa, çünkü önce gelenler, başka insan kalmadı artık demişmişler. Üstelik İsa, bir de bakmış, bu köylülerin üstü başı dökülüyor, yalın ayak başıkabak, sırtlarında beli ipli bir kuşaktan gömlek. Tanrı'nın karşısında çıkaracak şapkaları bile yok. Daha çok üzülmüş bu duruma." "Ne verse size altın kalpli kullarım?" demiş, "her şeyi dağıttım. Bir tek bu dikenli taç kaldı elimde bir de üzerimde gördüğünüz bir parça pelerin. Sizin gibi yoksulum ben de." Ve oturmuş, almış çenesini eline eğmiş kafasını, düşünmüş, düşünmüş. Köylüler bakmış umut yok. Birisi söz almış: "E, o zaman bize müsaade hazret," demiş. Bunun üzerine İsa: "Durun," demiş, "size sabrımdan vereceğim biraz. Onu alın, her şeye dayanacaksınız. Çünkü sabır, insana zenginlikten daha çok gerekir."
Sayfa 93
Din
İnsanı korku veya uzak yol kadar birbirine yakınlaştıran başka bir şey yoktur.
Sayfa 80
Edebiyat