Genellikle Abdalân-i Rûm, Türkmen/Yörükler arasında Orta-Asya şamanları gibi, din ve toplum hayatını yöneten kutsal kişiler gibi yorumlanmıştır. Gerçekte, 14-15. yüzyıllarda köylerde yerleşik hayata, şehir hayatına geçmiş, medrese ve fakıların nüfuzu altında Sünnîliği ve yaşam tarzını benimsemiş Türk nüfusu karşısında, Türkmen müsafirîn yani göç edip gelenler, Yörüklerin kültürünü, toplum değerlerini ve yaşam tarzını temsil etmekteydi. Abdalların beyler tarafından kutsal kişiler olarak onurlandırıldıktan beylikler döneminden sonra, abdallar resmen toplumdan dışlanmış (segmented) duruma düştüler. Medreseye, devlete ve şehirliye karşı şiddetli bir çatışma ve siyasî otoriteye meydan okuma durumuna geldiler.
Bektaşî ve Vefâî dervişleri gibi siyasî otoriteye itaatkâr, devletten vakıf alan, zaviye kuran dervişlerden farklı olarak, abdallar devlete karşı açıkça cephe aldılar.