Harekâtı gemisinden izleyen Hamilton, sonradan Gelibolu Hatıraları'nda şunları yazacaktı: "İndirdiğimiz onca vahşi darbeye rağmen, gebe dağlar hâlâ Türk doğurmaktaydı.
Sayfa 102
General Hamilton
“Bir komutan için en büyük düşman, etrafa korku salan kimsedir. Türkler, gerçekten cesur ve görüldükleri yerde dehşetli korku yaratıyorlar. “
Reklam
Clive Hamilton küresel ısınma gerçeğiyle yüzleşmemizi engelleyen tüm inkâr biçimlerini inceler. Ona göre bunların en önemlilerinden biri bilişsel uyumsuzluk olgusudur; bu olguyu 1950'lerde ABD'de faaliyet gösteren bir tarikatın hikâyesiyle örneklendirir. Marian Keech adında bir kadın guru, dünya dışı bir varlığın kendisine Kıyamet Günü'nün yakın olduğunu bildirdiği mesajlar aldığını iddia ediyordu. Bir kıyamet tufanı yakında insanlığı vuracaktı ve insanların bundan kaçması için dünya dışı varlık 21 Aralık 1954 günü gece yarısı inananları toplamak üzere bir uzay mekiği gönderecekti. O gün geldi, tarikatın müritleri toplandı, fakat gece yarısı olduğunda kimse onları almaya gelmedi. Tahmin edebileceğinizin aksine tarikat üyeleri ne hayal kırıklığına uğramışlardı ne de umutsuzluğa kapılmışlardı; hatta tam aksine! Bir an evvel heyecanlarını medyayla paylaştılar: Dünya dışı varlık, bir grup müridin yaydığı ışık sayesinde nihayet insanlığı kurtarmaya karar vermişti. Tarikatın yaptığı ettiği her şeyin boş olduğunu düşünen şüpheci insanlara karşı Marian Keech, her şeye rağmen insanlığı kurtaran şeyin müritlerinin adanmışlığı olduğunu iddia etti. Mit, gerçeklerden daha güçlüdür. Meadows'a göre, “gerçekte ne olup bittiğini bilmek istemiyoruz, halihazırda sahip olduğumuz birtakım izlenimlerin doğrulanmasını istiyoruz. "Mesela iklim şüphecileri, aslında gerçek anlamda şüpheci değillerdir, ciddi bir analize tabi tutabilecekleri gerçekleri aramazlar; aksine, kendi dünya görüşleriyle çelişen her şeye karşı çıkarlar önce, sonra da bu reddi haklı çıkaracak nedenler ararlar. Hatta daha da ileri giderek gerçek bir kolektif "aktif” inkâr girişimi örgütlerler. Sanayi dünyasının bazı büyük aktörleri, düşünce kuruluşlarını (thinktanks) finanse ederek, son derece sağlam bazı bilimsel
Sayfa 142·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Bak 1791'de Hamilton ne demiş:"Yatırım yapan yabancılara rakip gözüyle bakmayalım.Onlar işimizi genişletiyor, ülkemizin kalkınmasına yardımcı oluyor."
Analizine karşı direnç sergilemeyen analizan yoktur. Bu, Sigmund Freud'un "konuşma tedavisi"ni keşfetmesinden bu yana bilinmektedir. Bütün hastalar, psikanalizin ruhsal çatışmalarıyla ve kaygıyla başa çıkmak üzere geliştirmiş oldukları savunmaları ellerinden alacağını, onları bu çatışmalarla yüzleşmeye ve bunlarla bağlantılı kötü duygular yaşamaya zorlayacağını sanırlar. İşte bu yüzden analistin, kendi iç dünyalarında olup bitenlere ilişkili yorumlarını "işitmeye" karşı direnç gösterirler. Hamilton gibi, yardım istemeye ve analistin ücretini ödemeye devam ettikleri halde, mutsuz edici duyguları bastırmak üzere kendi bildikleri yoldan şaşmazlar.
Sayfa 65
Bilmek yetmez hissetmek gerek
Hamilton'un geçmişine dair aklıyla bildikleri, tekrarlayan davranışlarını değiştirmesine yol açamamıştı. Duygusal bir içgörü olmadığında gerçek bir terapötik değişim mümkün olmaz.
Sayfa 39
Reklam
Reklam