Puan vermedi·212 syf.··
2026 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 19:36
Beyhude Ömrüm, okumadığım kitaplar arasında rafımda dururken, sipariş ettiğim kitaplar gelene kadar okumaya karar verdiğim eserlerden biriydi. Eşim, bu kitabı çok eskiden okuyan ve beğenen biri olarak benim için çok basit olduğunu dile getirmişti. Fakat bir kitabın insana neler katabileceğini, o kitabın içerisine girmeden keşfedemiyorsunuz. Bu aralar birçok şeyin boş olduğunu, zamanın çok hızlı aktığını, pek çok şeyi elimde tutamadığımı ve zamanın bana yetmediğini düşündüğüm bir dönemdeydim; sadece kitabın ismi bile bana onunla bir bağ kurabileceğim hissini vermişti. Öyle de oldu! Anlatılan, bir hayat hikayesi... Basit ve çok sade. Kitap, bir köy yerini ve bu köyde hayatın nasıl geçtiğini aktarıyor. İlk basım yılı 1982. Doğal olarak okurken 1960-1980 arası dönem hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Bu dönemlerde yaşamadım ama o dönemleri bizzat tecrübe edenlerin arasında bulundum. Uzunca bir süre köy hayatım olduğu için de oradaki karakterin anlattığı hikayenin bazı yerlerine kâh dedemi ekledim, kâh babamı ve abilerimi... Ben o hayatın içerisinden geçmedim belki ama o hayatın içerisinden gelenlerin birçok hikayesini dinledim. Kitap, hikayesini o kadar gerçek anlatıyor ki okurken çocukluğuma gidiyor, sanki her şey bana tanıdık geliyordu. Bizim için küçük olan bir hayal köyde kurulunca, o kişi için ne kadar büyük olduğunu anlıyor; karakterin kurduğu bu hayal uğruna ne kadar mücadele ettiğini, karşısına çıkan engellere hangi duygularla baktığını tüm benliğinizde hissediyorsunuz. Karakterler çok gerçekçi ve samimi işlenmiş. Her köyde olduğu gibi lakaplar ön planda: Çavuş'un Oğlu, Muhtar Halil, Deli Derviş, Çerçi Cemil, Tahsildar Atıf ve diğerleri... Mekan konusunda da, her konuda olduğu gibi, oldukça sade kalınmış: Yurtpınar Köyü, Islak Kaya, Kasaba ve Adliyesi, bir
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 200210,1bin okunma
Bir Ağa Ölür, Bir Düzen Yaşar: İnce Memed’in Sessiz Çığlığı
Puan vermedi·459 syf.··
2026 8. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 15:04
İlk kitapta Memed’in fiili olarak gördüğümüz mücadelesi, bu kitapta zihinsel mücadele şeklinde karşımıza çıkıyor. ‘’Abdi Ağa ölür, Hamza gelir; Hamza ölür yerine başka bir ağa gelir. Zulüm biter sanılır… ama sistem aynı kalır.” Bu, sistem değişmeden hiçbir şey değişmez düşüncesi çerçevesinde yılgınlığa kapılarak kitap boyunca bunun sorgulamasını yaparak umutsuzluğa kapılır. Psikolojik bir savaş içindedir. İlk kitaba göre daha felsefi, sorgulayıcı ve umutsuzluk içerdiği için daha durağan ilerliyor. Sistemin acımasızlığı her yönüyle köylünün ve okuyucunun yüzüne tokat gibi çarpıyor. İnce Memed bir eşkıya olmanın ötesine geçerek bir umut figürü konumuna geçiyor. Zaman zaman umutsuzluk ön plana geçse de bir şeyleri değiştirmek için adım atılmaktan hiçbir zaman vazgeçilmiyor. İlk kitapla karşılaştırdığımızda doğa betimlemelerinin çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu betimlemelerle epik anlatım korunsa da bazı bazı tekrara düşüldüğü için sıkıldığımı söylemeden edemeyeceğim. … KALICI OLMASI ADINA KISA ÖZETİM … İnce Memed’in dilden dile, kulaktan kulağa dolaşarak efsaneleşmeye başladığı serinin bu ikinci kitabında ağalar ile birlikte devlet kademelerinde görevli kimselerin de menfaatleri uğruna bayağılaştığına midemiz kalkarak şahit oluyoruz. Memed’in roman boyunca fiilen çok fazla boy gösterememesi, sadece ismiyle bile cesaret unsuru olarak yer alması biraz sinirimizi bozsa da bu durumun serinin son iki kitabına sağlam bir hazırlık olduğu kanaatindeyim. Yobazoğlu Hasan’ın köyün ağası Ali Safa Bey’e verdiği tarla karşılığında aldığı yağız atıyla köyde caka satıp arkasından atıp tutması onun evinin ve atının bulunduğu ahırının yakılmasına sebebiyet verir ve onu öldürme amacıyla girişilen bu faaliyet başarısızlıkla sonuçlanınca, çavuş tarafından karakola getirilerek
Edebiyat
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202039,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·140 syf.··
2025 335. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 20:39
bu bir inceleme değil, işaret fişeğidir! işaret fişeklerini bilmeyenimiz hemen hemen yok denecek kadar azdır sanıyorum.. işte bu hemen hepimizin bildiği işaret fişekleri de bildiğimiz gibi farklı amaçlarla atılır.. örneğin; - dar alanda bulunan aynı orduya mensup birliklerin ya da müttefik orduların birbiri ile çarpışma olasılığı arttığında çarpışmayı önleme adına taraflardan birinin karşısındakine varlığını hissettirme, dikkat çekme için atılır işaret fişekleri.. - saldırıya uğrayan ya da uğraması muhtemel olan birliğin/birliklerin müttefik orduları ya da kendi ordularının ilgili bölümünün/birliğinin kendilerine yardım etmesi yönünde bu orduların ilgili bölümünün/birliğinin dikkatini çekmek için atılır işaret fişekleri.. - savaş uçaklarının düşman tarafından kendilerine atılan ısı güdümlü füzelerin hedefini şaşırtmak için atılır işaret fişekleri.. yani kısaca uyarı, yardım, hedef şaşırtma gibi amaçlar gözetilerek atılır işaret fişekleri.. --------------------------------------------------------------------------------------- okumuş olduğum kitap dönemin osmanlı imparatorluğunun aydın vilayetinde yunan işgali sırasında türklerin yunan işgal ordusu ve yerli işbirlikçiler tarafından uğradıkları zulümleri, katliamları dönemin resmi raporları ile anlatan bir kitap.. aydın vilayeti derken sadece günümüz aydın ili ve ilçelerini düşünmeyelim.. dönemin aydın vilayeti merkezi izmir şehri olan izmir, aydın, manisa, denizli, muğla illerini kapsayan 1918 itibariyle yaklaşık 1.5 milyon nüfusun yaşadığı bir bölge.. işte bu aydın vilayeti içerisinde yer alan şehirler bir bir yunan ordusu tarafından işgal edilir.. izmir (15 mayıs 1919), manisa (25 mayıs 1919), aydın (27 mayıs 1919), muğla (23 temmuz 1919), işgal edilen denizli nisan 1919da büyük ölçüde
Ege Bölgesinde Yunan ZulmüKomisyon · Ark Kitapları · 06 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 82. kitabı
KURTULUŞ SAVAŞI'NDA BİR ÖKSÜZ . Selim, henüz ondört yaşındaydı. Babası Dünya Savaşı' na gitmiş dönmemiş, anası da babasının gidişinden sonra yavaş yavaş vücuduna inen hastalığı fark etmemiş yarı yatalak olmuştu. Selim tüm bu olanlara dair yüzünü düşürmemiş " Şükür anam başımda" diyerek her sabah hayvanlarını otlatır, akşam gelince de sütlerini sağar ve anacığıyla sohbetini ederken babasının dönüşünü hayal ederdi. Bir gün Ramazan ile gittiği otlaktan dönerken evinin önündeki kalabalıktan ilk aklına gelen anası olsa da, onu karşılayan babasıydı. Değneklerle yürüyor olsa da dönmüştü ya, daha ne olsun? . Günler günleri kovalarken çalan kapı tokmağı ile gelen haber moralleri bozdu. Yunanlılar ülkemize girmiş ve haince saldırarak ilerlemekteydiler. Çerkez Ethem in ordusuna kendisinin gireceğini sanırken tecrübelerinden yararlanmak adına babasının gideceğini duyunca şaşıran Selim, ses edememiş ve ardından önce annesini sonrada babasını toprağa vererek bir başına kalmıştı işte . Dayanamayıp yollara düşmüş ve Mahmut ile birlikte ordu için karar vermişlerdi. Birlikte Refik Ağabeyini bulmuş ve Halil Çavuş emrinde ilk adımı atmışlardı işte orduya ülkem adına... Bu andan itibaren 1919 dan 1922 e uzanan henüz ondörtünde bir çocuğun gözünden savaşa, milli mücadeleye dair yaşadıklarının, hislerinin, duygularının aktarımı bizlerle. Öyle derin, öyle etkileyici ve verilen mücadeleleri unutturmayan satırlar. Milletimizin bağımsızlık mücadelesini başta Selim olmak üzere ismini dahi bilmediğimiz isimsiz kahramanlar ile bizlere sunan bir destan bu. Ne zorluklar, mücadeleler atlatılmış, ne çok çocuk anasız_babasız, ne çok aile evlatsız kalmış olsa da en büyük gururumuz #atatürk başımızda özgürlüğümüze atılan adımların yansıması bu kitap. İçimizdeki duyguları coşturacak, hüzünlendirirken
Kurtuluş Savaşı’nda Bir ÖksüzBekir Sevik · Dorlion Yayınları · 202312 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2025 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2025 17:15
Beyhude Ömrüm, hikayeleri ile içimizi ısıtan, özlediğimiz, yavaş yavaş kaybettiğimiz değerlere hikayelerinde yer veren Mustafa Kutlu'ya ait bir eserdir. Beyhude Ömrüm, ilk olarak 2001 yılında kaleme alınmış ve Dergah Yayınları tarafından basılan bir öyküdür. Beyhude Ömrüm, İkinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye'sinde değişen toplum yapısını, köyden kente göcü, insan emeğinin, azminin, çalışkanlılığının önemini, gurbetliği, doğduğu topraklara bağlılığı, toprakla ve şartlarla olan mücadelesini, insan ömrünün faniliğini konu alır. Eser, Gülpaşa Çavuş'un oğlunun ağzından aktarılır. Bu isimsiz anlatıcı, iki oğlu ve eşiyle çekirdek bir ailedirler. Bu aile geçimlerini toprakla uğraşarak sağlamaktadırlar. Bir gün Gülpaşa Çavuş'un oğlu bir ahlat ağacının dibinde dinlenirken Muhtar Halil'in tarlasının yanında atıl vaziyette duran araziye gözü takılır. Bu arazi içinde bulunan Islak Kaya'yı görünce bu kayanın altında su olduğunu düşünür. Hem kendi kurak tarlasına su çekmek hem de atıl arazi içerisine çeşit çeşit meyveler dikerek güzel bir meyve bahçesi haline getirmek ister. Gülpaşa Çavuş'un oğlu ve ailesi bu amaç için canını dişine takar. Bunu başarabilecekler mi acaba ? Okuyup görebilirsiniz. Beyhude Ömrüm, adına yakışır bir kitap. İnsan ömrünün beyhudeliğini çok güzel anlatıyor. Yazarın yalın dili ve sanki basit cümlelermiş gibi gözüken ama içerisinde çok fazla şeyler barındıran cümleleriyle oldukça akıcı bir olay örgüsüne sahip. Ben çok severek okudum. Sizlerinde bu güzel eseri okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201910,1bin okunma
Sarıkamış
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
#ServetKoşar'ın kaleminden #Sarıkamış eserini #okudumbitti Yazar eser'in kapağında şöyle bir ifade kullanmış : ‘’ Hesabı Sorulamayan Bir Felaketin Hazin Öyküsü diye bu dünyada belki bu mümkün olabilir lakin yaklaşıp 100.000 Mehmet'in ölümüne sebep olanlar Mahkemeye Kübra'da hesabını tane tane vereceklerdir. Lakin tarihin akışına baktığımızda sebep olanlar bu dünyada da bedelini ödediklerini görüyoruz. Sarıkamış vakası büyük bir hüzündür. Osmanlı'yı 1.Dünya Savaşı'na sürükleyen İttihat ve Terakkinin üçlü grubu olarak ifade edilen Talat , Enver ve Cemal Paşalar Osmanlı'nın yıkımına gidecek süreci hızlandırıp ve yıktılar. Kafasında kurduğu hayal dünyasında yaşayan ve ihtiraslı ve egosu tavan yapan Enver Paşa, makam, şöhret için Allahuekber Dağları’nda Mehmetçiğin kıyımına neden olan Hafız Hakkı Paşa ve onun yanındakileri, tarih ve müslümanlar tarafından hiçbir zaman affedilmeyeceklerdir. Eseri okurken yüreğin daraldı, kalbim sıkıştı, gözlerimden göz damlaları kendiliğinden aktı. Makam ve ihtirasları yüzünden Mehmetçiklerin beyaz örtülerin üzerinde donarak kurtlara, kuşlara yem olmalarını hangi yürek kaldırır. Bu olayı anlatmaya ne harfler ne kelimeler ile cümleler yeter. Biz ne kadar anlatmaya çabalarsak bile, bu hüzün dolu olayı anlatamayız. Yazarda Sarıkamış eserini bu anılar üzerinden kaleme almıştır Ancak yaşayanların dilinden olayı yaşayan ve anılarında bunu ifade edenlerden dinleyelim. ️Enver Bey kararlı ve sabırsızdı, rütbesi uygun değildi, yaşı da otuzikiydi. Yaşını büyütmek olanaksız olsa da rütbesini düzeltmek mümkündü. Trablusgarp'taki hizmetlerinden dolayı Kıdemine üç yıl eklendi ve albaylığa yükseltildi. Yeni çareler düşünülürken Harbiye Nazırı İzzetpaşa görevden alınır. Bu sırada Enver Bey'in Balkan harbindeki üstün hizmetleri göz önüne
Edebiyat
SarıkamışServet Koşar · Arel · 201612 okunma
Reklam
Reklam