Hakan Osman Çaldağ

Hakan Osman Çaldağ
Sakini. Evli. hakkans.com'da hikâyeleri mevcut.
İşte bu gece de tehlike ve acı dolu, ama aynı zamanda ışıklı, sarsılmaz ve dürüst olan hayatları böyle geçti. Dedelerden miras kalma bir içgüdüyle, hayatı parçalıyor, onu ani duygulara... içten gelme ihtiyaçlara bölüyor ve onun için de kendilerini unutuyorlardı. Çünkü ancak böyle her saniyeyi ayrı ayrı yaşayarak, öne arkaya bakmayarak insan bu hayata katlanabilir ve kendini daha iyi günlere saklayabilirdi.
Sayfa 331
Savaş
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
- Sen her şeye karşı ilgisizsin! Ne seviyor ne de nefret ediyorsun! Çünkü her ikisi için de biraz olsun benliğinden çıkmak, gururunu yenmek gerekir. Ve sen... bunu yapamazsın!.. Yapmak elinde olsa bile sana bunu yaptıracak güç yoktur. Başkasının sefaleti sana dokunmadığı gibi, üzüntü de vermez. Hatta gururunu okşamadıkça kendi sefaletine bile kayıtsız kalabilirsin. Ne bir şey arzular... ne bir şeye sevinirsin. Kıskanç değilsin. Ama bu iyiliğinden değil, hudutsuz egoistliğinden ileri geliyor. Başkalarının ne mutluluğunu, ne felaketini görürsün. Hiçbir şey seni etkileyip harekete geçiremez. Ama hiçbir şey de seni durduramaz. Bu da cesaretinden değil... İçindeki iyilik duygularının nasırlaşmış olmasından ileri geliyor. Senin için gururundan başka bir şey yoktur. Ne kan bağları, ne içgüdüler... Ne Allah... ne dünya... ne aile, ne de arkadaş... Kendi yeteneklerini anlamaktan âcizsin!.. Seni vicdanın değil, ancak kırılan gururun etkileyebilir. Çünkü sadece o, her zaman ve her şeyde, senin ağzınla konuşur ve davranışlarını idare eder.
Sayfa 278
Osmanlılar der ki: "Üç şey saklanamaz: Aşk, öksürük ve fakirlik."
Sayfa 272
Durumunu değiştirmek ve düzeltmek umudunun olmayışı da bu hassas genci, vaktinden önce ihtiyarlayan ve az konuşan öfkeli bir insan yapmıştı. Boş saatlerinde boyuna okuyor, ama bu manevi gıda onu ne yükseltiyor, ne de huzura kavuşturuyordu. Çünkü artık onda her şey buruk bir tat bırakıyordu. Mutsuzluk, yalnızlık ve acıları, gözünü açmış ve zihnini birçok noktada inceltmişti. Ama en güzel düşünceler, en değerli bilgiler ona umutsuzluk ve acı vermekten başka bir işe yaramıyordu. Çünkü hayattaki başarısızlığını, küçük kasabadaki geleceğini daha açık bir biçimde gösteriyordu.
Sayfa 257
İsteklerini söyleyebiliyor, her şey üzerine serbestçe, ölçüsüz yargılarda bulunabiliyor, istediklerini söylemeye cesaret edebiliyorlardı. Birçokları için bu sözler hakaret yerine geçiyordu. O, atalardan kalma duygularını, kahramanlık ve şöhret, zulüm ve yıkıcılık duygularını tatmin ediyordu. Hem de bir şeyler yapmak, söylediklerinin sorumluluğunu taşımak zorunda olmadan. İçlerinde en yeteneklileri, öğrenmeleri gerekli şeyleri küçümsüyor, yapacakları şeyleri de küçük görüyorlardı. Yalnız, bilmedikleri şeylerle övünüyor, güçleri yetmeyen şeylere hayran kalıyorlardı. Hayata girmek için bundan daha tehlikeli bir biçim, müstesna davranışlara, ya da tam bir bozguna götüren bundan emin bir yol olamazdı. İçlerinde güçlü, en iyi olanlar tam bir fakir fanatizmiyle kendilerini hareket alanına atıyor, küçük sinekler gibi yanıp kavruluyor, sonra çağdaşları tarafından hemen kahraman ve aziz (azizleri bulunmayan hiçbir kuşak yoktur) mertebesine yükseltiliyor, topuğuna varılmaz örnekler tabanı üzerine oturtuluyorlardı.
Sayfa 255
Roman