Günlerle ölen hâtıralar… her şey râkid, Her bir şeyi pür-hande yapan mâzî-i mes’ûd… Bir lahza sevilmiş, unutulmuş, keder-âlûd…
Sayfa 96
Şiir
Gülün Adı...
(...) Serbest tedailerle ilerliyoruz… Ben: Vücudda olan ben, benek, siyah nokta… Hindû: Vücudda olan ben. Hindliler gibi pek esmer adam. Zuhal, Satürn… Hande: Gülme, gülüş.. “Ben” kelimesinin ikili anlamı gibi, Türkçe “gül” kelimesi de hem “gülmek” fiilinin köküdür, hem de “gül” bitkisi için kullanılır. Bu iki mânânın bir arada olduğu bir eser, Umberto Eco’nun “Gülün Adı” adlı romanıdır. Eco bu eserinde, Ortaçağ’da Kilise’nin “gülme”ye aşırı karşı olduğunu, sırf bu yüzden Aristo’nun gülme ve gülüş hakkında yazdıklarını dahi yasakladıklarını anlatır. Yasaklamak, “gülün dikeni” kabilindendir. Nitekim “gül” anlamına gelen “dâbî” kelimesi, “kapıya konulan yassı enli demir, sürgü” anlamına gelen “dabbe” ile aynı soydandır…
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998), DANTE'NİN YOLCULUĞU -II- (İlâhî Komedyadan Tilki Günlüğüne)
Akademya Yazıları
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayat sefil bir şakadır evet
Gülünç bir tarafı da vardı bütün yaşananların; dünyanın efendisi olmak için kıçını yırt, çal, kazan, kaybet, dolandır, ez, ezil, intikam al, uzlaş ve sonunda, en sonunda, şanslıysan bir kalp kriziyle, değilsen, kıçına yapışıp kurumuş boklarını temizlemekten aciz bir halde, çeneni titrete titrete geberip git. Üstelik de Allah sana akıl vermişken... Insanın kahkaha atası geliyordu. "Hayat sefil bir şakadır," derdi Devrim'in babası Hüsnü Amca, "gölgelerin peşinden, gölge olduklarını bile bile av köpekleri gibi koşar dururuz." Neredeydi Hüsnü Amca? Bakındı, göremedi.
Cenazelere gidiyor, henüz gerçekleşmemiş ölümümüz için yas tutuyorduk. Baktığımız kendi sonumuzdu, gördüğümüz de kendi korkularımız...
Yaşadığımız doğayı korumayı bile beceremiyoruz evet
İnsanın üstün bir varlık olduğu da koca bir palavradan ibaretti, bu dünyadaki en zavallı, en aciz yaratıklar bizdik. Bir parça, sadece küçücük bir parça şansımız olsaydı aslan, kaplan, gergedan ya da eşek olarak gelirdik yeryüzüne. Her gün hayatı yeniden öğrenmek zorunda kalmadan...
"Yadında mı doğduğun zamanlar? Sen ağlar idin, gülerdi âlem Bir öyle ömür geçir ki, olsun Mevtin sana hande halka matem." (mevt, ölüm; hande, gülüş anlamına ge-lir) Evet biz doğduğumuzda ağlıyorduk, ama ailemiz sevinçten havalara uçacak gibiydi. Şairin teklifiyse şu; Öyle bir hayat yaşamalıyız ki, vefat ettiğimiz gün, ailemiz bizim için ağlarken, bu kez biz mutluluktan havalara uçabilelim.
Alıntı