Mükemmel Çift #okudumbitti
Mükemmel bir tatil, gözlerden uzak tropik bir ada, büyük bir ödül ve ilişkilerini kanıtlamaya çalışan beş çift… Kulağa eğlenceli bir reality şov gibi geliyor, değil mi? Fakat kameralar sustuğunda ve yardım ihtimali ortadan kalktığında, kimsenin rol yapacak gücü kalmıyor.
Kariyerinde zor bir dönemden geçen Lyla, oyuncu olma hayalleri kuran sevgilisi Nico’nun ısrarıyla Mükemmel Çift adlı yarışmaya katılıyor. Lyla başından beri bu fikre pek sıcak bakmasa da birkaç haftalık ada tatilinin kötü olmayacağını düşünüyor. Ancak daha ilk görevden sonra yaşanan gerginlik ve ardından adayı vuran şiddetli fırtına, yarışmanın bütün kurallarını değiştiriyor. Yarışmacılar dış dünyayla bağlantısı kesilmiş bir adada, giderek azalan yiyecek ve suyla baş başa kalıyorlar. Artık kazanılması gereken bir ödül değil, korunması gereken hayatlar var.
Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve Ruth Ware’in kalemini gerçekten çok sevdim. Başlangıçta karakterleri ve yarışmanın düzenini tanırken hikâye biraz sakin ilerliyor; fakat fırtınayla birlikte gerilim öyle bir yükseliyor ki sonrasında kitabı elimden bırakmakta zorlandım. Bölüm aralarına yerleştirilen yardım çağrıları da olacaklara dair küçük ipuçları vererek merakımı sürekli canlı tuttu.
Kitabın en güçlü tarafı kesinlikle ada atmosferiydi. Bir yanda susuzluk, açlık ve doğayla mücadele, diğer yanda aynı adada mahsur kaldığınız insanlardan hangisine güvenebileceğinizi bilememek… Üstelik yarışmacılar birer birer eksilmeye başlayınca hikâye iyice tekinsiz bir hâl alıyor. Okurken ben de sürekli ihtimalleri düşünüp karakterlerin davranışlarının altında başka bir şey aradım.
Lyla’yı özellikle sevdim. Zor koşullarda paniğe teslim olmadan gözlem yapması, mantığını kullanması ve kendisine anlatılanlarla yetinmemesi onu güçlü bir
"Bazen en yakınındaki de bir yabancıdır."
Kitapta sevdiğim alıntılardan biriyle girizgah yapmak istedim. Yazarımız #y:168335i sosyal medya üzerinden takip ediyordum, konuşmaları, cümleleri... Beni kitabını okumaya itti. İyi ki de öyle oldu.
Psikoloji ve Roman, ikisi iç içe geçen kitaplar farklı bir tat bırakıyor.
Kitabımızın ana karakteri 'Nefes' Baba tarafının kadınlarından yine sadece kadınlarına geçen bir özelliğe sahip, empatlık. Nefes bir duygu okuyucu. Tanımadığı insanların bile duygularını etiyle kemiğiyle bütün bedeninde hissedebiliyor. Dünyanın yükünü hafifletmek için seçilmiş olanlardan biri Nefes. Ve hayatının en zor sınavı Kenan... Aşk karşısına çıktığında her şey geri dönülemez bir hâl aldı... Ve Nefes... Sonunu, belki de tekâmülünü kendi elleriyle yazdı...
Sonunu bilerek okudum bu kitabı, ama hani olurda, bir ümit bir şeyler değişir diye umdum... Ama hayatta her şey, her zaman umduğunuz gibi olmaz, kitabımızda da o gerçeklik vardı, umulduğu gibi olmadı her şey... Nefes'le beraber ben de yarım kaldım...
Bir karanfilde ben bıraktım toprağına...
Ve "Daha yaşanacak güzel günler vardı" isimli bir yumru oturdu boğazıma...
NefesŞehval Görmez · Destek Yayınları · 2025207 okunma
Eden Fox, ressamlık kariyerinde önemli bir dönemece yaklaşırken eşi Harrison ile birlikte İngiltere’nin sahil kasabalarından birinde yeni bir hayata başlamıştır. Bir gün akşam koşusundan döndüğünde ise hayatı altüst olur: Evinin kapısı açılmaz, anahtarı işe yaramaz. Zili çaldığında kapıyı açan kadın kendi kıyafetlerini, yüzüğünü ve hatta kendi kimliğini taşımaktadır. Daha da kötüsü, Harrison bu yabancı kadının gerçek eşi olduğunu söyler.
Öte yandan hikâye, Birdy adında gizemli bir kadının anlatımıyla iç içe ilerler. Birdy’nin geçmişinde çözülmemiş sırlar, aile bağları ve ölüm fikriyle ilgili rahatsız edici durumlar vardır. Zaman ilerledikçe iki kadının hikâyeleri kesişmeye başlar.
Karakterler, geçmiş olaylar ve farklı bakış açıları devreye girdikçe dikkati artırmak gerekiyor. Çünkü bir noktada olaylar içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Finali gereksiz katmanlı ve akla pek yatkın değil. Kitaba yılın en kusursuz psikolojik gerilimi beklentisiyle başlarsanız hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmaz. Sayfaları hızla çevirip kafanızı dağıtacağınız, bol şüphe, bol sır içeren, sürükleyici bir gizem kitabı arayışındaysanız keyif alabilme ihtimaliniz yüksek.
Feeney’le öldürmez-güldürmez ilişkimiz hız kesmeden devam ediyor. Kitaba dönelim; kaostan beslenen biri olarak, seviyorum ben böyle antun kuntin kaotik kurguları, yapacak bir şey yok. Ancak benim keyif almam, şiddetle tavsiye edeceğim anlamına gelmez. Yadsınamaz bir gerçek var; mantığın bittiği noktada devreye Alice Feeney girer. Yazarın diğer kitaplarından alışkın olduğumuz genel tavrı da bu; bir noktada şalteri indirir ve çözüme bodoslama dalar. Haliyle beyinler yanar. Yani beklentinizi yazarın potansiyeline göre ayarlamanızda fayda var. Zira ummadığınız taş itinayla başınıza çorap örebilir. Benden söylemesi..
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202637 okunma
Didem Madak ’ın Pulbiber Mahallesi , insanı doğrudan içine çeken bir kitap. Sıradan gibi görünen bir hayatı, her şeyin çok sıradan göründüğü bir mahallede yaşananları, kitapta ince bir acıyla ve şiirle anlatıyor Didem Madak . Ve kalemiyle, birden, derin, kırılgan ve insanı sarsan bir hâl alıyor bu yaşananlar.
Çocukluk yaraları, anne özlemi, kadın olmak, sevmek, yitirmek, ayakta kalmak, yalnızlık.. Hepsi bu mahallede bir arada yaşıyor. Didem Madak , acıyı hiç saklamadan, ironik bir gülümsemeyle, öyle sade, öyle gerçek anlatmış ki, okurken bazen gülüyor insan, bazen de boğazı düğümleniyor. "Bana artık büyü diyorlar Füsun" dizesin de olduğu gibi satırlar insanın içine oturuyor.
Bu kitapta şiir, sadece güzel kelimelerden ibaret değil, hayatın kendisi gibi dağınık, acımasız ama yine de çok güzel.
Didem Madak 'ın hassaslığının, narin ruhunun her sayfada hissedildiği kitap, yaşama erken veda eden bir şairin, geride bıraktığı en güzel eseri bence. ♡
Eğer şiirde günlük hayatın şiirselliğini, kadınlığın yalnızlığını ve acının ironik dilini sevenlerdenseniz, Pulbiber Mahallesi 'ne mutlaka uğrayın. Çıktığınızda içinizin biraz daha fazla yanacak olmasını göze alarak tabii. :))
Freida McFadden'ın kaleminden çıkan Hizmetçi, son dönemde okuduğum en sürükleyici gerilim romanlarından biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren beni hikâyenin içine çekmeyi başardı ve kitap boyunca merak duygusunu neredeyse hiç kaybetmedim.
Roman, geçmişindeki bazı sorunları geride bırakmaya çalışan genç bir kadının, zengin bir ailenin yanında hizmetçi olarak çalışmaya başlamasıyla açılıyor. İlk bakışta kusursuz görünen bu ailenin evinde geçirdiği zaman arttıkça, hem evin atmosferi hem de karakterlerin davranışları giderek daha rahatsız edici bir hâl alıyor. Özellikle tavan arasındaki oda ve ev halkının tuhaf tavırları, hikâyeye sürekli bir gerilim hissi katıyor.
Kitapta en sevdiğim şeylerden biri akıcılığı oldu. Bölümlerin kısa tutulması ve her bölüm sonunda yeni soru işaretlerinin ortaya çıkması, "bir bölüm daha" diyerek sayfaları çevirmeme neden oldu. Hikâye ilerledikçe karakterlere dair fikirlerim sürekli değişti; tam bir şeylerden emin olduğumu düşündüğüm anda yazar farklı bir kapı açmayı başardı.
Elbette bazı olay örgüsü tercihleri ve tesadüfler herkese aynı derecede ikna edici gelmeyebilir. Ancak benim için kitabın yarattığı gerilim ve merak duygusu bu küçük pürüzlerin önüne geçti. Özellikle ters köşeleri seven ve hızlı akan psikolojik gerilim romanlarından hoşlanan okurların keyifle okuyacağını düşünüyorum.
Hizmetçi, beni hem şaşırtan hem de son sayfasına kadar merak içinde bırakan bir kitap oldu. Eğer uzun zamandır sizi elinize aldığı anda içine çekecek, sürükleyici bir roman arıyorsanız, bu kitaba bir şans vermenizi tavsiye ederim.
Serinin devamında görüşmek üzere, keyifli okumalar.
Bu kitapla birlikte bekleyişin karşılığını aldım. İlk iki kitapta yavaş yavaş açılan hikâye, burada nihayet potansiyeline ulaşmaya başlıyor. Anlatım belirgin şekilde değişmiş; daha akıcı, daha rahat okunur bir hâle gelmiş. Editöryal süreçle ilgili dikkatimi dağıtan fazla bir sorun yaşamadım, bu da okuma deneyimini ciddi şekilde iyileştirmiş. Olaylar her zamanki gibi acele etmiyor, yavaş yavaş örülüyor. Ancak bu kez bu yavaşlık anlamlı. Yazar artık hikâyenin altını dolduruyor, parçalar yerine oturuyor. Yeni karakterler hikâyeye pürüzsüz ve doğal bir şekilde dâhil edilmiş; sırıtmıyorlar ve yapay durmuyorlar.
İlk iki kitaba kıyasla diyaloglar çok daha akıcı ve doğal.
Bazı sahneler uzatılmış hissi verse de, eğer bu detaylar ileride kullanılacaksa yerinde tercihler. Aksi hâlde gereksiz bir genişleme gibi durabilir.
500.sayfadan sonra tempo belirgin biçimde artıyor. Anlatım daha sinematik bir hâl alıyor; sahneler gözünde canlanıyor, kitap adeta görsel bir şölene dönüşüyor.
En önemli fark ise duygularda. Bu kitapta duygular çok daha iyi aktarılmış. Bazı sahnelerde durup nefes almam gerekti, ilk kez gerçekten karakterlerin yükünü hissettim.
Sonuç olarak:
Ateşin Varisi, serinin gerçek başlangıcı gibi hissettirdi.
Sabreden okuru ödüllendiren, hikâyeyi nihayet derinleştiren ve Cam Şato evreninin neden bu kadar sevildiğini hatırlatan bir kitap.
Ateşin VarisiSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20202,801 okunma