Garip bir davaydı, özetle, tuhaf bir işti.
Geç vakit, Bölge Kadısı Nasreddin'e,
Davacı, davalıyı sürükleyip getirmişti.
- İşsiz, iş diye bakınıyordum yine,
Çarşıda, köşe başında tam.
Baktım, yerden kaldırmak için uğraşıyor,
Düşürdüğü çuvalı bu adam.
Yaklaştım ve: - Ne verirsin yüklersem çuvalı sırtına dedim.
Bu adam da (hiç) dedi.
Kabul ederek çuvalı sırtına yükledim.
Sonra, borcunu istedim, vermedi.
Yanlışım varsa, kendisine sor!
Düşündü Nasreddin bir zaman, ölçtü, biçti:
Pazarlık ve dava konusu (hiç)ti.
Sonra davacıya: - Doğru haklısın,
Ve de alacaklısın!
Tartışmayı, uzun sözü bırakalım.
Zaten geç oldu vakit!
Sen hele kaldır şu kilimi bakalım.
Ha şöyle! Ne var altında?
- Hiç!
- Tamam işte! (Toz toprak hariç),
Al o (hiç)'i oradan da yıkıl git!
“Yahu bir de bizim gözümüze baksın ve çok yoruluyorsun, görüyorum. Çocuk büyütmek çok zor işmiş değil mi? Bazen gerilmekte, kızmakta haklısın bu duygular normal hepimiz insanız ve bu duyguları yaşamalıyız”desin
Evet bir amatör gibi yaşamak hayatı... Her şeyi didik didik etmek, kök nedenlere inmeye uğraşmak, görünüşlerin arkasındakileri araştırmak ve öğrenmekten, gerçeklere varmaktan çok yutmamak, yutturulmamak çabasında olmak, bunu bir alışkanlık, davranış haline getirmek, çok şey kaybettiriyor bize.
Yaşlı: Dostum! Dostum! Senin sözcüklerin de bir fanatiğin sözleri!
Pyrrhon: Haklısın, tüm sözcüklere karşı güvensiz olmak istiyorum.
Yaşlı: O zaman susmak zorunda kalacaksınız.
Pyrrhon: Susmak zorunda olduğumu ve suskunluğuma güvenmemeleri gerektiğini söyleyeceğim insanlara...
Yaşlı: Bilmiyorum: -hala tam olarak anlıyor muyuz birbirimizi?
Pyrrhon: Hiç sanmıyorum..
Yaşlı: Sen yalnızca kendini tamamen anlayabilseydin!
Pyrrhon sırtını döner ve güler
Yaşlı: Ah dostum! Susmak ve gülmek, - bu mu şimdi tüm felsefen?
Pyrrhon: En kötüsü değildi bu.
Sayfa 109 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 11.Basım 2024