Ben hayatın düzenine çomak sokarım :))
Puan vermedi·160 syf.·
2026 12. kitabı
“Okul bitti, güzel bir iş bul, sonra düzenli bir ilişki, birikimini yap, evlen, kariyer sahibi ol, ve bir aile kur.” Diye dayatılan toplumsal düzen sıralamasına kafa atmış, baba figürü aracılığıyla otoriteye kafa tutmuş bir adam. Henry Chinaski… Toplumun bize ölçüp biçtiği elbiseyi üzerimizden çıkarıp, ismimizin önüne gelen ünvan etiketini de attıktan sonra geriye bizden nasıl biri kaşır diye düşününce gözümde bu karakter canlandı. Hepimizin toplumsal normlar örtüsü ile sarıp sarmalanmadan önceki çıplak halimiz aslında. Sistemin bir parçası olmamış, olmamak için de direnmiş, hayatı zevk aldığı şeyleri yapmakla devam ettirmiş, gündelik işlerde hayatta kalacak kadar çalışmış, okurken yer yer özenip ‘oh ne güzel hayat’ dediğimiz, yer yer bunalıp, ‘böyle de nereye kadar’ diye sorduğumuz bir karakter Henry… Çoğunlukla yapmak istediğimiz ama yapmaya hiç cesaret edemediğimiz bir şeyi yaparak, sisteme de, düzene de, toplumsal kurumlara da, önemsemek zorunda olduğumuz ne varsa hepsine küfür etmiş ve kendi düzenini kurmuş bir anarşist… Ben kitabı okurken şöyle hayal ettim; Eski salaş bir barda, hayat tecrübesi yüzünden okunan, yaşlanmış ama yaşamaktan zevk almaktan bıkmamış bir adamın, bana hikaye anlatıyor, karşılığında tabi ki bira ısmarlarsam :)) Akıcı gündelik bir anlatım, yormayan bir dil. Keyifli, eğlenceli, bol güldürmeli, yer yer düşündürmeli bir kitap… Sevdim :)
1000Kitap
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,546 okunma
8/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 21:02
Dört Zait(++++) Alıntı yapacağım kısa hikayeden vesileyle bu kitapla ve Sait Faik’le tanışmak için geç kalmışım diyorum. Samimi, akıcı, doğal bir üslup. Çok hızlı ilerledi ki uzun zamandır kitap okumakta zorlanıyordum. Bu bu döngümü kırmış oldu. Tabii herkes için aynı tadı ve sonucu vermeyebiliri de göz önünde bulundurmayı unutmayalım. İyi okumalar. *spoiler* “Yolda bir cigara yakmak canınız istese, kibritiniz de olmasa, gidip de kimden yakarsınız? Bir yol sormanız lazım gelse, kime sorarsınız? Bir kalabalığın toplandığı yerde, ne oldu acaba, diye kime dersiniz? Ben öyle adamlardan biriyim.” Dört Zait hikayesinde Sait Faik böyle söylemiş. Gerçekten var böyle tipler ve ben de bunlardan biriyim. Hep merak etmiştim sebebini. Acaba dışarıdan çok mu tehlikesiz kendi halinde biri gibi duruyorum ya da her şeyi bilen “yetkili bir abi” gibi mi duruyorum diye sorguladığım olmuştu. Şu an sorgulamıyorum tabii ama Sait Faik’in de bunun üzerine düşünmüş ve şunları yazmış olması hoşuma gitti; “Ama şunu da bilirim ki insanoğlu tanımadığı insanoğluna bir şey sormak için, yirmi kişiden seni seçtigi zaman kendine göre birtakim hesaplar yapmıştır. Bu hesaplar da psikolojik hesaplardır.” “Neden bir sürü gencin arasından seçiliriz? iyi adamiz da ondan mı? Sanmam... iyi adamız diye seçilmemişizdir. Kendisine sual sorulması münasip görülmüşüzdür: Yuzümüz iyi bir yüz müdür? Ne münasebet! Başka bahaneler bulmalıyız; elbisemiz mi eskimiştir; potinlerimiz mi boyasızdır? Gözümüzde hafif bir budalalık, halimizde bir tahammül, burnumuza eğrilik, yanaklarımıza bir bönlük mü oturmuştur? Yoksa, kravatımız düğüm yerinde bir parlaklık mı vardır?Muhakkak bir sey vardır. Yahut da pek avareyizdir. Otomobilden atlayıp vapura dogru seğirten bir adamı tutup sual sorulur mu? Yahut da kaşlarını çatıp ağır
Hayata Dair
Mahalle KahvesiSait Faik Abasıyanık · Yapı Kredi Yayınları · 20259,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Aslında fazla kitap incelemesi yapmayı düşünmüyordum ama hem sıkı okurluk için hem de kitapla ilgili bir konuyu tartışmak istediğim için burada yer vereceğim. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Aşk, uğruna ölmeye değecek bir şey değil. Biliyorum kitabın olayı zaten bunu aşırı dramatik ve romantik şekilde anlatması. Neticede bu bir hikaye. Bu sebepten dolayı yazarı eleştirmiyorum. Fakat kitap Almanya'da trend haline geldikten sonra gençlerin bu kitabı okuyup intihar etmelerini manasız buluyorum. Aşkı daha önce dolu dolu yaşadım. Mutluluğunu da acısını da. Bugün baktığımda saçma gelen şeyler de yaptım. Özellikle ergenlik yaşlarında insanlar bu tip hatalar yapabiliyor. Alkol kullandım, işe gitmediğim oldu (o zamanlar yazın garsonluk falan yapıyordum), hatta haftalarca yataktan çıkmayıp yemeden içmeden kesildiğim oldu. En kötüsü de kendime yaptığım haksızlıktı. Onun istediği gibi birisi olmaya karar verdim. Kendimi yenilemeye çalıştım. Sanki daha farklı olduğumda tekrar olabilecekmiş gibi. Geri döneceklermiş gibi. Döndüler de bir noktada (istisnasız herkes dönüyor en azından şahsi tecrübem böyleydi) ama döndüklerinde ben istemedim. Ya da bir şeyler yanlış geldi. Belki de bu, insanın kafasında birini idealleştirdikten sonra tekrar onu silmesiyle alakalı. Bunu onarmak zor artık. Bir de insan eski sevgilisini özlerken aslında mutlu olduğu anıları özler ama çoğu durumda esasen iş o kırılma noktasına gelmişse büyük olasılıkla oradan sonra ya onarılacak ya da çökecektir. Çökmüş bir harabeyi aynı kırık parçalarla eski güzelliğine kavuşturamıyormuşuz maalesef. He yine de "vah vah keşke yapmasaydım" diyemem. Çünkü hataları aşarak insan belli bir noktaya gelebiliyor. Bugünkü halimizi geçmişteki hatalarımız inşa ediyor. Olgunlaşmak aslında bu kontrolsüzlüğün üstesinden
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,3bin okunma
İnsan ruhuna ait ne varsa pek yavaş yol alır.
10/10
·192 syf.·
2025 5. kitabı
Gülcan Özer kimdir? Psikiyatrist / Çift - Aile Terapisi 1990 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1998 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden Psikiyatri uzmanlığını almıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda çalışmış, çeşitli klinik çalışmalara ve eğitimlere katılmıştır. Aşkta, evlilikte, ilişkilerde valizimizde getirdiklerimiz... "Okuyacaklarınız, âhir ömrüme yaklaşmış bir kadının biriktirdikleridir." Hikayeden alınan lezzet her yaşta farklı olabilir mi sahiden? Bu kitabı okuduğum 20'li yaşlarımda anlamaya çalıştığım kimi zaman anlamlandıramadığım süreçler 30'lu 40'lı 50'li yaşlarda değişebilir, değişmesi de kaçınılmazdır diye düşünüyorum. İnsan bir şeyi yaşamadan, onun hakkında yorum yapmakta acele etmeye meyilli bir varlıktır ve bu da belki onun yaratılışıdır, bilemem... Hikâye "Aşk" nedir sorusu ile başlıyor. Uzun bir sonsöz ile son buluyor. Ben sonda söyleyeceğimi baştan söylemeyi kendime düstur edinmiş biriyim. İnsanın kendini tanıması, kendi ile "ahbap" olması, ne istediğini ne istemediğini bilmesi, bilindik yerde kalması, açık denizlerde yolculuğa çıkamaması nelere bağlıdır? Hayat denen şu tiyatroda figüran mı olacağız yoksa hikayenin kahramanı olarak mı yer alacağız bu sorulara cevap arıyoruz, hep birlikte. Aşk öyle kendiliğinden gelişir, bir seçim, tercih değildir. Sevgi ise, büyütüp yeşertilen, emek verilen hem de zorlu bir süreçtir, kıymetlidir. Kimi sevebileceğimizi seçebiliriz diyor Gülcan hoca aslında. Ve fakat sevgi de acı gibi gelip geçicidir. Hayatta her şeyin olduğu gibi, bu farkındalığa ulaştığımızda da "temkinli sever" hale geliriz vurgusu var ki buna da tecrübe denir mi, bilemem? Evlilik; aşk irtifa kaybettiğinde, dozu düştüğünde yapılmalıdır. Çünkü "aşk"
Psikoloji
Herkes Kendi Hayatının KahramanıGülcan Özer · Doğan Kitap · 2016903 okunma
Puan vermedi
Saatleri ayarlama enstitüsünü okudum ama pek beğenmedim kitap hayri irdal ve hayati bey üzerine yazılmış yani bir insanı tanıdıktan önceki halimiz ve sonraki halimiz kısaca kürk mantolu madonnadaki Raif bey hali ancak kitaptaki duygular ne yazıkki bana tam geçmedi bir insanın yıkımı ve dirilişi daha güzel anlatabilirdi kitapta Abdullah zamani karakterinin yaratılışı yani bir yalan karakterin ortaya çıkarılması bana yalanın savunulması ve yalan bir işle insanların kaldırılması gibi geldi bu yüzden yazarın yalanın savunduğunu ve yalan bir işle insanın kandırılıp oyalanacağını tasvip ettiğini düşündüm   gerçekçilik varken yalan savunması yapmaya gerek var mı tam bilemedim Evet gelelim kitabın ne düşündürdüklerine yazar ilk önce insan insanın cehennemidir diyerek güzel bir düşünce atıyor ortaya çünkü şu dünyada olan her şey in sebebi ne yazıkki biziz evet dünyayı yok eden biz insanoğluyuz savaşlar açlıklar sokakta yatan çocukların sebebiyiz her insan dünyanın iyiliğe güzelliğe gitmesinde kendisini vazifeli saymalı yapılan her işi bir başka güzel bir iş takip etmeli bazen ilk başta kendimizi sonrada diğer insanları oyalamasını bilmeli ama ortaya gerçek bir iş ortaya çıkartmalı ve giderken arkada bir güzellik bırakıp öyle veda etmeliyiz kitaptaki alıntılar güzel ancak alıntıların mükemmel olması kitabında mükemmel olduğunu göstermez kitap beni sarmadı kitap fikir ve kurgudan oluşur alıntılar ise o kitabın süsüdür her alıntısı güzel kitap güzel roman anlamına gelmez hayati bey bir şeyler yapmak ve gerçekleştirmek istiyor ama işte yarıda kalıyor kitapta yarıda kalıyor yani kitabın özeti şu alıntılardır diyebiliriz Yalana ancak yalanla karşı konabilir. Vaktiyle ne kadar masum yalanlar söylermişiz İnsanla uğraşmak çok güçtür ve zaman ister. Mesele vaziyeti iyi
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma
Matt Haig'in Kendine Düşünceleri
4/10
·272 syf.··
2023 1. kitabı
Açıkçası ilk başladığımda bu kitap, bana fazlaca sıkıntıdan kitap yazıp kitlelerden para silkeleyen vasıfsız tanınır insanların yazdığı kitaplardan biriymiş gibi bir his verdi. Hatta bu incelemenin başlığını çoktan belirlemiştim bile. ‘’Matt Haig’i rahatlatan, beni geren düşünceler.’’ Bu başlığı hak eden kısımlardan biri de daha 10. sayfada karşımıza çıkan ‘’Sorun Yok’’ başlıklı kısım mesela. ‘’Kendini kötü hissetmede sorun yok’’ diye başlayan bu kısımda hayatımızda sorun teşkil ettiğini düşündüğümüz ve çoğunlukla da sorun olan duyguların, durumların ve hislerin cümleleştirip sonuna ‘’sorun yok’’ kelime grubunu eklemiş ve çok da yararlı olmayan o manasız bölümlerin ilkini eklemiş kitaba. Mesela sayfa 43’teki ‘’Endişe ediyorsanız, etmeyin.’’ tavsiyesi, ‘’Sadece kendine güven’’ minvalinde bir tavsiye olmuş. Veya sayfa 77’deki koca bir sayfaya tek başına yazılmış ‘’Ulaşılacak hiçbir dış görünüş makarna yememeye değmez.’’ cümlesi bana ‘’Sen bir pizza değilsin’’ cümlesini hatırlattı. Bir başka örnek de sayfa 149’da koskoca bir sayfada bir başına duran ‘’Buradasınız, bu kadarı yeterli.’’ cümlesi. Sayfa 225’te yalnız başına takılan ‘’olmak>yapmak’’ cümle bile değil… Bölümden ziyade kendi için yararlı olabilecek ama herkese iyi gelmeyecek tavsiyeler de var. Mesela sayfa 98’deki ‘’ Kötü bir günü güzelleştirmek için ipuçları’’ adlı kısımda ‘’Yapmak istemediğiniz can sıkıcı bir şey varsa iptal edin, hemen.’’ tavsiyesine uyabileceğimiz bir ütopyada yaşamıyoruz hiçbirimiz. Yazar, bu ve bunun gibi kısımların sorumluluğundan kitabın hiçbir amacı olmadığını belirterek kurtulmaya çalışmış ama sonuçta bu basılmış, ticari getirisi olan bir kitap; yazarın başucuna koyup uyuduğu bir not defteri değil. Yani sorumluluk hala yazarın ve bu şekilde romantize edilmesi bu eleştirilerden azad
Edebiyat
Rahatlama KitabıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20225,6bin okunma