Her seçim yeni bir umutla gelmiş, sonra eski tas eski hamam oluvermişti. Zaman zaman gelen vekiller, halkı toplamış, ya sigara kutularının arkalarına ya da beyaz kağıtlara yazdıkları dileklerle çekilip gitmişlerdi. "Ne anlayışsız insanlar" diyeceği geliyordu fakir fukaranın. Anlayışsız, çünkü halkın dertleri belliydi: Daha iyi yaşamak. Un, bulgur, mercimek, fasulye, yağ, ekmek, insan gibi yatılıp kalkılan evler, yatak yorgan, kışa karşı soba, hiç olmazsa mangal.... İstekleri buydu ama, nedense hiç bilmedikleri bir dilmiş gibi, yazdıkları halde, Ankara'ya gittiler mi, unutuveriyorlardı.