"Ve biz, ham ruhlar, yabani ruhlar, bir türlü pişemiyoruz. Derimizde hafif bir ılıklık duysak yandık sanıyoruz. İçimize küçük bir kurt girse yedi mahalleyi ayağa kaldırıyoruz." (Tohum)
Yıllar yılı hacıdan, hocadan duya duya düşünmeden içine yerleşmiş olan dinsel öğütlerin yavaş yavaş, birer ham sıva gibi döküldüğünü görüyordu. Yudumladığı rakısını masaya koydu. Peki ama, bütün bunları Ulu Cami’nin, Tahtalı Cami’nin, öteki camilerin kocaman kocaman sarıklı hocaları, din uluları bilmiyorlar mıydı?
Reklam
Baltasar Gracian
İyi karakter doğanın meyvesidir. Ne çok olgunlaşıp çürüsün ne de ham kalsın. Karakteriniz görmüş geçirmiş olsun ama paradokslarda boğulmasın. Bazen iki insanın arasındaki fark bir insanla bir hayvan arasındaki farktan bile büyüktür. Özde olmasa da belli şartlar altında, karakterle ilgilidir bu farklar. O zaman karakteri de yontmak lazım.
Felsefe
Filtrelenmemiş, ham ve saf bir şey.
Güzelliği bir hile, bir katakulli, kozmetik bir yalan gibi görürler­di. Bu kayıtsızlığı biraz olsun ifade eden terimlerden biri, iltifat ola­rak birine "ham elmas" denmesidir; yani kömür parçası gibi görü­nen bir cevher! Kendi kendilerine keşfettikleri Güzellik, direniş ve dayanışmayla yakından ilintili, görünmez bir şeydi.
Güller kızarır şerm ile ol gonce gülünce Sünbül ham olur reşk ile kâkül bükülünce
Sayfa 31 - AYYILDIZ YAYINLARI, 1994 ~Fitnat Hanım·Kitabı okudu
Reklam
Reklam