400 yıl önce yazılmış dizelerin bugün bize hala bir şeyler söyleyebilmesi ne acayip. O günden beri aklımdaydı başta Hamlet olmak üzere,Shakespeare külliyatını daha önce okuduklarım da dahil olarak baştan bir hatmetmek. 400 yıl önce yazılmış şeyler bugün hala bunca geçerliyse, bana zamanında anladığımın ötesinde yeni bir şeyler söyleyecekleri de kesin.
Uzun süredir okuduğum en güzel, beni en çok derinden etkileyen ve olağanüstü akıcılığa sahip bir kitaptı.
Yazarın anlatım tarzı kendine has olduğu için ilk sayfalar kitabın içine girmekte biraz zorlansam da sonrasında gayet güzel ve akıcı bir şekilde ilerledi. Karakterler bir anda sizi içine çekiveriyor ve ne olduğunu anlamadan sayfaları hızlı hızlı çevirirken buluyorsunuz kendinizi.
Hamlet tiyatrosunu okumuştum tabi ki ama asla böyle bir etki bırakmamıştı üzerimde. Hamnet okurken sizi derinden yaralayacak, yaralansanız bile elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir etki yaratacak.
Filmimin de olduğunu öğrendim, filmini de izlemek için sabırsızlanıyorum.
Dünya klasiklerinin en önemli bir başyapıtı ve tiyatro eserini okumanın hazzını yaşadım. Zira okuyanlar bu zevki bilir. Eser, William Shakespeare in diğer eserlerindeki tarzını burada da yansıtıyor. Konusuna gelince, babasının ölümünün ardındaki sırrı öğrenen genç prensin intikam arzusu ve çabaları etrafında örülüyor. Danimarka sarayında geçen hikaye, ihanet, entrika, taht savaşları, delilik ve tam bir ahlak hikayesi. İnsan psikolojisinin derinliklerine inmeyi başarmış olan bu eser okurlarına çok şey katacak diyebilirim. Sürükleyici ve akıcı tarzı ile geçmişten geleceğe uzanacak ve daha çok uzun yıllar okunacaktır şüphesiz. Keyifle okunsun.
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,4bin okunma
Hamlet‘i okurken beni en çok etkileyen şey olaylardan çok karakterlerin iç dünyası oldu. Hamlet’in sürekli sorgulaması, doğru olanı yapmak isterken kendi düşüncelerinin içinde kaybolması bana oldukça gerçek geldi. Bazen insanın en büyük engelinin karşısındaki kişiler değil, kendi zihni olabileceğini gösteren bir karakter.
Bu kitap bana, adaletin, vicdanın ve karar vermenin aslında ne kadar zor şeyler olduğunu düşündürdü. Shakespeare yüzyıllar önce yazmış olsa da Hamlet’in yaşadığı ikilemler bugün bile tanıdık geliyor.
Bazen bir kitabı sevmek için karakteri anlamak yetiyor; Hamlet’i sevmek için ise biraz kendini anlaman gerekiyor.
"inanma istersen yıldızların yandığına,
güneşin döndüğüne inanma,
doğrunun ta kendisini yalan bil,
ama seni sevdiğime inan ophelia.
canım ophelia, beceriksizim şiir yazmakta,
içimdekini kalıba dökme sanatım yok, 
ama çok, her şeyden çok seviyorum seni, 
inan bana ve tanrıya emanet ol.
canı elinde kaldıkça sevginle yaşayacak: 
hamlet."
SHAKESPEARE OKUMALARI
ATAOL BEHRAMOĞLU
Ataol Behramoğlu, edebiyat tarihinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilen Shakespeare hakkında pek çok yazı kaleme alınmış olmasına rağmen, onun oyunlarının dil ve anlatım özelliklerini, kurgu içindeki serbest çağrışımlarıyla birlikte ele almak istemiştir. Bu eserinde temel amacı, Shakespeare’in oyunlarının yalnızca tiyatro kurgusu üzerinden değil, içerdiği düşünsel sorunlar, şairliği ve bir düşünür olarak ortaya koyduğu metaforlar ve özdeyişler üzerinden de değerlendirmektir.
2017 ve 2021 yılları arasında çeşitli dergilerde yayımlanan 20 yazının bir araya getirilmesiyle oluşan bu kitap, Shakespeare üzerine ezbere dayalı yorumlardan uzaklaşmayı amaçlar. Behramoğlu, Shakespeare’in oyun yazarlığını mümkün olduğunca içselleştirerek kendi kişisel izlenimlerini, sorularını, beğenilerini ve eleştirilerini okuyucuyla paylaşır.
Behramoğlu, Shakespeare’in Hamlet oyunu için her yerde rastlanabilecek bir trajedinin, büyük ustalıkla işlenerek benzersiz bir esere dönüştürüldüğünü söyler. Shakespeare’in eserleri ne zaman okunursa okunsun farklı şekillerde idrak edilip yeniden değerlendirilebilir. Tekrar okuma isteği uyandırmasının sebebi ise kurgusundaki özgürlük ve akıcılıktır. Shakespeare dili yalın ama güçlü bir kılıç gibi kullanır; olay örgüsü okuru içine çeker ve kişi kendisini adeta oyundaki kahramanlardan biri gibi hisseder.
Macbeth üzerine yaptığı değerlendirmelerde Behramoğlu, Shakespeare’in kadınlara karşı ön yargılı olduğu yönündeki düşüncelerden bahseder. Metinde pek çok yerde erkek karakterlerin yüceltildiğini, Lady Macbeth’in kişiliği övülürken bile kullanılan dilde sert ve zehirli bir taraf bulunduğunu ifade eder.
Romeo ve Juliet oyununun Shakespeare’in ilk dönem eserlerinden biri olduğunu ve sanki biraz aceleyle